Orta Asya devletleri, son otuz yıl boyunca Rusya, Çin, Batı ve giderek artan biçimde Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında denge politikası yürütmüştür. Çok vektörlü politika, bölgenin en başarılı devlet yönetimi aracı olarak ortaya çıkmıştır. Buradaki önemli bir soru, bölgenin dış ilişkilerini tanımlayan bu denge diplomasisinin yapay zekâya da aynı şekilde uygulanıp uygulanamayacağıdır. Geleneksel çok vektörlülük, dengelenen unsurların bölünebilir olmasına dayanmaktadır: bir güçle kurulan savunma düzenlemesi, bir diğeriyle kurulacak enerji düzenlemesine engel teşkil etmemektedir. Ne var ki yapay zekâ bir bakıma farklı işlemektedir. Çipler, bulut altyapısı, temel modeller ve bunları düzenleyen mevzuat standartları genellikle bir arada gelmektedir. Bunun sonucunda birincil teknoloji ortağının kimliği, diğer sektörlere kıyasla daha fazla yapısal ağırlık taşımaktadır. Bu durum, çok vektörlü politikanın yapay zekâ alanında uygulanamaz olduğu anlamına gelmemektedir; ancak bölgenin çeşitlendirme çabalarının, geçmiş başarıları yineleyeceği varsayılmak yerine kendi koşulları içinde değerlendirilmeyi hak ettiği anlamına gelmektedir.
Çin’in yapay zekâ konusunda Orta Asya ile kurduğu ilişki, 2026 yılı boyunca önemli ölçüde genişlemiştir. Temmuz ayında Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan, merkezi Şanghay’da bulunan Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü’ne katılmıştır.[i] Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, Çin’in araştırma çıktılarını övmüş ve yeni örgütün bölgesel merkezi olarak Astana’yı önermiştir. Kazakistan ve komşuları açısından bu ölçekteki yatırım, yurt içinde inşa edilmesi hayli uzun sürecek altyapı ve teknik kapasite sağlamaktadır. Orta Asya’nın daha geniş dijital stratejisi de birden fazla modelden beslenmektedir. Çin’in yaklaşımı merkezî ve devlet-şirket eksenlidir. Bu yaklaşım, Pekin’in 2021 tarihli Kişisel Bilgilerin Korunması Kanunu’nda ve büyük platform şirketlerine yönelik düzenlemelerinde de yansımasını bulduğu üzere hız ile ölçeği önceliklendirmiştir. Orta Asya hükümetleri, Çin menşeli donanım ve altyapıyı, Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü’nden ilham alan bir düzenleyici çerçeve içine yerleştirilmiş, kendi tasarımları olan kamusal dijital hizmetlerle birleştirmiştir.[ii]
Avrupa Birliği, “Küresel Geçit Girişimi” aracılığıyla Orta Asya’daki stratejik angajmanını güçlendirmektedir. Öne çıkan projeleri arasında, Orta Asya ile Avrupa arasında güvenli dijital bağlanabilirliği kolaylaştırmak amacıyla Dijital İpek Yolu çerçevesinde geliştirilen Hazar Geçişli Fiber Optik Kablo projesi yer almaktadır. Bu girişim, bölgenin veri yönetişimi ile bağlanabilirliğin çeşitlendirilmesi konusundaki konumunu güçlendirmekte ve Orta Asya’nın Çin ile diğer aktörlerle olan ortaklıklarının yanı sıra genel teknoloji ilişkilerine yeni bir boyut katmaktadır.
Pekin ise Orta Asya ülkelerine telekomünikasyon ağları, akıllı şehir platformları, gözetim teknolojileri ve fintek çözümlerini kapsayan eksiksiz bir dijital paket sunmaktadır. Bu sistemler dijital kalkınmayı hızlandırabilse de ülkelerin bakım, gelecekteki güncellemeler ve dijital altyapılarını şekillendiren teknik standartlar bakımından tek bir tedarikçiye bağımlı hâle geldiği “tedarikçiye kilitlenme (vendor lock-in)” riskini de doğurmaktadır.
Kazakistan, Orta Asya ülkeleri arasında “akıllı takipçi (smart-follower)” stratejisti olarak öne çıkmıştır. Ülkenin verdiği yanıt, yapısal önlemleri düzenleyici diplomasiye yapılan vurguyla birleştirmek biçiminde olmuştur. Cumhurbaşkanı Tokayev, 16 Temmuz 2026 tarihli Dünya Yapay Zekâ Konferansı’ndaki açılış konuşmasında, yapay zekâ sistemleri için ortak test ve sertifikasyon standartları oluşturulması, ulusal düzenleyici kurumlar arasında daha yakın eşgüdüm sağlanması ve siber saldırılar, derin sahtecilikler (deepfake) ile dijital dolandırıcılığa karşı ortak hareket edilmesi çağrısında bulunmuş; yönetişimi yalnızca yazılımı değil, teknoloji ekosisteminin bütününü kapsayan bir mesele olarak konumlandırmıştır.[iii] Böylelikle yapay zekâ yönetişimini, yazılımın ötesine geçerek tüm dijital ekosistemi kapsayan bir konu olarak sunmuştur. “Hiçbir ülke yalnızca yapay zekânın bir tüketicisi olarak kalmamalıdır” ifadesi, Kazakistan’ın yalnızca teknolojik kapasite inşa etme değil, aynı zamanda yükselen teknolojileri yöneten kuralları şekillendirme yönündeki hırsını da yansıtmaktadır.
Bu yaklaşım, Kazakistan’ın iç politikasında da görülmektedir. Alatau dijital şehir projesi, önerilen yapay zekâ mevzuatı ile Dijital Kanun ve Almatı’nın bir BM bölgesel dijital çözümler merkezine ev sahibi olarak seçilmesi; ülkeyi bölgesel bir inovasyon merkezi olarak konumlandırırken dijital yönetişimini güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejiye işaret etmektedir. Bu, tutarlı bir stratejidir ve neden bölgenin ötesinde de önem taşıdığını belirtmekte fayda vardır. Başarılı olması hâlinde Kazakistan, Çin yapımı dijital altyapının Avrupalı ortaklar açısından kabul edilebilir düzenleyici çerçeveler içinde işlediği, rekabet hâlindeki teknolojik ekosistemler arasında bir aracı rolü üstlenebilir. Daha geniş anlamda ise bu durum, orta ölçekli bir gücün, kendi düzenleyici ve normatif gündemini şekillendirme yeteneğinden vazgeçmeksizin teknolojik işbirliğinden yararlanabileceğini göstermektedir.
Orta Asya, Çin, Avrupa ve Körfez ile kurduğu ilişkilerin yanı sıra yapay zekâ işbirliği için ek bir kanal olarak Türk Devletleri Teşkilatı’yla da temas kurmuştur. Mayıs 2026 tarihinde Kazakistan, “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla TDT gayri resmî zirvesine Türkistan’da ev sahipliği yapmış; Türkiye, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan liderlerini bir araya getirmiş ve ortak bir Türki büyük dil modeli, önerilen bir yapay zekâ üniversitesi ile Özbekistan’ın “Beş Milyon Yapay Zekâ Lideri” iş gücü girişimine yönelik taahhütler ortaya çıkmıştır.[iv] Cumhurbaşkanı Tokayev, bu çabaları “ilerlemenin kıyısında kalmamak” için gerekli olarak nitelendirmiş; bu ifade, Kazakistan’ın Çin’le ilişkisine de uyguladığı daha geniş çok vektörlü yaklaşımla tutarlılık göstermiştir.
Orta Asya’nın yapay zekâ diplomasisi, çok yönlü bir dış politikaya duyulan gerçek bir bağlılığı yansıtmaktadır. Ne var ki bu diplomatik denge çabası, henüz uygulamada buna denk düşen bir çeşitlenmeye dönüşmemiştir. Çin, kapsamlı yatırımları ve altyapı projeleri aracılığıyla bölgenin dijital manzarasına egemen olmayı sürdürmektedir. Orta Asya’nın dijital çok vektörlülüğünün geleceği; Çin yatırımlarının devam ediş hızı ve koşulları, Avrupa ile Türki girişimlerin siyasi bildirimlerden iyi finanse edilmiş projelere dönüşüp dönüşmeyeceği ve bölgenin düzenleyici hedeflerini etkin ve uygulanabilir standartlara çevirebilme kabiliyeti gibi çeşitli etkenlere bağlı olacaktır.
[i] “Central Asian states following China’s lead on AI”, Euroasianet, https://eurasianet.org/central-asian-states-following-chinas-lead-on-ai, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[ii] “Digital Geopolitics and AI Strategy in Central Asia”, The Times of Central Asia, https://timesca.com/digital-geopolitics-and-ai-strategy-in-central-asia/, (Erişim Tarihi 23.07.2026).
[iii] “President Kassym‑Jomart Tokayev holds talks with President Xi Jinping”, AkordaPress, https://www.akorda.kz/en/kassymjomart-tokayev-holds-talks-with-president-xi-jinping-2064454, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[iv] “Turkic leaders drive their alliance towards an ‘influential geopolitical power centre”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/05/17/turkic-leaders-drive-their-alliance-towards-an-influential-geopolitical-power-centre, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
