Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) 2026 Ankara Zirvesi sonrasında küresel güvenlik gündeminin en sıcak tartışma başlıklarından biri, İttifak’ın geleneksel coğrafi sınırlarının ötesine geçerek küreselleşen hibrit tehditlere nasıl yanıt vereceği olmuştur. Bu kapsamda özellikle NATO’nun Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla hangi düzeyde ve hangi kurumsal boyutlarda işbirlikleri geliştireceği sorusu ön plana çıkmıştır.
Son yıllarda Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi aktörlerin NATO’yla güvenlik, siber savunma ve savunma sanayii entegrasyonu ciddi bir ivme kazanmıştır. Ancak bu süreçte bölgenin en büyük askeri ve demografik güçlerinden biri olan Hindistan’ın söz konusu kurumsal yakınlaşmaya karşı mesafeli ve kendine özgü bir stratejik konumlanma arayışında olduğu gözlemlenmektedir. Bunun en net göstergesi, yukarıda sayılan dört Asya-Pasifik ülkesinin 2022 yılından itibaren NATO’nun liderler zirvelerine katılmaya başlamaları, ancak Hindistan’ın bu zirvelerde yer almamasıdır. Yine de Hindistan, NATO ile kurumsal bir askeri entegrasyondan kaçınırken, taraflar arasındaki stratejik diyalog kanallarını açık tutmayı tercih etmektedir.[i]
Hindistan’ın Batı ile güvenlik eksenli ilişkileri, kurumsal olarak NATO üzerinden değil, daha esnek ve bölgeye özgü formatlar aracılığıyla yürütülmektedir. Bu durumun en somut örneği, kökenleri 2007 yılına dayanan ancak 2017 yılında kurumsal bir nitelik kazanan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) mekanizmasıdır. Hindistan, QUAD bünyesinde ABD, Japonya ve Avustralya ile aktif bir işbirliği sürdürmektedir. 2017 yılında QUAD ve 2021 yılında kurulan AUKUS gibi oluşumlardan sonra Asya-Pasifik’te NATO benzeri ittifakların kurulup kurulmayacağı daha sık tartışılmaya başlanmıştır.
Pek çok savunma analistine göre, QUAD ve AUKUS gibi güvenlik-savunma oluşumlarından sonraki aşama, Asya-Pasifik’te kolektif bir savunma örgütünün kurulması olabilir.[ii] En başından vurgulamak gerekirse, Hindistan’ın NATO liderler zirvelerine katılmaya mesafeli yaklaşımından da anlaşılacağı üzere, Yeni Delhi’nin Asya-Pasifik’teki benzer bir savunma ittifakının içerisinde yer almaya istekli olmayacağı ve bundan uzak duracağı söylenebilir.[iii] Bunun başlıca sebebi, Hindistan’ın jeopolitik açıdan Rusya ve Çin’le kurduğu ilişkilerle, ayrıca Pakistan ve Güney Asya’daki dengelerle açıklanabilir.
NATO’nun Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla kurduğu yeni ortaklıklar, Avrupa’daki kutuplaşma ve bloklaşma düşüncesinin Asya-Pasifik’e yayılacağı endişesine yol açmaktadır. Bu endişe, en çok Çin tarafından dile getirilmektedir.[iv] Benzer şekilde Hindistan da bölgesel kutuplaşmaya karşı çıkmakta ve Soğuk Savaş mantalitesinin bölgeye ulaşmasından endişe duymaktadır. Dahası Hindistan hem Pakistan’la hem Çin’le ilişkilerine Batılı ülkelerin dahil olmasına itiraz etmekte, bu konuda net bir tavır sergilemektedir. Asya-Pasifik’te Batılı aktörlerle güçlü bir savunma ittifakı kurmak yerine daha barışçıl bir güvenlik faaliyetinde bulunmayı amaçlayan Hindistan, NATO’yla ilişkilerinde daha ihtiyatlı bir tavır sergilemektedir. Zira NATO’nun bölgeyle derinden entegrasyonundan en fazla etkilenecek aktörlerden biri de Hindistan’dır. NATO’nun Asya’ya daha fazla angajmanı, Hindistan’ın yeniden Çin’le çatışmasına neden olabilir.
Avrasya jeopolitiğine bakıldığında, Rusya, Çin ve Hindistan’ın Batı merkezli hegemonik dünya düzenine karşı Küresel Güney’in liderliği için bir araya gelmeleri, küresel dengeleri değiştirebilecek bir “Asya Yüzyılı” vizyonunun önünü açabilir. Ancak bu üç dev aktör arasındaki tarihsel güvensizlik, sınır ihtilafları ve nüfuz mücadeleleri, Avrasya’nın merkezinde örtülü bir Soğuk Savaş’ın yaşanmasına neden olmaktadır.[v] Asya’daki söz konusu jeopolitik boşluk, Batılı aktör ve güvenlik kurumlarının bölgeye angaje olmasına sebebiyet vermektedir. NATO’nun son dönemde Asya-Pasifik’le artan entegrasyonu da Asyalı aktörler arasındaki bu örtük rekabet ve bölgedeki güç boşluğunun birer sonucu olarak değerlendirilmektedir.
Yeni Delhi’nin NATO’ya olan bu ihtiyatlı tutumu, ülkenin tarihsel stratejik özerklik arayışı ve karmaşık bölgesel denklemleriyle doğrudan ilişkilidir. Öncelikle Hindistan’ın Rusya’yla köklü savunma ortaklığı bulunmaktadır. Soğuk Savaş dönemine dayanan askeri-teknik işbirliği nedeniyle Hindistan, Rusya’yı doğrudan karşısına alacak Batılı bir askeri ittifaka dahil olmaktan imtina etmektedir. Diğer yandan Keşmir ve Himalaya sınır hatlarında Çin ve Pakistan ile sürekli bir gerilim yaşayan Hindistan, Batılı aktörlerin bu ihtilaflara müdahil olmasına veya bu sorunların küresel bir bloklaşma zeminine taşınmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.
Hindistan ile NATO arasındaki ilişkilerin ve Hindistan’ın stratejik konumlanmasının belki de en somut, pratik ve geleceği şekillendiren ayağı, savunma sanayii ve ileri teknolojiler alanında yaşanmaktadır. Yeni Delhi, NATO ile kurumsal/organik bir askeri ittifaka girmekten kaçınsa da savunma teknolojileri söz konusu olduğunda Batılı müttefiklerle entegrasyonunu her geçen gün derinleştirmektedir.
Sonuç olarak Hindistan’ın NATO ve üye ülkeleriyle olan ilişkileri, geleneksel askeri tatbikatların ötesine geçerek savunma sanayii ortak üretimi ve kritik teknolojiler ekseninde yeni bir boyuta evrilmektedir. Yeni Delhi’nin bu alandaki temel motivasyonu, savunma tedarikinde uzun yıllardır bağımlı olduğu Rusya’ya olan mecburiyetini azaltmak ve Çin’in yapay zekâ, kuantum hesaplama ve siber savaş alanındaki asimetrik üstünlüğünü dengelemektir. En nihayetinde Hindistan; jeopolitik dengeleri de gözeterek NATO’ya karşı mesafeli ve “stratejik özerklik” temelinde bir politika izlerken; Batı’yla savunma ve askeri modernizasyon alanında işbirliğini “operasyonel bir zorunluluk” olarak görmekte ve pragmatik bir “seçici ortaklık” yürütmektedir.
[i] “India, Nato To Hold Strategic Talks; Focus On Regional Security, China”, Live Mint, https://www.livemint.com/economy/india-nato-to-hold-strategic-talks-focus-on-regional-security-china-11674756071422.html, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).
[ii] “NAIPTO-Toward a Eurasian, Transoceanic Multilateral Collective Defense Alliance”, Hudson, https://www.hudson.org/foreign-policy/naipto-toward-a-eurasian-transoceanic-multilateral-collective-defense-alliance, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).
[iii] “NATO’nun Asya-Pasifik’teki Genişlemesi ve Rusya’nın Tepkisi”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/natonun-asya-pasifikteki-genislemesi-ve-rusyanin-tepkisi/, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).
[iv] “Beijing urges NATO to discard ‘Cold War mentality, stop hyping up China threat narratives’”, AA, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/beijing-urges-nato-to-discard-cold-war-mentality-stop-hyping-up-china-threat-narratives/3992795, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).
[v] “Çin-Hindistan İşbirliğinde Asya Yüzyılı”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/cin-hindistan-isbirliginde-asya-yuzyili/, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).
