Kanada Hükümeti’nin açıkladığı yeni Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, ülkenin önümüzdeki on yıl boyunca yapay zekâ teknolojilerini nasıl geliştireceğine ve kullanacağına ilişkin kapsamlı bir yol haritası sunmaktadır. Başbakan Mark Carney tarafından duyurulan strateji, yalnızca teknolojik gelişimi hızlandırmayı değil, aynı zamanda Kanada’nın ekonomik rekabet gücünü artırmayı, nitelikli insan kaynağını ülkede tutmayı ve yapay zekâ alanında daha bağımsız bir konuma ulaşmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte strateji, yapay zekâ güvenliği, istihdam kayıpları ve düzenleyici çerçeveler gibi kritik konularda bazı belirsizlikler içermesi nedeniyle tartışmaları da beraberinde getirmiştir.[i]
Stratejinin en dikkat çekici yönlerinden biri, “teknolojik egemenlik” kavramını merkeze yerleştirmesidir. Son yıllarda özellikle Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) yaşanan siyasi gerilimler ve Kanada’nın kritik dijital altyapılarda yabancı şirketlere bağımlı olması, Ottawa yönetiminin teknoloji alanındaki kırılganlıklarını daha görünür hale getirmiştir. Strateji belgesinde Kanada’nın hassas verilerinin önemli bir bölümünün yabancı ülkelerde depolandığı ve bazı kritik yapay zekâ altyapılarının Kanada mülkiyetinde olmadığı açık şekilde ifade edilmektedir. Bu nedenle hükümet, ulusal kapasitenin artırılmasını yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir güvenlik meselesi olarak değerlendirmektedir.
Bu bağlamda Kanada Hükümeti, araştırmacılar ve işletmeler tarafından kullanılabilecek büyük ölçekli bir kamu süper bilgisayarı kurmayı planlamaktadır. Ayrıca ülke içinde faaliyet gösterecek yapay zekâ veri merkezlerinin desteklenmesi ve 2030 yılına kadar hesaplama kapasitesinin önemli ölçüde artırılması hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, son yıllarda birçok devletin dijital altyapıyı ulusal güvenliğin ayrılmaz bir unsuru olarak görmeye başlamasının bir yansımasıdır. Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi için gerekli olan veri işleme kapasitesinin büyük ölçüde birkaç küresel teknoloji şirketinin kontrolünde bulunması, orta ölçekli ülkeleri alternatif modeller geliştirmeye yöneltmektedir.
Kanada’nın yapay zekâ alanındaki en önemli sorunlarından biri ise nitelikli insan kaynağını ülkede tutamamasıdır. Ülke, yapay zekâ araştırmalarında dünyanın öncü merkezlerinden biri olmasına rağmen yetiştirdiği uzmanların önemli bir kısmı kariyerlerini ABD’de sürdürmektedir. Yapay zekâ alanında küresel ölçekte tanınan birçok araştırmacının Amerikan teknoloji şirketlerinde çalışması veya şirketlerini ABD merkezli kuruluşlara satması, Kanada’da uzun süredir tartışılan bir “beyin göçü” sorununa işaret etmektedir.
Bu nedenle strateji kapsamında araştırma burslarının artırılması, üniversitelerde yeni araştırma kürsülerinin kurulması ve yüksek nitelikli yabancı uzmanlar için hızlandırılmış oturum mekanizmalarının geliştirilmesi planlanmaktadır. Kanada’nın bu yaklaşımı, yalnızca yerli yetenekleri korumayı değil, aynı zamanda küresel yapay zekâ rekabetinde yeni uzmanları ülkeye çekmeyi de amaçlamaktadır. Özellikle son yıllarda ABD’de göç politikalarına ilişkin yaşanan belirsizlikler, Kanada için uluslararası yetenekleri çekme konusunda önemli bir fırsat yaratabilir.
Stratejinin ekonomik boyutu da dikkat çekicidir. Hükümet, Kanada merkezli yapay zekâ şirketlerine yönelik 500 milyon Kanada dolarlık yatırım fonu oluşturmayı planlamaktadır.[ii] Bu yatırım modeli, devletin bazı şirketlerde hisse sahibi olmasına da imkân tanıyacaktır. Böylece kamu kaynaklarıyla desteklenen yenilikçi girişimlerin ekonomik getirilerinden devletin de doğrudan yararlanması hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, son yıllarda teknoloji sektöründe devlet destekli kalkınma modellerinin yeniden önem kazandığını göstermektedir.
Yapay zekânın iş gücü piyasasına etkileri ise stratejinin en tartışmalı alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Belgede yapay zekâ yatırımlarının sonucunda yaklaşık 250 bin yeni iş pozisyonu oluşturulacağı belirtilmektedir.[iii] Ancak aynı belge, otomasyon ve üretken yapay zekâ uygulamalarının hangi sektörlerde ne kadar istihdam kaybına yol açabileceğine ilişkin herhangi bir tahminde bulunmamaktadır. Bu durum, hükümetin yapay zekânın ekonomik fırsatlarına vurgu yaparken potansiyel maliyetlerini ikinci planda bıraktığı yönünde eleştirilere neden olmuştur.
Aslında uluslararası araştırmalar, yapay zekânın özellikle rutin ve tekrarlayan görevleri içeren meslekler üzerinde dönüştürücü etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Muhasebe, müşteri hizmetleri, veri işleme ve bazı idari görevlerde çalışanların önemli bir kısmı otomasyondan etkilenebilir. Buna karşılık yazılım geliştirme, veri bilimi ve ileri teknoloji mühendisliği gibi alanlarda yeni iş fırsatları ortaya çıkması beklenmektedir. Dolayısıyla yapay zekânın toplam istihdam üzerindeki etkisi yalnızca yaratılan iş sayısıyla değil, kaybedilen meslekler ve dönüşen sektörlerle birlikte değerlendirilmesi yararlı bir yaklaşım olacaktır.
Stratejinin önemli hedeflerinden biri de yapay zekânın günlük yaşamda daha yaygın kullanılmasını sağlamaktır. Hükümet verilerine göre; 2024-2025 döneminde Kanada’daki işletmelerin yalnızca %12’si yapay zekâ kullanmıştır. Ottawa yönetimi bu oranı 2034 yılına kadar %60’a çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda işletmeler için finansman programları hazırlanmış ve yaratıcı sektörlerin yapay zekâ araçlarından yararlanmasını destekleyecek özel fonlar oluşturulmuştur.[iv]
Sağlık sektörü ise stratejinin öncelikli alanlarından biri olarak belirlenmiştir. Kanada sağlık sisteminde uzun bekleme süreleri ve doktor yetersizliği uzun süredir önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Hükümet, yapay zekânın idari işlemleri azaltarak sağlık çalışanlarının üzerindeki yükü hafifletebileceğini ve tanı süreçlerini hızlandırabileceğini öngörmektedir. Bu amaçla sağlık hizmetlerinde yapay zekâ kullanımını geliştirmek için 200 milyon Kanada doları ayrılmıştır.[v]
Bununla birlikte kamuoyunun yapay zekâya ilişkin tutumu oldukça karmaşıktır. Strateji belgesinde yer alan kamuoyu araştırmaları, Kanadalıların önemli bir bölümünün yapay zekâ konusunda endişeli olduğunu göstermektedir. Toplumun yaklaşık yarısının yapay zekâyı insanlık için potansiyel bir tehdit olarak görmesi, teknolojik dönüşümün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle hükümet, ulusal bir yapay zekâ okuryazarlığı programı oluşturmayı planlamaktadır. Kütüphaneler ve eğitim kurumları aracılığıyla yürütülmesi planlanan bu girişim, vatandaşların yapay zekâyı daha bilinçli kullanmasını hedeflemektedir.
Ancak stratejinin en zayıf yönlerinden biri güvenlik ve düzenleme alanında ortaya çıkmaktadır. Hükümet, çocukların korunması, tüketici mahremiyeti ve çevrim içi güvenliğin güçlendirilmesi için yeni yasalar hazırlanacağını açıklamıştır.[vi] Buna rağmen bu düzenlemelerin kapsamı, uygulanma yöntemi ve zaman çizelgesi konusunda ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Özellikle derin sahte içerikler, yapay zekâ destekli dezenformasyon kampanyaları ve güvenlik riski oluşturabilecek sohbet botları konusunda daha net düzenleyici çerçevelere ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Sonuç olarak Kanada’nın yeni Yapay Zekâ Stratejisi, ülkenin küresel teknoloji yarışında daha güçlü bir konum elde etme hedefini yansıtmaktadır. Strateji, teknolojik egemenlik, ekonomik büyüme ve insan kaynağının korunması gibi alanlarda kapsamlı hedefler ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yapay zekânın istihdam üzerindeki olası olumsuz etkileri ile güvenlik ve düzenleme konularındaki belirsizlikler, stratejinin gelecekte karşılaşabileceği en önemli sınamalar arasında yer almaktadır. Kanada örneği, yapay zekâ çağında devletlerin yalnızca teknolojik kapasite oluşturmakla değil, aynı zamanda bu dönüşümün ekonomik ve toplumsal sonuçlarını yönetmekle de yükümlü olduklarını göstermektedir.
[i] Yousif, Nadine. “What to Know About Canada’s New AI Strategy”, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/c4g7gv8l0xlo, (Erişim Tarihi: 14.06.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] Aynı yer.
[iv] Aynı yer.
[v] Aynı yer.
[vi] Aynı yer.
