26 Haziran 2026 tarihinde Washington’da düzenlenen ikinci Pax Silica Zirvesi kapsamında Kazakistan Başbakanı Yardımcısı ve Yapay Zekâ ile Dijital Kalkınma Bakanı Jaslan Madiev, ülkesinin Pax Silica girişimine katılım deklarasyonu ile Yapay Zekâ Fırsat Ortaklığı’na ilişkin ortak bildiriyi imzalamıştır. Kazakistan’ın zengin kritik mineral rezervlerine ve Orta Koridor üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken ABD Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevreden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Jacob Helberg, söz konusu ortaklığı memnuniyetle karşılamıştır.[i] Bu gelişme, ABD’nin Kazakistan’la stratejik ortaklık ve işbirliği geliştirme konusundaki kararlılığını ve Kazakistan’a duyduğu güveni ortaya koymaktadır. Dolayısıyla söz konusu ortaklığa ilişkin beklentilerin oldukça yüksek ve olumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Kazakistan’ın Pax Silica’ya katılması, ülkenin izlediği çok vektörlü dış politikanın yansıması sayılabilir. Bunun yanı sıra Kazakistan-ABD ilişkilerinin teknoloji ve yapay zekâ ekseninde yeni bir boyuta ulaştığı değerlendirilmektedir. Kazakistan, bu girişimin ilk Orta Asyalı üyesi olmuştur. Bu durum, ülkenin artık sadece bölgesel entegrasyon ve güvenlik politikaları açısından değil, kritik mineraller, güvenli tedarik zincirleri ve yapay zekâ ekosistemi açısından da ön plana çıktığını göstermektedir. Bu bağlamda Kazakistan’ın Pax Silica’ya katılımı, minerallerin yapay zekâ çağındaki artan jeopolitik ve ekonomik güvenlik boyutunu, ülkenin çok vektörlü dış politikasının teknolojik yönünü ve değişen ABD-Orta Asya denklemini değerlendirmeyi önemli kılmaktadır.
Günümüzde dijitalleşme, temiz enerji ve yapay zekâ alanlarının önemi giderek artmaktadır. Bu alanların gelişmesi için kritik minerallere ihtiyaç duyulmaktadır ve temiz enerji teknolojileri için kritik mineral talebinin 2040 yılına kadar bugünkü seviyeden 3,4 kat artması beklenmektedir.[ii] Bu yüzden kritik minerallerin yalnızca üretimi değil, onların sürdürülebilirliği de dijital dönüşüm, ekonomik güvenlik ve jeopolitik istikrar için önem taşımaktadır. Helberg’in de belirttiği üzere, 20.yüzyılda ekonomik ve jeopolitik rekabet büyük ölçüde petrol ve çelik üzerine kurulurken, 21. yüzyılda bu unsurların yerini yapay zekâ ile bunları besleyen kritik mineraller almaktadır.[iii] Bu bağlamda Pax Silica girişimi, teknoloji üretimi, güvenli tedarik zincirleri ve güvenilir ortaklık ağlarını bir araya getirmeyi hedefleyen bir girişim olarak öne çıkmaktadır. Kazakistan’ın bu girişimde yer alması, ülkenin jeostratejik konumu ve sahip olduğu kritik mineraller sayesinde ülkenin uluslararası arenadaki konumunu yükseltmeye yardımcı olacaktır.
Bu çerçevede Kazakistan’ın Pax Silica’ya katılan ilk Orta Asya ülkesi olması tesadüf değildir. Nitekim ülke, büyük kritik mineral rezervlerine ve enerji kapasitesine sahip olmakla beraber yapay zekâ tedarik zincirleri alanında stratejik bir ortak olarak değerlendirilmektedir. Kazakistan’ın sahip olduğu kritik mineraller arasında nadir toprak elementleri, lityum, bakır ve tantal yer almaktadır ve ülke sadece hammadde üreticisi olarak kalmayıp bu kaynakları işleyerek katma değer sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca Kazakistan, 2009 yılından bu yana dünyanın en büyük uranyum üreticisi olmaktadır ve 2025 yılında küresel üretiminin yaklaşık %40’ını gerçekleştirmiştir.[iv] Bu bağlamda Kazakistan, yapay zekâ veri merkezleri ve yarı iletken üretiminin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısına sahip olmaktadır. Kazakistan’ın Pax Silica’daki rolü yalnızca ülkenin kritik mineral kapasitesiyle sınırlı değildir. Bu katılım, söz konusu kritik kaynakların yüksek teknoloji üretimine, tedarik zincirlerine ve katma değerli sanayiye dönüştürülmesine de katkı sağlayacaktır.
Pax Silica’nın ikinci zirvesiyle birlikte girişimin bir deklarasyondan çıkıp giderek ekonomik güvenlik ve “dijital egemenlik” odaklı bir platforma dönüşmesi, Kazakistan’ın rolünü daha da güçlendirmektedir. Zira teknoloji ve yapay zekâ tedarik zincirlerinin ABD dış politikasında merkezi konumda olması, aynı zamanda ABD-Orta Asya ilişkilerini de farklı boyuta taşımaktadır. Taraflar artık yalnızca ekonomi ve güvenlik alanlarından oluşan işbirliği ekseninden çıkıp yapay zekâ, kritik mineraller ve güvenli tedarik zincirleri merkezli plüliteral bir ortaklık içinde bulunmaktadırlar. Ayrıca ABD, Kazakistan’ın Orta Asya’da mineral güvenliği fırsatlarını genişletmeyi ve Pax Silica Fonu kapsamında 250 milyon dolarlık dış yardım finansmanı sağlamayı planlamaktadır.[v]
Bu doğrultuda Pax Silica yalnızca sembolik bir işbirliği olmayıp somut projeler ve destek üzerinden ilerlemektedir ve Kazakistan, bölgenin teknoloji ve kritik mineraller açısından öncelikli bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Bu ortaklık, Kazakistan’ın yatırım çekme kapasitesini arttırmanın yanı sıra dijital altyapısını güçlendirmesine ve uluslararası yatırımcılar açısından daha öngörülebilir ve güvenilir bir yatırım ortamı oluşturmasına katkı sağlayabilecektir. Bu gelişmeyi sadece ulusal düzeyde bir dönüşüm olarak değerlendirmek yetersiz kalacaktır. Çünkü bu adımla birlikte Kazakistan, Orta Asya’nın ekonomik güvenliğine de büyük bir katkı sağlayacaktır.
Kazakistan’ın Pax Silica çerçevesinde yapay zekâ tedarik zincirine entegre olması, büyük ölçüde ülkenin hareket alanını genişletecek ve uluslararası yatırımcılar açısından güvenilir bir teknoloji merkezine dönüşmesine katkıda bulunacaktır. Pax Silica, Kazakistan için yalnızca yatırım fırsatlarıyla sınırlı değildir. Bu girişim aynı zamanda ülkenin ekonomik ortaklarını çeşitlendirme stratejisini desteklemektedir. Zira Kazakistan hem Batılı hem Asyalı ekonomik ve dijital dönüşüm projelerinde yer almaktadır. Bu çerçevede ekonomik ortakları çeşitlendirme stratejisi, ülkenin uluslararası ekonomik konumunu yeniden şekillendirebilecek niteliktedir.
Uzun vadede Pax Silica’nın başarısı yalnızca ABD-Kazakistan ilişkisine veya Kazakistan’ın sahip olduğu kritik mineral rezervlerine bağlı değildir. Daha çok girişimin hedeflerinin ne ölçüde somut yatırım projelerine dönüşeceğine ve ortaklığın sürdürebilirliğine bağlı olacaktır. Planlanan projelerin ve fon desteklerinin gerçekleştirilmesi halinde Kazakistan’ın kritik mineraller ve tedarik zincirleri açısından “önde gelen bir merkez” olma potansiyeli artacaktır. Aynı zamanda Kazakistan’ın bu ortaklığa sağlayabileceği katkı, doğrudan ülkenin çok vektörlü dış politikasını yürütebilme ve katma değerli üretim kapasitesini geliştirebilme dengesine bağlı olacaktır.
Sonuç olarak Pax Silica girişimi, hem ulusal hem bölgesel açıdan umut vadeden bir fırsat olarak değerlendirilir. Kazakistan’ın kritik mineral üstünlüğünün somut proje ve katma değerli sanayi üretimine dönüşme kapasitesi oldukça yüksektir. Süreç başarılı şekilde ilerlediği takdirde Kazakistan, yalnızca bölgesel düzeyde değil, küresel ekonomik ve yapay zekâ tedarik zincirlerinde de daha görünür bir aktör haline gelecektir.
[i] “Kazakhstan Joins Us-Led Pax Silica Initiative to Advance AI economy”, The Astana Times, https://astanatimes.com/2026/06/kazakhstan-joins-us-led-pax-silica-initiative-to-advance-ai-economy/, (Erişim Tarihi: 30.06.2026).
[ii] “Critical minerals: Why innovation begins beneath the Earth’s surface”, World Economic Forum, https://www.weforum.org/stories/2026/01/critical-minerals-innovation-earth-surface/, (Erişim Tarihi: 30.06.2026).
[iii] “Pax Silica”, U.S. Department of State, https://www.state.gov/pax-silica, (Erişim Tarihi: 30.06.2026).
[iv] Askar Alimzhanov, “Kazakhstan’s Pax Silica Accession Bodes Well for Foreign Investment”, The Times of Central Asia, https://timesca.com/kazakhstans-pax-silica-accession-bodes-well-for-foreign-investment/, (Erişim Tarihi: 30.06.2026).
[v] “State Department Expands Pax Silica Initiative at 2026 Summit”, Brownstein, https://www.bhfs.com/insight/state-department-expands-pax-silica-initiative-at-2026-summit/, (Erişim Tarihi: 01.07.2026).
