27 Mayıs 2026 tarihinde Rusya Federasyonu ile Taliban yönetimi altındaki Afganistan İslam Emirliği arasında askeri-teknik işbirliği anlaşması imzalanması,[i] Moskova’nın hem Taliban’la gelişen bağlarını hem de bölgesel güvenlikteki artan rolünü yeniden gündeme getirmiştir. 2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmeye başlamasıyla oluşan güç boşluğunun hangi aktörler tarafından doldurulacağı önemli bir tartışma konusu olmuştu. Bu süreçte öne çıkan aktörler Rusya ve Çin olurken, aynı zamanda Orta Asya devletleri, Pakistan, İran ve Hindistan gibi aktörler de Afganistan’daki “Taliban” meselesiyle yakından ilgilenmiş ve soruna çözüm bulmaya çalışmıştır.
18 Temmuz 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi, Afganistan’da El Kaide tehdidinin devam ettiğini ve örgütün Taliban’la bağlarını sürdürdüğü uyarısında bulunmuştur.[ii] Yine aynı tarihte Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, DAEŞ-Horasan (ISKP) terör örgütünün bölgesel genişleme için Afganistan’ı bir “sıçrama üssü” olarak kullanmak istediğine vurgu yapmıştır.[iii] Diğer yandan “Pakistan Talibanı” (TTP) örgütünün Afganistan sınırında konuşlanmaya devam etmesi ve bu yüzden Pakistan ile Taliban yönetimi arasında süregelen çatışma hali, Afganistan’daki terör ve güvenlik sorununun neredeyse çözülmez (içinden çıkılmaz) bir noktaya geldiğine işaret etmektedir.
Böylesi bir dönemde Rusya’nın Taliban’la askeri-teknik bir anlaşma imzalaması, ayrıca Kremlin’in Taliban’ı yasaklı terör örgütleri listesinden çıkarması ve en önemlisi Rusya’nın Taliban hükümetini diplomatik olarak tanıyan ilk ve tek ülke olması, Afganistan’daki terör ve güvenlik sorunun çözümünde Rusya’nın nasıl bir rol üstlenebileceğine dair soru işaretlerine neden olmaktadır.
Taliban’ın 2021 yılında yönetimi yeniden ele geçirdikten sonra diğer devletlerle işbirliğine yanaşmaması, dünyaya kapalı bir görünüm sergilemesi ve uluslararası toplumum taleplerini görmezden gelmesi ve bu yüzden Birleşmiş Milletler sistemine entegre olamaması, Afganistan’daki güvenlik sorununu daha da derinleştirmektedir. Bu faktörler nedeniyle devletlerin Taliban’la bir dizi konuda işbirliğine sıcak bakmadığı ve ona güvenlik desteği vermekten kaçındığı görülmektedir. Bu açıdan Taliban, uluslararası toplumun nezdinde halen “güvenilmez bir devlet dışı aktör” olma özelliğini korumakta ve pek çok devlet açısından da “terör örgütü” olarak kabul edilmektedir.
Taliban ve Afganistan’daki güvenlik boşluğu, en çok komşu devletleri yakından ilgilendirmektedir. Güney ve batıdaki komşularına bakıldığında, Pakistan, Çin ve Hindistan arasındaki hassas jeopolitik dengeler ve Keşmir’deki sınır sorunları, Güney Asya’da istikrarlı bir kuşağın oluşmasını engellemektedir. Bu durum, Taliban’ın bölgedeki köktendinci gruplarla işbirliğini güçlendirmesine yol açan faktörlerin başında gelmektedir. Pakistan, Hindistan ve Çin’in Keşmir meselesinde bir araya gelememeleri, bölgedeki köktendinci grupların türemesindeki en temel faktör olarak değerlendirilebilir.
Çin hem sınır bölgesinin hem de Pakistan’daki koridorun güvenliğini tesis edebilmek adına Taliban’la ilişkilerini iyi tutmaya çalışan aktörlerden biridir. Buna son dönemde Hindistan da dahil olmuştur. Yeni Delhi’nin Taliban’la yakınlaşması[iv] ise Pakistan ile Taliban arasındaki anlaşmazlıktan (daha fazla) yararlanmak şeklinde yorumlanabilir. Bu aktörlerden farklı olarak Taliban’la resmi ilişkiler kurarak güvenlik anlaşmaları imzalayan Rusya, Afganistan’daki sorunlara “gerçek manada” çözüm bulmak isteyen bir aktör görünümü sergilemektedir. Nitekim Afganistan’ın kuzey komşusu olan Orta Asya’nın güvenliği, Rusya’nın öncelikli çıkar alanlarından biridir. Batılı devletlerden farklı olarak Moskova, Taliban’ı normatif (değerler odaklı) bir süzgeçten geçirmek yerine sahadaki fiili (de facto) gücü kabul ederek pragmatik bir rasyonaliteyle hareket etmektedir. Kremlin, Taliban’ı meşrulaştırarak ve ona askeri-teknik destek sunarak Kabil yönetimini radikal unsurlarla (özellikle ISKP) mücadelede bir “tampon güç” olarak kullanmayı hedefliyor olabilir.
Çin, Afganistan’a daha çok ekonomik koridorlar açısından bakarken, Hindistan ise Pakistan’ı dengeleme penceresinden bakmaktadır. Rusya ise Taliban ve Afganistan meselesini Yakın Çevresi’ni (Orta Asya’yı) doğrudan tehdit eden bir “güvenlik sorunu” olarak ele almaktadır. Zira Orta Asya’daki olası bir radikalizm dalgası, doğrudan Rusya’nın iç güvenliğini tehdit etme potansiyeline sahiptir. Rusya’nın Taliban’la imzaladığı askeri-teknik işbirliği anlaşması da bu minvalde ele alınabilir. Bu hamle, Avrasya’nın güvenlik mimarisinde Rusya’nın “bölgesel güvenlik sağlayıcı” rolüne katkı sağlamaktadır. Moskova, uluslararası toplumun izole ettiği Taliban’la angajmana girerek hem Kabil üzerindeki nüfuzunu pekiştirmekte hem de Orta Asya’ya yönelebilecek güvenlik risklerini daha Afganistan sınırları içerisindeyken absorbe etmeye çalışmaktadır. Bu durum, Rusya’yı Afganistan Krizi’nin çözümünde retorikten öteye geçerek sahada gerçek manada yapısal çözümler üretmek zorunda kalan en kritik aktör konumuna getirmektedir.
Rusya’nın Taliban’la işbirliği üzerinden Afganistan’a geri dönüşü, bölgede yeni bir Büyük Oyun’un başlamasına neden olabilir. Moskova ve Pekin, ABD’nin bölgeden uzak tutulması gerektiğini düşünmektedirler ve dolayısıyla bu aktörler, Taliban’la ilişkilerin iyi tutulması konusunda ortak hareket etmektedirler. Fakat Çin, meseleye ekonomik güvenlik açısından bakmaktadır. Rusya ise yakın çevresindeki sert güvenlik hamleleriyle tanınmaktadır. Dolayısıyla Rusya, imzaladığı askeri-teknik anlaşmalarla bölgenin “sert güvenlik” tekelini elinde tutmaya çalışıyor olabilir.
Sonuç olarak Rusya’nın Taliban’la askeri işbirliği, bölgedeki diğer güç dengelerini de sarsmaktadır. Taliban’la çatışma içerisinde olan Pakistan, Rusya’nın Kabil üzerindeki bu hamlelerini dikkatle izlemektedir. Benzer şekilde Hindistan da Taliban ile Rusya arasındaki pragmatik yakınlaşmanın nereye doğru evrileceğini takip eden aktörler arasındadır. Bu bağlamda Rusya’nın Afganistan sahasına askeri-teknik anlaşmalarla geri dönüşü, 21. yüzyılın çok kutuplu Büyük Oyunu’nu başlatabilir. Bu oyun, Batı dışı yeni bir Avrasya güvenlik mimarisinin inşasında belirleyici olacaktır. Rusya, bu hamlesiyle, izole edilmiş bir coğrafyayı kendi jeopolitik çeperine bağlayarak oyunun kurallarını kendi lehine yeniden yazmaktadır.
[i] “Russia and Afghanistan Sign Military Cooperation Agreement”, Jamestown, https://jamestown.org/russia-and-afghanistan-sign-military-cooperation-agreement/, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[ii] “Al-Qaeda Remains In Afghanistan & Maintains Taliban Ties, Says UN Official”, AFINTL, https://www.afintl.com/en/202607183553, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[iii] “ISIS-K Wants Afghanistan As Base For Regional Expansion, Says Russian FM”, AFINTL, https://www.afintl.com/en/202607185472, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[iv] “Amid the Afghanistan-Pakistan Conflict, India-Taliban Diplomatic Ties Are Strengthening”, The Diplomat, https://thediplomat.com/2026/07/amid-the-afghanistan-pakistan-conflict-india-taliban-diplomatic-ties-are-strengthening/, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
