ANALİZ

Kazakistan’da Tek Meclis Dönemi

Tek meclisli yapı karar alma süresini kısaltabilir. Reformun niteliğini ise denetim gücü, bölgesel temsil ve siyasi çoğulculuk belirleyecektir.
Adilet’in yükselişi Nazarbayev döneminden kopuş iddiası taşırken, iktidar partisindeki örgütsel devamlılığı da görünür kılmaktadır.
Kazakistan’ın enerji ve maden gelirlerini toplumsal refaha dönüştürmesi, yeni Kurultay’ın siyasi meşruiyeti açısından temel sınama olacaktır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Kazakistan, 23 Ağustos 2026 tarihinde yeni anayasal düzenin ilk parlamento seçimi için sandığa gitmiştir.[i] Seçmenler, iki meclisli yapının yerini alan 145 üyeli Kurultay’ı belirlerken yarışın merkezinde Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’i destekleyen Adilet Partisi bulunmaktadır. Seçim, bir temsil yenilenmesinden çok devlet mimarisinin yeniden kurulması anlamına gelmektedir.

Tek meclis, karar alma sürecini hızlandırabilir, sorumluluğun hangi kurumda bulunduğunu görünür kılabilir ve uzun yasama trafiğini azaltabilir. Fakat ikinci denetim katının kaldırılması, çoğunluğun tercihlerini frenleyen kurumsal alanı da daraltabilir.

Eski sistemde Senato, bölgelerin çıkarlarını merkeze taşıyan ve Meclis’ten geçen düzenlemeleri yeniden değerlendiren bir kanaldı. Kurultay modelinde bu işlevlerin komisyonlar, açık oturumlar ve etkili muhalefet yoluyla telafi edilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde hız, yönetim kalitesine dönüşmeden yürütmenin gündemini onaylayan bir işleyiş üretebilir.

Yeni anayasa, başkan yardımcılığı makamını geri getirirken yürütme ile yasama arasındaki ilişkileri de yeniden tanımlamaktadır. Kurultay’ın hükümeti denetleme, bütçe uygulamasını inceleme ve bazı üst düzey atamalara onay verme yetkileri önem taşımaktadır. Bu yetkilerin fiilen kullanılma biçimi, reformun yönünü hukuki metinden daha güçlü belirleyecektir.

Tokayev’in 1995 Anayasası dönemindeki görev süresinin yeni düzen bakımından ilk dönem sayılmaması, siyasi tartışmanın merkezini oluşturmaktadır. Mahkeme yorumu, cumhurbaşkanına ileride yeni bir 7 yıllık dönem için aday olma imkânı vermektedir. Tokayev henüz karar açıklamamış olsa da ihtimal, halefiyet tartışmasını ertelerken kişiselleşme kaygılarını artırmaktadır.[ii]

Nazarbayev mirasının tasfiyesi ise bu dönüşümün bir diğer boyutudur. Tokayev, 2022 yılındaki şiddetli olaylardan sonra eski yönetim çevrelerinin siyasi ve ekonomik etkisini azaltmış, “Adil Kazakistan” söylemiyle yeni bir kurumsal dönem vaat etmiştir. Ancak eski iktidar partisi Amanat’ın Adilet içinde erimesi, yenilenme ile devamlılık arasındaki sınırı belirsizleştirmektedir.

Adilet’in güçlü çıkmasının beklenmesi, seçmenin reformlara desteği kadar örgütsel üstünlüğün de sonucunu yansıtabilir. Yedi partinin yarışması biçimsel çoğulculuk sağlamaktadır. Buna karşın muhalefetin karar süreçlerini etkileyebilmesi, medya erişimi, kampanya imkânları ve parlamento komisyonlarındaki gerçek ağırlığı seçimin rekabet niteliğini ortaya koyacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kurumların bir liderin siyasi hedeflerine uyum sağlamasıyla liderden bağımsız işleyebilmesi arasındaki farktır. Reform, yürütmenin hareket alanını genişletirken öngörülebilir kurallar da oluşturabilir. Kalıcı kurumsallaşma ise Tokayev sonrasındaki iktidar değişimini kriz üretmeden yönetebilecek güvencelere ihtiyaç duymaktadır.

Toplumun bu sürece bakışı ekonomik koşullardan ayrı değildir. Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 10,2 olarak ölçülmüş; vergi artışları ve hayat pahalılığı hanelerin alım gücünü zorlamıştır. Siyasal yeniden yapılanmanın gündelik yaşamda hissedilmemesi, anayasal değişikliklere verilen yüksek desteğin zamanla aşınmasına yol açabilir.[iii]

Kazakistan son yıllarda güçlü büyüme sergilemiş olsa da refahın dağılımı coğrafi ve toplumsal farklılıklar taşımaktadır. Petrol bölgeleri, büyük şehirler ve kırsal alanlar arasında gelir, hizmet ve fırsat erişimi bakımından mesafe bulunmaktadır. Tek meclisli sistem, bölgesel talepleri bütçe siyasetine taşıyabildiği ölçüde toplumsal meşruiyet kazanacaktır.

Enerji ve maden gelirleri bu nedenle yeni Kurultay’ın en önemli sınavlarından birini oluşturmaktadır. Kazakistan, küresel petrol arzında önemli bir paya ve uranyum üretiminde ise öncü bir konuma sahiptir. Bakır, çinko, titanyum ve diğer kritik mineraller ülkeyi enerji dönüşümü ile teknoloji tedarik zincirlerinin merkezine yaklaştırmaktadır.

Kaynak zenginliği, güçlü bir devlet kapasitesi için geniş imkânlar sunmaktadır. Bununla birlikte bütçe gelirlerinin hammadde fiyatlarına bağımlılığı dış şokları doğrudan iç siyasete taşımaktadır. Parlamento, Ulusal Fon’dan yapılan transferleri, kamu yatırımlarını ve madencilik anlaşmalarını şeffaf biçimde denetlerse kaynak ekonomisi daha kapsayıcı bir kalkınma aracına dönüşebilir.

Petrol ihracatının büyük bölümünün Rusya üzerinden Novorossiysk’e uzanan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu güzergâhına bağlı olması kırılganlık yaratmaktadır. Karadeniz’deki saldırılar sevkiyatı aksatmış ve coğrafyanın ekonomik bağımsızlığı sınırlayabildiğini göstermiştir.[iv] Bu durum, Astana’yı Hazar geçişli alternatifleri hızlandırmaya ve ihracat yollarını çeşitlendirmeye yöneltmektedir.

Bu çeşitlendirme, Kazakistan’ın çok yönlü dış politika geleneğiyle uyumludur. Astana, Rusya’yla güvenlik ve ekonomi bağlarını korurken; Çin’le ticaret ve altyapı ortaklığını geliştirmekte, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’yle enerji ve kritik mineraller alanında işbirliği aramaktadır. Yeni parlamentonun dış anlaşmaları denetlemesi denge siyasetini kurumsallaştırabilir.

Tek meclis; yatırım mevzuatı, ulaştırma düzenlemeleri ve maden politikalarında daha hızlı karar alabilir. Hızın yatırımcıya öngörülebilirlik sağlaması için ihale süreçleri, çevresel yükümlülükler ve yerel payların açık olması gerekir. Kurultay’ın denetim kapasitesi zayıf kalırsa ekonomik çeşitlenme, dar bir yönetici çevrenin kaynak dağıtımına dönüşebilir.

Bu noktada siyasi kurumsallaşmanın toplumsal güvenle desteklenmesi gerekmektedir. Vatandaş, anayasa değişikliğini soyut yetki dağılımından ziyade ücretlerin korunması, kamu hizmetlerinin iyileşmesi ve yolsuzluğun azalması üzerinden değerlendirecektir. Dolayısıyla Kurultay’ın ilk dönem performansı, çıkaracağı kanunların sayısından çok kararların gerekçesini açıklama ve farklı kesimlerin taleplerini sonuçlara yansıtma kabiliyetiyle ölçülecektir. Düzenli kamu istişaresi bu bağın ülke genelinde korunmasına ve kurumsal güvenin zamanla kalıcı biçimde güçlenmesine katkı sağlayabilir.

Bu noktada ilerleyen süreçte iki farklı yön ortaya çıkabilir. Birinci yönde tek meclis, uzman komisyonlar, açık veri ve güçlü bütçe denetimi sayesinde daha etkili bir temsil organına dönüşebilir. İkinci yönde ise Adilet’in belirgin üstünlüğü, yürütmenin tercihlerini hızla yasalaştıran, ancak eleştirel denetimi sınırlı bir yapı oluşturabilir.

Yönü belirleyecek göstergeler seçim sonucundan daha geniştir. Muhalefetin komisyon başkanlıklarına erişimi, milletvekillerinin bakanları sorgulama gücü, kamuoyunun yasa hazırlıklarına katılımı, bağımsız medyanın çalışma alanı ve mahkemelerin yürütme karşısındaki tutumu izlenmelidir. Başkan yardımcısının yetkileri de halefiyet mekanizmasının açıklığını sınayacaktır.

Sonuç olarak Kazakistan’ın tek meclis dönemi kurumsal sadeleşme vaadi ile gücün merkezde toplanması riskini birlikte taşımaktadır. Reformun başarısı, kararların hızlı alınmasından çok hesap verilebilirlik, bölgesel temsil ve ekonomik kazanımların paylaşılmasıyla ölçülecektir. Kurultay bu alanlarda gerçek ağırlık kazanırsa değişim, Tokayev dönemini aşan kalıcı bir devlet kapasitesi üretebilir.


[i] “Kazakhs begin voting in election set to tighten president’s power”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/kazakhs-begin-voting-election-set-tighten-presidents-power-2026-08-23/, (Erişim Tarihi: 23.08.2026).

[ii] “Kazakhstan’s top court says president can seek another term”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/kazakhstans-top-court-says-president-can-seek-another-term-2026-07-07/, (Erişim Tarihi: 23.08.2026).

[iii] “Inflation in the Republic of Kazakhstan (July 2026)”, Bureau of National Statistics of the Agency for Strategic Planning and Reforms of the Republic of Kazakhstan, https://stat.gov.kz/en/industries/economy/prices/publications/509837/, (Erişim Tarihi: 23.08.2026).

[iv] “Drone attacks reduce July CPC oil loadings by a fifth, sources say”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/drone-attacks-reduce-july-cpc-oil-loadings-by-fifth-sources-say-2026-08-07/, (Erişim Tarihi: 23.08.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler