Analiz

Robotlardan Şebekelere: ABD-Çin Yapay Zekâ Rekabetinin Yeni Cephesi

FCC kararı, yapay zekâ güvenliğinin artık algoritmalar kadar hareket eden makineleri ve elektrik akışını yöneten donanımı da kapsadığını göstermektedir.
İnsansı ve dört ayaklı robotlar, çevreyi sürekli algılayan ve yazılım kararlarını fiziksel eyleme dönüştüren hareketli veri platformlarıdır.
Güç dönüştürücülerinin düzenlemeye dâhil edilmesi, yapay zekâ üstünlüğünün güvenilir enerji altyapısından ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koymaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 28 Temmuz 2026 tarihinde açıkladığı karar, Washington-Pekin teknoloji rekabetini ekrandan fabrikaya ve elektrik şebekesine taşıyan yeni bir aşamaya işaret etmektedir.[i] Federal İletişim Komisyonu, yabancı ülkelerde üretilen gelişmiş robotik cihazlarla bağlantılı güç dönüştürücülerini güvenlik gerekçesiyle kapsam listesine eklemiştir. Düzenleme, henüz onay almamış yeni modellerin ABD’de ithal edilmesini, pazarlanmasını ve satılmasını büyük ölçüde engellemektedir. Önceden onaylanan cihazların kullanımı ve satışı ise sürmektedir.

Kararın siyasi hedefinde Çinli üreticiler bulunsa da hukuki kapsam üreticinin uyruğundan daha geniş tutulmuştur. Metin, yabancı bir ülkede üretilen ilgili cihazları üretim yerine göre sınıflandırmakta ve güvenli bulunduğu resmî olarak belirlenen ürünler için koşullu izin yolu bırakmaktadır. Güç dönüştürücüleri için savunma ya da iç güvenlik makamları robotlar için savunma makamı istisna tanıyabilecektir. Bu yapı, Washington’a ülke, şirket ve ürün sınıfı temelinde seçici erişim imkânı vermektedir.[ii]

Bu adımın önemi, robotların yapay zekânın fiziksel dünyadaki uygulama katmanına dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Büyük dil modelleri, bilgi üretirken gelişmiş robotlar çevreyi algılamakta, kararları harekete çevirmekte ve insanlarla ortak mekânda çalışmaktadır. Kamera, mikrofon, konum verisi, lidar, hareket sensörü ve bulut bağlantısı taşıyan bir platform, sürekli veri toplayan hareketli bir bilgisayar niteliğindedir. Yazılım üzerindeki güvenlik açığı böyle bir cihazda üretim hattının durması, kapıların açılması ya da insanların zarar görmesi gibi sonuçlar doğurabilir.

İnsansı ve dört ayaklı robotların güvenlik tartışmasında öne çıkması bu hareket kabiliyetinden beslenmektedir. İnsansı sistemler insan emeğine göre tasarlanan depo, fabrika ve hizmet alanlarında kullanılabilirken dört ayaklı modeller merdiven, tünel, enerji tesisi ve afet bölgesi gibi düzensiz sahalarda ilerleyebilmektedir. Aynı özellikler onları kritik tesislerin denetlenmesi, askerî keşif, sınır gözetimi ve tehlikeli bölgelerde görev için değerli kılmaktadır. Uzaktan komuta edilen ya da dış sunuculara bağlı çalışan bir makine, veri güvenliği ile fiziksel güvenliği tek cihazda birleştirmektedir.

Çin’in bu alandaki avantajı tek bir popüler markadan ibaret görünmemektedir. Ülkenin geniş elektronik üretim ağı, batarya kapasitesi, motor ve aktüatör tedariki, hızlı prototipleme kabiliyeti ve büyük iç pazarı robot üreticilerine ölçek kazandırmaktadır. 2024 yılında dünyada kurulan 542 bin endüstriyel robotun 295 bini Çin’de devreye alınmış, ülke küresel kurulumların yüzde 54’ünü gerçekleştirmiştir.[iii] Çin fabrikalarındaki faal endüstriyel robot sayısı da 2 milyonun üzerine çıkmıştır. Bu veriler insansı robot pazarının doğrudan büyüklüğünü vermese de seri üretim için gereken sanayi derinliğini göstermektedir.

ABD açısından risk, Çinli şirketlerin daha ucuz robotlarla pazara girmesinin ötesine uzanmaktadır. Erken dönemde yaygınlaşan bir platform kendi yazılım ekosistemini, bakım ağını, eğitim verisini ve parça standardını beraberinde getirebilir. Fabrikalar belirli bir robot mimarisine göre düzenlendiğinde tedarikçi değiştirmek yüksek maliyet yaratmaktadır. Washington bu nedenle pazar payı oluştuktan sonra müdahale etmek yerine gelecekteki kurulu sistemlerin hangi teknoloji çevresinde şekilleneceğini bugünden etkilemeye çalışmaktadır.

Güç dönüştürücülerinin robotlarla birlikte düzenlenmesi kararın enerji boyutunu görünür kılmaktadır. Bu cihazlar güneş panelleri ve bataryalarda üretilen doğru akımı şebekenin ve veri merkezi ekipmanının kullanabildiği alternatif akıma çevirmektedir. Yeni nesil modeller uzaktan izleme, yazılım güncelleme ve şebeke yönetimi için internet bağlantısı taşımaktadır. Yetkisiz erişim, saldırganın güç akışını değiştirmesine, veri toplamasına ya da çok sayıda cihazı eşzamanlı olarak kapatmasına imkân verebilir. Dijital bir sızıntı böylece kesinti, ekipman hasarı ve yangın gibi fiziksel sonuçlara dönüşebilmektedir.

Bu kırılganlık yapay zekâ altyapısının hızla büyüyen elektrik ihtiyacıyla daha kritik hâle gelmektedir. ABD’de veri merkezleri 2023 yılında toplam elektriğin yaklaşık yüzde 4,4’ünü tüketmiştir. Bu oranın 2028 yılında yüzde 6,7 ile yüzde 12 arasına çıkabileceği hesaplanmaktadır.[iv] Yenilenebilir üretim, batarya depolama ve veri merkezleri arasında çalışan dönüştürücülerin güvenliği bu nedenle doğrudan yapay zekâ kapasitesinin sürekliliğini etkilemektedir. Çip erişimini korumak yetmemekte, çipi çalıştıran elektriğin kontrol katmanını da güvence altına almak gerekmektedir.

Washington’un yaklaşımı, telekomünikasyon güvenliği için geliştirilen düzenleyici araçların robotik ve enerji teknolojilerine genişletildiğini göstermektedir. Kapsam listesi daha önce haberleşme ekipmanları, gözetim sistemleri, insansız hava araçları ve yönlendiriciler üzerinde kullanılmıştır. Şimdi benzer yetki hareket eden makineler ile elektrik akışını yöneten cihazlara uygulanmaktadır. Böylece Federal İletişim Komisyonu klasik bir haberleşme düzenleyicisinden kritik dijital donanımın pazara giriş kapısını denetleyen daha güçlü bir güvenlik aktörüne dönüşmektedir.

Karar, Amerikan robotik şirketleri için korunan bir iç pazar oluşturabilir. Çinli rakiplerin fiyat ve üretim avantajının sınırlandırılması, yerli girişimlerin yatırım bulmasını ve sipariş hacmini büyütmesini kolaylaştırabilir. Buna karşılık robotların araştırma, eğitim, lojistik ve küçük işletmelerde kullanım maliyeti artabilir. Rekabet baskısının azalması ürün geliştirme hızını yavaşlatabilir. Güç dönüştürücülerinde yerli üretimin kısa sürede talebi karşılayamaması ise güneş enerjisi, depolama ve veri merkezi projelerinde teslim süresi ile maliyet baskısı yaratabilir.

Mevcut modellerin kapsam dışında kalması, geçişi yumuşatmakla beraber farklı bir güvenlik sorunu üretmektedir. Sahadaki cihazlar bakım, yedek parça ve yazılım güncellemesi için üreticiye bağlı kalacaktır. Güncelleme kanallarının kapanması açıkların büyümesine, açık tutulması da tartışılan uzaktan erişimin sürmesine yol açabilir. Cihaz envanterinin çıkarılması, ağlardan ayrıştırma, veri akışının sınırlandırılması ve bağımsız güvenlik denetimi uygulanmadığında yeni satışları durdurmak kurulu riskleri tek başına ortadan kaldırmayacaktır.

Koşullu izin mekanizmasının nasıl işletileceği kararın güvenilirliğini belirleyecektir. Üretim ülkesine dayalı geniş bir sınırlama hızlı koruma sağlarken teknik bakımdan güvenli ürünlerle zayıf ürünleri aynı kategoriye yerleştirebilir. Kaynak kodu incelemesi, yazılım bileşen listesi, güncelleme sunucularının konumu, veri yerelleştirme, uzaktan kapatma yetkisi ve tedarikçi mülkiyeti gibi ölçütlerin açık biçimde yayımlanması gerekmektedir. Şeffaf bir test düzeni kurulursa istisnalar siyasi pazarlık aracı görünümünden uzaklaşabilir.

Müttefiklerin vereceği tepki de küresel pazarın yönünü etkileyecektir. Avrupa, Japonya ve Güney Kore kendi üreticilerinin ABD pazarına erişimini korumak için koşullu izin arayabilir. Güvenlik şartları ortaklaştırılırsa güvenilir tedarikçilerden oluşan bir robotik ve enerji ekipmanı ağı ortaya çıkabilir. Her ülkenin ayrı standart geliştirmesi durumunda üreticiler farklı yazılım, haberleşme modülü ve veri yönetimi kurallarına uyum sağlamak zorunda kalacaktır. Bu parçalanma, maliyetleri artırırken Çin’i kendi teknik standartları etrafında alternatif bir pazar kurmaya yöneltebilir.

Pekin’in cevabı ihracat izinleri, kritik bileşenler ya da Amerikan şirketlerinin Çin’deki faaliyetleri üzerinden şekillenebilir. Robotlar motor, sensör, batarya, nadir toprak mıknatısı, yarı iletken ve hassas işleme ekipmanından oluşan karmaşık bir zincire dayanmaktadır. ABD nihai ürünü sınırlandırsa bile Çin merkezli ara mallar kısa vadede üretimin içinde kalabilir. Etkili bir yeniden yapılanma; yerli montajın yanında bileşen üretimi, nitelikli iş gücü, güvenli yazılım ve büyük ölçekli satın alma taahhütleri gerektirmektedir.

Sonuç olarak, karar yapay zekâ rekabetinin algoritma ve çip yarışını aşarak hareket eden makineler ile elektriği yöneten donanıma ulaştığını göstermektedir. Robotların topladığı veriyi kimin gördüğü, makinelerin uzaktan kim tarafından yönetilebildiği ve veri merkezlerine enerji sağlayan dönüştürücülerin hangi yazılıma bağlı olduğu stratejik güç unsurlarına dönüşmektedir. Washington’un başarısı, ithalat kanalını kapatmasından ziyade güvenli, rekabetçi ve ölçeklenebilir bir üretim ekosistemi kurabilmesine bağlı olacaktır. Aksi durumda güvenlik amacıyla getirilen sınırlamalar maliyeti yükseltirken teknolojik bağımlılığı zincirin başka halkalarına taşıyabilir.


[i] Alexandra Alper ve David Shepardson, “Trump administration bans new Chinese humanoid robots, to protect US AI buildout”, Reuters, https://www.reuters.com/world/trump-administration-ban-new-chinese-robots-inverters-protecting-us-ai-buildout-2026-07-28/, (Erişim Tarihi: 29.07.2026).

[ii] “Addition of Foreign-Produced Power Inverters and Advanced Robotic Devices to FCC Covered List”, DA 26-786, Federal Communications Commission, https://docs.fcc.gov/public/attachments/DA-26-786A1.pdf, (Erişim Tarihi: 29.07.2026).

[iii] “Global Robot Demand in Factories Doubles Over 10 Years”, International Federation of Robotics, https://ifr.org/ifr-press-releases/news/global-robot-demand-in-factories-doubles-over-10-years, (Erişim Tarihi: 29.07.2026).

[iv] “DOE Releases New Report Evaluating Increase in Electricity Demand from Data Centers”, U.S. Department of Energy, https://www.energy.gov/articles/doe-releases-new-report-evaluating-increase-electricity-demand-data-centers, (Erişim Tarihi: 29.07.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler