Analiz

Kolombiya’da İktidar Mücadelesi

Kolombiya, Petro sonrası dönemin yönünü belirleyecek kritik bir seçime gitmektedir.
Seçimlerin merkezinde güvenlik politikaları ve ABD’yle ilişkiler yer almaktadır.
Sonuçlar, Latin Amerika’daki ideolojik dengeleri de etkileyebilecek nitelik taşımaktadır.

Paylaş

Kolombiya’da gerçekleştirilen 2026 Başkanlık Seçimleri, yalnızca yeni devlet başkanının belirlenmesine yönelik bir siyasi süreç değil, aynı zamanda ülkenin gelecekteki iç ve dış politika yönelimlerini şekillendirecek kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Seçim süreci, ülkenin son yıllarda izlediği iç ve dış politika çizgisinin devam edip etmeyeceğini belirleyecek kritik bir dönemeç olarak değerlendirilmektedir. Mevcut Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun anayasal nedenlerle yeniden aday olamaması, seçimleri aynı zamanda Petro döneminin bir referandumuna dönüştürmektedir. Seçmenler bir taraftan Petro’nun sosyal reformlarını ve “Toplam Barış” politikasını sürdürmek isteyen Ivan Cepeda’yı değerlendirirken, diğer taraftan güvenlik eksenli ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile daha yakın ilişkileri savunan sağ adaylar Abelardo de la Espriella ile Paloma Valencia arasında tercih yapmaktadır.[i] 

Seçimlerin en önemli boyutlarından biri, Kolombiya ile ABD arasındaki ilişkilerin geleceğidir. Petro döneminde iki ülke arasında zaman zaman ciddi diplomatik gerilimler yaşanmaktadır. Özellikle yasa dışı maddeyle mücadele, Venezuela politikası ve Washington’un Latin Amerika’daki rolü konusunda taraflar arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump, Petro yönetimini yasa dışı madde üretimini kontrol altına almakta yetersiz kalmakla suçlamakta, Petro ise geleneksel güvenlik merkezli yasaklı madde politikalarının başarısız olduğunu savunmaktadır.[ii]Buna rağmen iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin tamamen sona ermediği görülmektedir. Hatta son dönemde gerçekleşen temaslar, tarafların ilişkileri tamamen koparmak istemediğini göstermektedir. 

Seçim sonuçları Washington açısından da büyük önem taşımaktadır. Kolombiya uzun yıllardır ABD’nin Latin Amerika’daki en önemli güvenlik ortaklarından biri olarak görülmektedir. Özellikle “Plan Kolombiya” kapsamında geliştirilen askeri ve istihbarat işbirliği, iki ülke ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle sağ adayların seçimleri kazanması durumunda ABD’yle ilişkilerde belirgin bir yakınlaşma yaşanabileceği öngörülmektedir. Hem Abelardo de la Espriella hem de Paloma Valencia, kartellere karşı daha sert önlemler alınacağını ve Washington’la güvenlik işbirliğinin güçlendirileceğini açıklamaktadır. 

Ivan Cepeda ise daha farklı bir yaklaşım benimsemektedir. Petro’nun siyasi mirasçısı olarak görülen Cepeda, sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına, kırsal kalkınmaya ve müzakere süreçlerine öncelik vermektedir. Cepeda’ya göre Kolombiya’daki şiddetin temel nedenleri yalnızca güvenlik eksikliği değil, aynı zamanda ekonomik adaletsizlik, kırsal yoksulluk ve devlet hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlardır. Bu nedenle uyuşturucu suçla mücadelede sadece askeri yöntemlere dayanılmasının çözüm üretmeyeceğini savunmaktadır.[iii] 

Ancak seçim kampanyası boyunca güvenlik konusu ekonomik meselelerin önüne geçmektedir. Son yıllarda silahlı grupların faaliyetlerinde yeniden artış yaşanmaktadır. Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN), Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) muhalif grupları ve çeşitli suç örgütleri bazı bölgelerde etkilerini genişletmektedir. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin değerlendirmeleri de sivil nüfusun son yılların en ağır güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir.[iv] Bu durum, seçmenlerin önemli bir bölümünün güvenlik politikalarına öncelik vermesine neden olmaktadır. 

Tam da bu noktada Petro hükümetinin “Toplam Barış” stratejisi tartışma konusu hâline gelmektedir. Bu politika, silahlı gruplarla müzakere yürütülmesini ve bazı bölgelerde ateşkeslerin uygulanmasını öngörmektedir. Hükümet bu sayede uzun vadeli bir barış ortamı oluşturmayı amaçlamaktadır. Ancak muhalefet, söz konusu stratejinin beklenen sonucu vermediğini ileri sürmektedir. Ateşkes süreçleri bazı silahlı grupların yeniden örgütlenmesine ve faaliyet alanlarını genişletmesine imkân tanıyabilir. Bu nedenle güvenlik endişeleri yaşayan seçmenler arasında sağ adayların söylemlerinin daha fazla karşılık bulması muhtemeldir.  

Abelardo de la Espriella’nın yükselişi bu bağlamda dikkat çekmektedir. Siyasi geçmişi bulunmayan iş insanı ve avukat olan aday, kendisini sistem dışından gelen bir figür olarak tanıtmaktadır. El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’yle benzer şekilde sert güvenlik politikaları vaat etmekte, mega hapishaneler kurulacağını ve suç örgütlerine karşı kapsamlı askeri operasyonlar düzenleneceğini açıklamaktadır.[v] Bu söylem özellikle şehirlerde artan güvenlik kaygıları nedeniyle belirli bir seçmen kitlesi üzerinde etkili olmaktadır. 

Paloma Valencia ise daha geleneksel muhafazakâr çizgiyi temsil etmektedir. Eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe’nin siyasi çizgisine yakın olan Valencia, güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılmasını ya da dışı madde üretimine karşı daha agresif yöntemlerin kullanılmasını ve yabancı yatırımların teşvik edilmesini savunmaktadır.[vi] Valencia’nın özellikle merkez sağ seçmenden destek aldığı görülmektedir. 

Seçimlerin bir diğer önemli boyutu ise Latin Amerika’daki ideolojik dengelerle ilgilidir. Son yıllarda bölgede sağ ve merkez sağ hükümetlerin sayısında artış yaşanmaktadır. Kolombiya’da sağ bir adayın iktidara gelmesi, bu eğilimi daha da güçlendirebilir. Buna karşılık Cepeda’nın kazanması, Petro’yla başlayan sol yönetimin devam etmesini sağlayacaktır. Bu nedenle seçim sonuçları yalnızca Kolombiya’nın değil, bölgesel siyasetin geleceği açısından da önem taşımaktadır. 

Dış politika açısından bakıldığında Cepeda, Kolombiya’nın daha bağımsız bir çizgi izlemesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak bu durumun ABD’yle ilişkilerin tamamen bozulacağı anlamına gelmediği değerlendirilmektedir. Çünkü iki ülke arasında güvenlik, ticaret ve istihbarat alanlarında derin kurumsal bağlar bulunmaktadır. Buna karşın sağ adayların zaferi, Trump yönetimiyle daha yakın ve uyumlu bir dönemin başlamasına yol açabilecektir. 

Sonuç olarak Kolombiya seçimleri, ülkenin önümüzdeki yıllarda hangi güvenlik ve dış politika yaklaşımını benimseyeceğini belirleyecek kritik bir sınav niteliği taşımaktadır. Seçmenler, “müzakere ve sosyal reformları önceleyen bir model” ile “güvenlik ve sert müdahale politikalarını savunan bir yaklaşım” arasında tercih yapmaktadır. İlk tur sonuçları ne olursa olsun, ikinci turda oluşacak ittifaklar seçimlerin kaderini belirleyecektir. Ancak şimdiden görülen gerçek, Kolombiya’nın yalnızca yeni bir devlet başkanı seçmediği; aynı zamanda Petro sonrası dönemde ülkenin yönünü tayin edecek stratejik bir karar verdiği yönündedir. Bu kararın sonuçları yalnızca Bogota’da değil, Washington’dan Karakas’a kadar geniş bir coğrafyada yakından takip edilmektedir.


[i] Kola, Paulin, and Aleks Phillips. “Colombia Votes in Presidential Election That Could Redefine Relations with US.” BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/c2027g423glo, (Erişim Tarihi: 31.05.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] Aynı yer.

[vi] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır.Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler