Analiz

Masra’ya Af: Çad’da Yeni Dönem mi?

Masra’nın affı, Çad siyasetinde kapanmış görünen iktidar-muhalefet temasının yeniden kurulmasına imkân vermektedir.
Çad’ın ihtiyacı, yeni bir kişisel anlaşmadan çok tekrar bozulmayacak kurumsal bir uzlaşmadır.
Gerçek bir yeni dönem, affın kişisel bir jestten kurumsal uzlaşmaya dönüşmesiyle başlayabilir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

14 Ağustos 2026 tarihinde N’Djamena’dan yayımlanan kısa bir karar, Çad siyasetinin son dört yılına yeni bir yön vermiştir. Cumhurbaşkanı Mahamat Idriss Déby, yaklaşık on beş aydır cezaevinde bulunan eski Başbakan Success Masra’yı affetmiştir.[i] Cumhurbaşkanlığının açıklaması, yirmi yıllık hapis cezasını sona erdirirken ülkenin en güçlü muhalif isimlerinden birini yeniden siyasi gündemin merkezine taşımaktadır.

Kararın ağırlığı, serbest bırakılan kişinin geçmişinden kaynaklanmaktadır. Masra, Les Transformateurs hareketinin lideri, 2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci adayı ve Déby’nin kısa süre önce birlikte çalıştığı eski hükümet başkanıdır. Bu nedenle af, bir mahkûmun özgürlüğüne kavuşmasından daha geniş bir siyasi anlam taşımaktadır. İktidar ile muhalefet arasında daha önce kapanmış görünen temas kanalı yeniden açılabilir.

Masra, 16 Mayıs 2025 tarihinde Logone Occidental bölgesindeki Mandakao köyünde yaşanan toplumlar arası çatışmaların ardından gözaltına alınmıştır. Çiftçilerle hayvancılıkla geçinen topluluklar arasındaki şiddet onlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Masra ise sosyal medya mesajlarıyla nefreti körüklemek ve cinayete iştirak etmekle suçlanmıştır. Suçlamaları reddetmesine rağmen Ağustos 2025 tarihinde 20 yıl hapis ve 1 milyar CFA frangı para cezasına mahkûm edilmiştir.[ii]

Yargılama süreci başından itibaren siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştır. Muhalefet, davayı Masra’yı siyaset sahnesinden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirmiştir. Yönetim ise toplumlar arası şiddet karşısında hukukun işletildiğini savunmuştur. Cumhurbaşkanlığı affı bu iki anlatımdan hangisinin doğru olduğu tartışmasını çözmemektedir. Buna karşılık, Déby’nin artık gerilimi sürdürmek yerine siyasi maliyetleri azaltmayı tercih ettiğini göstermektedir.

Bu tercihin arka planında 2021 yılından beri tamamlanamayan bir uzlaşma arayışı bulunmaktadır. İdris Déby’nin cephede hayatını kaybetmesinin ardından ülkenin yönetimi oğlu Mahamat İdris Déby’ye geçmiştir. Geçiş sürecinin uzatılması, sivil yönetime dönüş takviminin ertelenmesi ve yönetimde askerî kadroların ağırlığını koruması muhalefetin tepkisini büyütmüştür.

20 Ekim 2022 tarihinde düzenlenen gösteriler bu gerilimin en kanlı anına dönüşmüştür. Güvenlik güçlerinin müdahalesinde onlarca insan yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve Masra ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Bir yıl sonra Kinşasa’da varılan anlaşma, Masra ve destekçilerinin ülkeye güvenli biçimde dönmesine ve siyasi faaliyet yürütmesine imkân sağlamıştır.[iii]

Masra’nın Ocak 2024 tarihinde başbakanlığa atanması, Déby yönetiminin muhalefeti devlet düzenine dâhil etme çabasının en dikkat çekici adımı olmuştur. Ancak iki isim kısa süre sonra cumhurbaşkanlığı seçiminde karşı karşıya gelmiştir. Açıklanan sonuçlara göre Déby oyların yüzde 61’ini, Masra ise yüzde 18,54’ünü almıştır. Masra usulsüzlük iddialarını dile getirmiş, hukuki yolların tükenmesinin ardından başbakanlık görevinden ayrılmıştır.[iv]

Bu geçmiş, Çad siyasetindeki uzlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Muhalif bir lider sürgünden dönerek başbakanlığa yükselebilmekte, birkaç ay sonra iktidarın rakibine dönüşebilmekte ve ardından uzun süreli hapis cezasıyla karşılaşabilmektedir. Şimdi gelen af kararı, aynı siyasi döngünün yeni bir aşaması mı yoksa döngüyü kıracak kalıcı bir tercih mi olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.

Geçmiş deneyim burada önemli bir uyarı sunmaktadır. 2023 anlaşması sürgündeki lideri ülkeye döndürmüş ve seçimlere katılmasının yolunu açmıştır. Fakat uzlaşma, bağımsız kurumlar ve karşılıklı güvencelerle desteklenmediği için kişisel ilişkilere bağımlı kalmıştır. Masra’nın başbakanlıktan cezaevine uzanan yolu bunun sonucudur.

Yeni af kararı da düzenli bir siyasi diyalog mekanizması kurulmadan benzer biçimde aşınabilir. Tarafların belirli aralıklarla görüşmesi, anlaşmazlıkların mahkeme veya arabuluculuk yoluyla çözülmesi ve verilen güvencelerin kamuya açıklanması daha kalıcı bir zemin oluşturabilir. Bu süreç, siyasi aktörlerin kişisel sadakat yerine kabul edilmiş kurallara bağlanmasını sağlayabilir.

Déby açısından affın birkaç karşılığı bulunmaktadır. İlk olarak Masra’nın cezaevinde tutulması, onu siyasi bakımdan etkisizleştirmekten ziyade mağduriyet etrafında güçlenen bir sembole dönüştürmüştür. İkinci olarak güney bölgelerinde geniş destek bulan Les Transformateurs hareketinin sistem dışında kalması toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebilir. Üçüncü olarak yönetim, siyasi alanı bütünüyle kapattığı yönündeki eleştirileri yumuşatmak istemektedir.

Çad’ın güvenlik şartları da iç uzlaşmayı gerekli kılmaktadır. Ülkenin doğusunda Sudan Savaşı’nın ürettiği göç ve sınır baskısı büyümektedir. Batıda Çad Gölü Havzası silahlı örgütlerin saldırıları, askerî operasyonlar ve kitlesel yerinden edilmeyle karşı karşıyadır. Kuzeyde Libya kaynaklı istikrarsızlık sürerken güney sınırları Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki gelişmelerden etkilenmektedir. Havzada milyonlarca insanın yerinden edilmiş olması, güvenliğin askerî tedbirlerle sınırlandırılamayacağını göstermektedir.

Devletin bu kadar geniş bir coğrafyada etkili olabilmesi, toplumun farklı kesimlerinin kamu kurumlarına güvenmesine bağlıdır. Siyasi dışlanma arttığında yerel anlaşmazlıklar hızla kimlik gerilimine dönüşebilir. Çiftçi ve hayvancı topluluklar arasındaki arazi, su ve geçiş yolları sorunları da merkezdeki siyasi rekabetle birleşebilir. Masra’nın serbest bırakılması, güneydeki seçmenlere seslerini siyasal yollarla duyurabilecekleri yönünde önemli bir işaret verebilir.

Bununla birlikte sorumluluk muhalefete de düşmektedir. Masra’nın cezaevinden çıktıktan sonra kullanacağı dil, destekçilerini nasıl yönlendireceği ve iktidarla kuracağı ilişkinin sınırları belirleyici olacaktır. Yeniden hükümete katılması kısa vadeli bir sakinlik sağlayabilir. Bağımsız muhalefet çizgisini koruyarak diyalog yürütmesi ise siyasal çoğulculuk açısından daha güçlü bir sonuç üretebilir.

Affın gerçek bir yeni döneme dönüşmesi için kişisel jestin kurumsal adımlarla desteklenmesi gerekmektedir. Les Transformateurs’in serbestçe örgütlenebilmesi, toplantı ve ifade özgürlüğünün korunması, diğer siyasi tutukluların durumunun gözden geçirilmesi ve seçim kurumlarına duyulan güvenin güçlendirilmesi bu adımların başında gelmektedir. Masra’nın hukuki statüsü ile siyasi haklarının açık biçimde belirlenmesi de belirsizliği azaltacaktır.

Déby yönetimi için önünde iki yol bulunmaktadır. Masra’yı yeniden kontrol edilebilir bir ortak konumuna çekmek, iktidara kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Daha kapsayıcı bir siyasal düzen kurmak ise yönetimin meşruiyetini güçlendirerek Çad’ın bölgesel krizler karşısındaki dayanıklılığını artırabilir. İkinci yol daha zahmetli görünse de uzun vadeli devlet kapasitesi bakımından daha sağlamdır.

Uluslararası ortakların yaklaşımı da önem taşımaktadır. Çad, Sahel ve Orta Afrika arasında güvenlik sağlayan merkez ülkelerden biridir. Terörle mücadele, sınır güvenliği ve Sudan’dan gelen sığınmacıların korunması için dış desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu desteğin, güvenlik kurumlarının güçlendirilmesi kadar hukukun üstünlüğünü ve siyasal katılımı teşvik eden bir içerik taşıması beklenmektedir.

Sonuç olarak Masra’nın affı, Çad’da yeni bir dönemin başladığını ilan etmek için erken olsa da önemli bir fırsat yaratmaktadır. Déby’nin kararı geçmişte bozulan temasın yeniden kurulmasına imkân vermektedir. Kalıcı sonuç ise Masra’nın özgürlüğünün muhalefet üzerindeki baskının azalması, toplumlar arası güvenin güçlenmesi ve siyasi rekabetin hukuk içinde yürütülmesiyle desteklenmesine bağlıdır. Çad’ın ihtiyacı, yeni bir kişisel anlaşmadan çok tekrar bozulmayacak kurumsal bir uzlaşmadır.


[i] “Chad’s president pardons main rival and opposition leader in jail”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/chads-president-pardons-main-rival-opposition-leader-jail-2026-08-14/  (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[ii] “Chad: 20-Year Sentence for Opposition Leader”, Human Rights Watch, https://www.hrw.org/news/2025/08/12/chad-20-year-sentence-opposition-leader, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[iii] “Sous la facilitation du Président Tshisekedi, le gouvernement Tchadien signe un accord avec un parti d’opposition”, Présidence de la République Démocratique du Congo, https://presidence.cd/actualite-detail/actualite/sous_la_facilitation_du_president_tshisekedi_le_gouvernement_tchadien_signe_un_accord_avec_un_parti_dopposition, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[iv] “Chad’s Mahamat Deby confirmed as winner of disputed election”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/chads-constitutional-council-rejects-challenges-presidential-vote-provisional-2024-05-16/, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler