Analiz

NATO-Moskova Hattında Tarihî Kırılma: Rusya’nın Gözünden “Ankara Zirvesi”

70 milyar avroluk askerileşme planlarının gölgesindeki Ankara Zirvesi’nde Türkiye, nükleer tırmanışı durduran yegâne köprüdür.
İflas girdabındaki Rusya ve Slovakya’nın vetosuyla çatlayan NATO, savaşın karşılıklı yıkımını gözler önüne sermektedir.
Batı’yla diyaloğu tamamen kesen Moskova, barış için yalnızca Türkiye’nin bağımsız duruşunu ve İstanbul masasını tanımaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Küresel güvenlik mimarisinin derin bir sarsıntıdan geçtiği mevcut konjonktürde, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi, tarihî bir eşiği temsil etmektedir. Türkiye’nin uyguladığı diplomatik esneklik, zirveyi salt bir askerî forum olmaktan çıkararak geniş bir bölgesel okuma alanına dönüştürmektedir. Nitekim 29 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki NATO Parlamenter Asamblesi’nde savaşların güvenlik algılarını değiştirdiğini, İttifak’ın caydırıcılık ve dayanışma ihtiyacının hiç olmadığı kadar arttığını vurgulamıştır. Kriz bölgeleriyle 1.800 kilometrelik sınırına, güçlü ordusuna ve savunma sanayisine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 70 yılı aşkın süredir NATO güvenliğine öncülük eden Türkiye’nin ev sahipliğindeki zirvede Ukrayna, Basra Körfezi ve Filistin meselelerinin kapsamlı bir şekilde ele alınacağını belirtmiştir. Pakistan ve Katar’la birlikte ABD-İran ateşkesini destekleyeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını takip ettiklerini, Tel Aviv’in provokasyonlarını engellemek için NATO’dan destek beklediklerini ve Filistin’deki toprak gaspları bitmeden bölgede kalıcı barışın sağlanamayacağının altını çizmiştir.[i]

Ankara Zirvesi’nin resmî ajandası kriz bölgeleri ve savunma sanayisi işbirlikleri (özellikle Türkiye’nin 2025 projeksiyonu olan 10 milyar dolarlık ihracat hedefiyle Avrupa pazarındaki payını artırma vizyonu) odaklı görünse de diplomatik kulislerde Rusya ile muhtemel bir çatışma senaryoları öne çıkmaktadır. Bloomberg, Baltık ülkelerinde (örneğin Litvanya-Kaliningrad treni üzerinden) kurgulanacak bir provokasyonla 5. Madde’nin tetiklenebileceğini ve Trump yönetimindeki ABD’nin savaştan kaçınabileceğini iddia ederken; Rus askerî uzman Viktor Litovkin, bu söylemlerin Avrupa’nın silahlanma planlarını meşrulaştırma çabası olduğunu belirterek Rusya’ya yönelik olası bir NATO saldırısının nükleer bir karşılık bulacağı ve Avrupa için “mutlak bir çöküşle” sonuçlanacağı uyarısında bulunmuştur.[ii] Tırmanan bu güvenlik ikilemi çerçevesinde, Ankara Zirvesi’nde İttifak’ın Rusya ile doğrudan çatışmaya girme yönünde nihai karar alabileceği iddiaları ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin kışkırtıcı adımlarına dair Obşçestvennaya Slujba Novostey (Kamu Haber Servisi) kaynaklı değerlendirmeler; rasyonel düşüncenin galip gelmesi umuduyla bu buluşmanın savaş ve barış arasındaki ince çizgideki belirleyici rolünü gözler önüne sermektedir.[iii]

Bu algısal kopuş ve karşılıklı tehdit sarmalı, NATO içindeki müttefikler arası yük paylaşımı tartışmalarında ciddi ayrışmaları tetiklemektedir. İtalyan ANSA ajansına göre, Ankara Zirvesi bildirgesine Ukrayna için yıllık 70 milyar avroluk (30 milyarı mevcut Avrupa Birliği (AB) paketinden, 40 milyarı yeni finansman) uzun vadeli bir fon taahhüdü eklenebilir; ancak Almanya kaynaklı bu girişime ABD’nin katılımı belirsizdir ve Mark Rutte’nin yüzde 0,25’lik Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) tahsisi teklifi daha önce reddedilmiştir.[iv] Nitekim bu dayatmaya karşı Slovakya Başbakanı Robert Fico, kamu yayıncısı STVR’de yaptığı açıklamada, ülkesini bu askerî krediye kesinlikle dahil etmeyeceklerini, ancak diğer NATO üyelerinin kendi aralarında savaş fonu oluşturmasına da engel olamayacaklarını itiraf ederek mesafeli bir duruş sergilemiştir.[v] Aynı süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına rağmen Ukrayna’da barışın bazı devletlerce engellendiğini vurgularken; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Batı’nın kurguladığı “Rus tehdidi” söylemini reddederek NATO’nun doğrudan Rusya ile bir savaşa hazırlandığını kaydetmiş ve geniş çaplı bir savaşa karşı Ankara’dan çıkacak sonuçların hayatî önem taşıdığını teyit etmiştir.[vi]

Sahadaki durum ve makroekonomik gerçeklikler ise askerî asimetrinin her iki taraf için de yıpratıcı bir boyut aldığını göstermektedir. Rus diplomat Aleksey Polişçuk, Ulan Batur’da yaptığı konuşmada, Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı misket bombaları ve seyreltilmiş uranyumlu mermiler gibi geniş yelpazedeki silah desteklerinin askerî üstünlük sağlamayıp yalnızca yıkımı uzattığını, Rusya’nın ise 51. madde kapsamında meşru müdafaa uyguladığını belirterek Starobelsk’teki sivil ölümlerine yol açan saldırıyı kınamıştır.[vii] Ancak taktiksel kazanımlara rağmen Rus ekonomisi zorlu bir sınav vermektedir; zira Moskova, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tarafları Ankara’da buluşturmayı hedefleyen ateşkes teklifini Kiev’in Donbas’ı tanıması ön şartıyla reddetmiş olsa da, savaş ve yaptırımlar Rusya’da emlak balonu, şişirilmiş banka bilançoları ve 2025 yılında yarım milyonu aşması beklenen (yüzde 31,5 artış) iflas başvurularıyla devasa bir kriz riski yaratmaktadır. Krizin Batı tarafından sistemik bir kuşatmaya dönüştürüldüğünü savunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise St. Petersburg’da yaptığı açıklamada, ABD ile normalleşme için tam yetkili bir büyükelçi atanmasını şart koşmuş; Washington’un diyaloğu “kısır döngüye” soktuğunu, Avrupa’nın müdahalelerinin ise “Rus karşıtlığı” olduğunu belirterek ABD’nin Ermenistan, Gürcistan ve İran politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulunmuştur.[viii]

Nitekim bu keskin kutuplaşma zemininde, NATO üyesi olmasına rağmen Ankara’nın yürüttüğü çok boyutlu dış politika, Moskova tarafından diyalog için yegâne diplomatik kaldıraç olarak değerlendirilmektedir. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin yaptığı açıklamalarda, diyalogsuzluğun sorumlusu olarak İttifak’ın “Rusofobik” politikasını göstermiş, NATO’nun savaş hazırlıklarını “sahte bir Rus tehdidi” üzerinden meşrulaştırdığını savunmuştur; buna mukabil, Türkiye’nin bağımsız siyasî kararlarına ve Karadeniz’deki istikrar sağlayıcı rolüne büyük saygı duyduklarını vurgulamıştır.[ix] Verşinin ayrıca, Devlet Başkanı Putin’in de daha önce ifade ettiği üzere, Türkiye’nin Ukrayna Krizi’ni çözme gayretlerine ve 2022 yılında kesilen görüşmelere İstanbul’da yeniden ev sahipliği yapma isteğine içtenlikle minnettar olduklarını belirterek diplomatik yolları dışlamadıklarının mesajını vermiştir.[x]

Tüm bu gelişmeler ışığında, NATO’nun Ankara Zirvesi’nde İttifak’ın Rusya ile nükleer bir savaştan rasyonel bir denge gözeterek kaçınacağı, ancak Ukrayna’yı fonlama ve savunma sanayisini büyütme stratejisini kurumsallaştıracağı öngörülmektedir. Kiev’in kışkırtmaları ve Litvanya-Kaliningrad hattındaki beşinci madde provokasyonlarına rağmen nükleer çöküş korkusu tırmanışı frenlemektedir. İttifak içi %0,25’lik GSYH şartı reddedilse de Almanya inisiyatifiyle otuz milyarı mevcut, 40 milyarı yeni fonlardan oluşmak üzere yıllık yetmiş milyar avroluk paketin onaylanması muhtemeldir; ancak Slovakya’nın bu askerî krediyi kesinlikle reddetmesi müttefikler arası çatlakları derinleştirmektedir.

Sahada Rusya liderliğinin NATO’nun savaşa hazırlandığı uyarısı ve TBMM’nin barışın kasıtlı engellendiği tespiti tırmanışı teyit ederken; Batı’nın misket ve seyreltilmiş uranyum mermilerinin Starobelsk’teki gibi sivil kayıpları artırdığı, Moskova’nın ise Alaska mutabakatı ve elli birinci madde zemininde meşru müdafaayı sürdüreceği değerlendirilmektedir. Haziran ayında Türk hariciyesinin ateşkes teklifini Donetsk’in yüzde 80 kontrol etmenin özgüveniyle reddeden ve ABD Başkanı Donald Trump’ın baskısına rağmen Slovyansk ile Kramatorsk’u savunan Kiev’den Donbas’ın sözde ilhakını tanımasını isteyen Moskova; emlak balonu, şişirilmiş bilançolar, kapanacak ondan fazla banka ve 2025 yılında yüzde otuz bir buçuk artışla yarım milyonu bulacak iflas başvurularıyla devasa bir ekonomik çöküş riskiyle yüzleşmektedir.

Krizin yeni parametrelerle kalıcılaşması beklenirken; Ankara Zirvesi, gerilimi yönetecek en kritik siyasî zemin konumundadır. Rus hariciyesine göre Batı’nın parçalama hedefi, tam yetkili büyükelçi atanmadan imkânsız olan normalleşme ve ABD’nin 2026 yılının Kasım ayındaki seçimleri öncesi atabileceği tehlikeli adımlar, krizin “Rusofobik” bir Avrasya kuşatması olduğunu göstermektedir; zira Washington İran’da sıkışırken, Ermenistan AB’ye yönelmekte ve Gürcistan pragmatik davranmaktadır. Zirvede Ukrayna’nın yanı sıra Basra Körfezi’ni ele almayı, Pakistan ve Katar’la ABD-İran ateşkesini desteklemeyi, İsrail’in Lübnan saldırıları ile toprak gasplarının durdurularak Filistin sorununun çözümü için müttefiklerden destek sağlamayı hedefleyen Ankara, sahadaki dengeleri belirlemektedir. İttifak’ı bütçe artırmak için sahte bir Rus tehdidi kurgulamakla suçlayan Moskova, Karadeniz’deki istikrar sağlayıcı rolü ve bağımsız kararları nedeniyle Türkiye’ye derin saygı duymaktadır. 2022 yılında kesintiye uğrayan müzakerelerin yeniden İstanbul’da başlatılması yönündeki Türk arabuluculuğunun Rusya tarafından içtenlikle benimsenmesi; NATO’nun yaklaşan Ankara Zirvesi’nde nükleer kaosu engelleyecek en güçlü aktörün Türkiye’nin çok boyutlu diplomasisi olacağını ortaya koymaktadır.


[i] “Erdogan rasskazal, chto strany NATO obsudyat na sammite v Ankare”, TASS, https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/27867999, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[ii] Aleksandr Kondratyev ve Yevgeniy Falko, “‘Raschet na krupnuyu voynu s Rossiyey’: kakiye temy obsudyat na sammite NATO v iyule?”, Gazeta.ru, https://www.gazeta.press/amp/politics/2026/06/29/23159953.shtml, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[iii] Karina Romanova, “Türkiye: Na sammite v Ankare mogut obsudit’ resheniye NATO o konflikte s RF”, OSN, https://www.osnmedia.ru/politika/t-rkiye-na-sammite-v-ankare-mogut-obsudit-reshenie-nato-o-konflikte-s-rf/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[iv] “ANSA: v itogovyy dokument sammita NATO mozhet voyti punkt o €70 mlrd dlya VPK Ukrainy”, TASS, https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/27853705, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[v] “Fitso: Slovakiya na sammite NATO ne podderzhit finansirovaniye konflikta na Ukraine”, TASS, https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/27863725, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[vi] Ivan Obukhov, “Türkiye: NATO reshit o nachale voyennogo konflikta s RF posle sammita v Ankare”, Metro, https://www.gazetametro.ru/articles/turkiye-nato-reshit-o-nachale-voennogo-konflikta-s-rf-posle-sammita-v-ankare-29-06-2026, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[vii] “MID RF: prodolzheniye zapadnoy pomoshchi Kiyevu vedet k zatyagivaniyu konflikta”, Gozle, https://gozle.org/news/ec6ad0ce7c254eed82bb?lang=ru, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[viii] “Lavrov zayavil o «zamknutom kruge» v dialoge s SSHA po Ukraine”, RBC, https://www.rbc.ru/politics/05/06/2026/6a22021c9a7947f5a323ef98, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[ix] “Posol RF v Turtsii: dialog Rossii s NATO prekrashchen po vine rukovodstva alyansa”, Rambler, https://news.rambler.ru/world/56667319-posol-rf-v-turtsii-dialog-rossii-s-nato-prekraschen-po-vine-rukovodstva-alyansa/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[x] “RF otsenila gotovnost Turtsii predostavit ploshchadku dlya peregovorov po Ukraine”, 1News, https://1news.az/news/20260626160027639-RF-otsenila-gotovnost-Turtsii-predostavit-ploshcadku-dlya-peregovorov-po-Ukraine, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

Ergün MAMEDOV
Ergün MAMEDOV
Ergün Mamedov, 2020 yıllında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler tezli yüksek lisans bölümüne kabul almış ve 2022 yılında tezini başarıyla savunarak mezun olmuştur. Eğitimine hâlihazırda 2022 yılında başladığı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında doktora öğrencisi olarak devam etmektedir. Gürcistan vatandaşı olan Ergün Mamedov, ileri düzeyde Gürcüce, orta düzeyde İngilizce ve başlangıç düzeyinde Rusça bilmektedir. Başlıca ilgi alanları, Güney Kafkasya ve Türk Dünyası coğrafyaları merkezli güncel diplomasi gündemi ve siyasî tarihtir.

Benzer İçerikler