Şili’de genç kadınlar arasında işsizlik oranının son yılların en yüksek seviyelerine ulaşması, ülke ekonomisinde yaşanan yavaşlamanın işgücü piyasasına yansımalarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (INE) verilerine göre 18-24 yaş arasındaki kadınlar, ülkedeki en yüksek işsizlik oranına sahip grup haline gelmiştir.[i] Bu durum yalnızca ekonomik büyümedeki ivme kaybıyla açıklanamayacak kadar kapsamlı olup işgücü piyasasının yapısal sorunlarına da işaret etmektedir. Dolayısıyla mevcut tablo, kısa vadeli ekonomik dalgalanmaların ötesinde istihdam politikalarının etkinliği ve kadınların işgücüne katılımını destekleyen mekanizmaların yeterliliği açısından değerlendirilebilir.
Şili ekonomisinde son dönemde işgücüne katılımın artmasına karşın aynı hızda yeni istihdam alanlarının oluşturulamaması, işsizlik oranlarının yükselmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Yaklaşık 981 bin kişinin iş aradığı bir ortamda son on iki ay içerisinde yalnızca 70 bin yeni istihdam oluşturulabilmesi, işgücü piyasasında arz ve talep arasındaki dengenin bozulduğunu göstermektedir. Kadınların işgücüne katılım oranındaki yükseliş uzun vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de ekonomik faaliyetlerde son aylarda gözlenen daralma, bu yeni işgücünü istihdam edecek yeterli iş olanaklarının oluşturulmasını engellemektedir.[ii]
Makroekonomik göstergeler de söz konusu tabloyu desteklemektedir. Şili’de ulusal işsizlik oranı mart-mayıs döneminde %9,4 seviyesine yükselerek pandemi döneminden bu yana en yüksek düzeye ulaşmıştır. Devlet Başkanı Jose Antonio Kast, bu gelişmeyi ülkenin yaşam standartlarını olumsuz etkileyen bir “ekonomik hastalık” olarak nitelendirmiştir. Buna karşılık Maliye Bakanı Jorge Quiroz, ekonominin teknik resesyona sürüklendiği yönündeki değerlendirmelere katılmayarak haziran ayında ekonomik faaliyetlerde yeniden büyüme yaşanmış olabileceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte Şili Merkez Bankası’nın 2026 yılı büyüme beklentisini %1 ile %1,75 aralığına çekmesi, ekonomik toparlanmanın sınırlı kalabileceğine işaret etmektedir. Düşük büyüme beklentisi ise yeni istihdam oluşturma kapasitesinin de zayıf seyredeceğini göstermektedir.[iii]
İşgücü piyasasındaki sorunların yalnızca ekonomik büyüme performansıyla sınırlı olmadığı görülmektedir. Ülkede işsizlik oranlarının uzun süredir %8 seviyesinin üzerinde seyretmesi, yapısal faktörlerin etkisini ortaya koymaktadır.[iv] Özellikle asgari ücret artışları, haftalık çalışma süresinin 45 saatten 40 saate düşürülmesi gibi çalışanların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan sosyal politikaların, üretkenlik artışıyla eş zamanlı ilerlememesi durumunda işverenlerin maliyetlerini yükseltebileceği değerlendirilmektedir. Bu durumun özellikle özel sektörde kayıtlı istihdam oluşturma kapasitesini sınırlandırabilir. Dolayısıyla sosyal hakların genişletilmesi ile ekonomik verimlilik arasındaki dengenin sağlanması, istihdam politikalarının başarısı açısından kritik önem taşımaktadır.
Diğer taraftan kadın istihdamını etkileyen sosyal faktörler de ekonomik göstergeler kadar belirleyici olmaktadır. Şili Çalışma Bakanlığı tarafından oluşturulan Çalışma Piyasasını Yeniden Canlandırma Masası’nın hazırladığı raporda, özellikle kadınların kayıtlı istihdama erişimini kolaylaştıracak politika önerilerine yer verilmiştir. Komisyon Başkanı David Bravo, ülkede pandemi sonrasında giderek derinleşen bir “istihdam acil durumu” bulunduğunu belirtirken, genç kadınların bu süreçten en fazla etkilenen kesim olduğunu vurgulamıştır. Bravo’ya göre istihdamın kamu politikalarının öncelikli gündemlerinden biri haline getirilememesi, mevcut sorunların derinleşmesine neden olmuştur.[v]
Kadınların işgücüne katılımını sınırlandıran unsurlar arasında bakım ekonomisi de önemli bir yer tutmaktadır. Çocuk, yaşlı veya bakıma muhtaç bireylerin sorumluluğunun büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenilmesi, tam zamanlı ve kayıtlı istihdama katılımı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle uzmanlar, evrensel kreş sistemi gibi sosyal politika araçlarının yalnızca aile politikası değil, aynı zamanda istihdam politikası olarak da değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bakım hizmetlerinin kamusal destekle yaygınlaştırılması, kadınların işgücü piyasasına daha güçlü biçimde katılmalarını sağlayabilecek temel araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır.
Şili örneği, Latin Amerika ülkelerinde uzun süredir tartışılan ekonomik büyüme ile kapsayıcı istihdam arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşımaktadır. Bölgede birçok ülkede kadınların eğitim düzeyi yükselirken işgücü piyasasına geçiş süreçlerinin aynı ölçüde iyileşmediği görülmektedir. Bu durum yalnızca ekonomik büyüme oranlarıyla değil, işgücü piyasasının esnekliği, üretkenlik düzeyi, özel sektör yatırımları ve sosyal politika araçlarının etkinliğiyle de doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla kadın işsizliğinin azaltılması için yalnızca ekonomik büyümenin hızlanması yeterli olmayabilir; üretkenliği artıran yatırımların teşvik edilmesi, kayıtlı istihdamın desteklenmesi ve bakım ekonomisini güçlendiren sosyal politikaların birlikte uygulanması gerekebilir.
Genç kadın işsizliğinin uzun süre yüksek seviyelerde seyretmesi, Şili açısından yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda demografik ve uluslararası hareketlilik boyutu bulunan stratejik bir mesele olarak da değerlendirilebilir. Özellikle yükseköğretim mezunu genç nüfusun kendi ülkesinde istikrarlı istihdam olanaklarına erişememesi, daha yüksek ücret, kariyer gelişimi ve sosyal güvence sunan ülkelere yönelme eğilimini artırabilmektedir. Son yıllarda Kanada, Avustralya, İspanya ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinin nitelikli işgücünü çekmeye yönelik göç politikalarını genişletmesi, Şilili genç profesyoneller açısından yeni fırsatlar yaratmaktadır. Bu durumun uzun vadede ülkede nitelikli işgücü kaybına yol açma riski bulunmaktadır.
Bununla birlikte işgücü piyasasında yaşanan sıkıntıların devam etmesi, doğurganlık oranları, hane halkı gelirleri ve toplumsal refah üzerinde de dolaylı etkiler oluşturabilecektir. Gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını daha geç kazanmaları; aile kurma, konut edinme ve tüketim kararlarını ertelemelerine neden olabilmektedir. Dolayısıyla genç kadın işsizliğinin azaltılması yalnızca istihdam göstergelerinin iyileştirilmesi açısından değil, Şili’nin uzun vadeli ekonomik büyümesi, beşerî sermayesini koruması ve nitelikli nüfusunu ülke içinde tutabilmesi bakımından da stratejik önem taşımaktadır.
Sonuç olarak Şili’de genç kadın işsizliğinin ulaştığı seviye, ülkenin karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve yapısal sorunların ortak bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Ekonomik büyümedeki yavaşlama, işgücü arzındaki artış, üretkenlik sorunları ve bakım yükümlülüklerinin kadınlar üzerindeki etkisi birlikte ele alındığında, mevcut tablonun kısa vadeli ekonomik dalgalanmaların ötesine geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Şili’nin önümüzdeki dönemde uygulayacağı istihdam ve sosyal politika reformları, yalnızca ekonomik toparlanmanın değil, kadınların işgücü piyasasına eşit ve sürdürülebilir biçimde katılımının sağlanması açısından da belirleyici olacaktır.
[i] Castro, Maolis. “Las chilenas jóvenes, las más afectadas por el desempleo: ‘Nos piden experiencia, pero no están dispuestos a darnos oportunidades’”, El País, https://elpais.com/chile/2026-07-12/las-chilenas-jovenes-las-mas-afectadas-por-el-desempleo-nos-piden-experiencia-pero-no-estan-dispuestos-a-darnos-oportunidades.html, (Erişim Tarihi: 19.07.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] Aynı yer.
[iv] Aynı yer.
[v] Aynı yer.
