Analiz

Paşinyan’ın Yarım Zaferi: Bir Seçim, Üç Başkent ve Tek Koridor

7 Haziran sonuçları, Ermenistan’ın son yıllardaki dış politika ve güvenlik rotasının kısa vadede süreceğine işaret etmektedir.
Projenin enerji boyutu, salt taşımacılığın ötesine geçerek bölgesel enerji geçiş haritasını ilgilendirmektedir.
Güney Kafkasya’daki güvenlik ve enerji dengelerinin yönü, bu çok aktörlü sürecin seyrine göre netleşecektir.

Paylaş

Ermenistan’ın 7 Haziran 2026 parlamento seçimleri, sonuçları itibarıyla iktidardaki partinin görevini koruduğu bir tablo ortaya koymuştur. Ancak seçimin uluslararası ilişkiler açısından önemi, oy oranlarından çok Güney Kafkasya’nın güvenlik mimarisi, enerji geçiş hatları ve büyük güç rekabetine ilişkin tartışmaların bu sonuç üzerinden yeniden şekillenmesinde yatmaktadır. Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi oyların yüzde 49,81’ini alarak iktidarını korurken; ana muhalefet Güçlü Ermenistan yüzde 23,29 ile ikinci sırada kalmıştır. Bu tablonun, ülkenin son yıllardaki dış politika yöneliminin onaylanması mı, yoksa o yönelime ilişkin toplumsal tereddüdün bir göstergesi mi olduğu hem iç siyasette hem de bölgesel başkentlerde tartışılmaya devam edilmektedir.

Seçim, geniş ölçüde ülkenin dış politika yönelimi üzerinden tartışılmaktadır. Paşinyan, Azerbaycan’la barışı güvence altına almak, Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek ve Avrupa Birliği ile bağları güçlendirmek vaadiyle seçime girmiştir. Oylama, büyük ölçüde Ermenistan’ın dış politikasına, bu kapsamda Paşinyan’ın Rusya’dan Batı’ya yönelik ekseninin bir referandumu olarak görülmüştür. Bu gündemin arka planında, Ermenistan’ın 2020 İkinci Karabağ Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından geleneksel güvenlik garantörü Rusya ile ilişkilerinde yaşanan gerilim bulunmaktadır. Yenilgi, Yerevan’da güvenlik bağımlılığının çeşitlendirilmesi yönündeki tartışmayı hızlandırmış; ülke, Rusya öncülüğündeki güvenlik blokuyla mesafesini artırırken Batı kurumlarına yakınlaşma sinyalleri vermişti.

Seçim öncesi dönemde bu yönelimin somut adımları izlenebiliyordu. Paşinyan, AB üyelik kriterlerini karşılamayı hedefleyen bir reform gündemi izlemiş, ilk AB-Ermenistan zirvesine ev sahipliği yapmış ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski’yi ağırlamıştı. Aynı dönemde Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, Rusya’nın Ermenistan ürünlerine yönelik ihracat kısıtlamalarını “ekonomik zorbalık” olarak nitelendirerek bir AB destek paketi açıklamıştı. Bu adımların Yerevan’ın yönelimini ne ölçüde belirlediği konusunda farklı değerlendirmeler mevcuttur.

Sonuçların yorumlanmasında elde edilen çoğunluğun büyüklüğü kritik bir değişkendir. Paşinyan zaferini ilan etmiş olsa da bu oranın kendisini muhalefetin önüne yerleştirmekle birlikte Rusya’dan uzaklaşmayı sağlamlaştırmak ve Azerbaycan’la kalıcı barışı müzakere etmek için ihtiyaç duyduğu güçlü çoğunluğu sağlayıp sağlamayacağı belirsiz olduğu yorumları yapılmıştır. Karşılaştırma açısından, 2021 seçimlerinde parti oyların yüzde 53,9’unu alarak 71 sandalyelik bir süper çoğunluk elde etmişti. Oy oranındaki gerileme, dış politika ve güvenlik yönelimine ilişkin toplumsal tartışmanın sürdüğüne işaret etmektedir.

Bu güvenlik denkleminin merkezinde, ülkenin müzakere ettiği barış sürecinin koşulları yer almaktadır. Azerbaycan tarafına göre kalıcı barış anlaşmasının imzalanabilmesi için Ermenistan’ın yeni bir anayasayla Bakü’ye yönelik toprak taleplerinden vazgeçmesi gerekmektedir. Paşinyan ise bu anayasa reformuna ilişkin referandumu seçimlerin hemen ardından düzenleyeceğini belirtmişti. Muhalefet kanadından sürece ve sonuçlara itirazlar gelmiştir. Muhalefet, Paşinyan’ı ABD arabuluculuğundaki barış anlaşmasında aşırı taviz vermekle suçlamıştır. Ermenistan İttifakı üyesi muhalefet Milletvekili Saghatelyan ise seçimlerin “ne özgür ne adil koşullarda” yapıldığını öne sürerek sonuçları Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıklamıştır.

Seçim sonucunun bölgesel etkilerinin yoğunlaşacağı alanların başında ulaşım koridorları ve enerji altyapısı gelmektedir. Washington arabuluculuğunda şekillenen ve Azerbaycan’ı Nahçıvan’a Ermenistan toprakları üzerinden bağlamayı öngören “Trump Rotası: Uluslararası Barış ve Refah İçin Bir Yol (TRIPP)” projesi, normalleşme sürecinin merkezindeki başlıklardan biridir. Bu güzergâhın Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesini hızlandırdığı, ancak Ermenistan’da iç tepkiye yol açtığı ve İran ile Rusya’da endişe yarattığı değerlendirilmektedir.

Projenin enerji boyutu, salt taşımacılığın ötesine geçerek bölgesel enerji geçiş haritasını ilgilendirmektedir. Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a uzanan fiber optik ve elektrik iletim hatları ile bir doğal gaz boru hattının da inşa edilmesi planlanmaktadır. ABD ve Ermenistan Ocak 2026 tarihinde bu planlar için bir uygulama çerçevesi yayımlamıştır. Buna ek olarak Yerevan, Washington’la imzaladığı mutabakatlar kapsamında küçük modüler reaktörleri içeren bir enerji güvenliği ortaklığına ve bir yapay zekâ-yarı iletken işbirliğine de taraf olmuştur. Bu adımların, ülkenin enerji altyapısındaki bağımlılıkları çeşitlendirmeye yönelik bir girişim olarak okunup okunamayacağı tartışılmaktadır. Bölgesel ölçekte projenin Orta Koridor olarak bilinen doğu-batı ticaret ve enerji hattının bütünleyici bir parçası olarak konumlandırıldığına dikkat çekilmektedir.

Sürece bölgesel ve küresel aktörlerin yaklaşımı belirgin biçimde farklılaşmaktadır. Bu da Güney Kafkasya’nın çok aktörlü bir rekabet sahası olma niteliğini koruduğunu göstermektedir. İran, projeye mesafeli durmaktadır. Tahran, güzergâhın kuzey sınırında bir Batı varlığına kapı aralayabileceğini ve hem kendisi hem de güney Rusya için güvenlik riski oluşturabileceğini öne sürerek “kesin biçimde karşı” olduğunu açıklamıştır. Türkiye ise sürece açık destek veren bir konumdadır. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, projeyi Orta Koridor ve bölgesel bağlantısallık açısından önemine vurgu yaparak desteklemiş ve nihai barış anlaşmasına bağlılığını yinelemişti. Bu tutum, Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin Azerbaycan dosyasıyla iç içe ilerlediğini ortaya koymaktadır.

Moskova temkinli bir dil benimsemiştir. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, oylamayı çevreleyen “belirsiz konular” ve ihlal iddialarını gerekçe göstererek resmî sonuçları beklemeyi tercih ettiğini belirtmiştir. Rusya Dışişleri’nden Zaharova ise seçimlerin “muhalefet üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı ve Batı’nın, öncelikle AB’nin müdahalesi” altında gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Washington tarafında ise süreç hem barış girişimi hem de bağlantısallık projeleri üzerinden aktif biçimde desteklenmektedir.

7 Haziran sonuçları, Ermenistan’ın son yıllardaki dış politika ve güvenlik rotasının kısa vadede süreceğine işaret etmektedir. Ancak elde edilen çoğunluğun büyüklüğü, sürmekte olan barış süreci, anayasa referandumu ve sınır ötesi enerji-ulaşım projeleri açısından tartışmaya açıktır. Önümüzdeki dönem, Yerevan’ın seçim sonucunu hangi somut politika adımlarına dönüştüreceğine ve bu adımların İran, Rusya, Türkiye ile ABD’nin pozisyonlarıyla nasıl etkileşeceğine bağlı olarak şekillenecektir. Güney Kafkasya’daki güvenlik ve enerji dengelerinin yönü, bu çok aktörlü sürecin seyrine göre netleşecektir.

Kürşat İsmayıl
Kürşat İsmayıl
Kürşat İsmayıl, 2017-2021 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nden lisans derecesini ve ardından Rusya ve Kafkas Tarihi alanında yüksek lisans derecesini edindi. Yüksek lisans tezi "Azerbaycan Modernleşmesinin Temelleri: Mirze Kazımbey ve Abbaskulu Ağa Bakıhanov'un Düşünce Dünyası" idi. Hâlen Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler alanında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri düzeyde Azerbaycan Dili (Anadil), Türkçe , İngilizce ve Rusça bilmektedir; ayrıca Osmanlı Türkçesi bilgisine sahiptir.

Benzer İçerikler