Analiz

Sudan ve Etiyopya’da İç Çatışmaların Bölgeselleşmesi: Afrika Boynuzu’nda Sınır Aşan Güvenlik Ağları

Sudan ve Etiyopya’da İç Çatışmaların Bölgeselleşmesi: Afrika Boynuzu’nda Sınır Aşan Güvenlik Ağları
İç çatışmaların bölgeselleşmesi, çatışmaların doğrudan birleşmesinden çok farklı ülkelerdeki silahlı aktörler arasındaki bağlantıların güçlenmesiyle ortaya çıkmaktadır.
Sudan-Etiyopya hattındaki karşılıklı güvenlik kaygıları, Afrika Boynuzu’ndaki iç çatışmalar ile devletlerarası rekabet arasındaki sınırları giderek daha geçirgen hale getirmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Sudan ve Etiyopya arasında son dönemde karşılıklı olarak yöneltilen suçlamalar, iki ülkede devam eden iç çatışmaların giderek daha geniş bir bölgesel güvenlik denklemine bağlandığını göstermektedir. Etiyopya Genelkurmay Başkanı Birhanu Jula’nın Sudan ve Mısır’ı Etiyopya hükümetine karşı faaliyet gösteren silahlı grupları desteklemekle suçlamasının ardından Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF), 28 Eylül 2026 tarihinde söz konusu iddiaları reddetmiştir. Sudan ise Etiyopya topraklarının Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (RSF) eğitim, lojistik destek ve insansız hava araçları faaliyetleri için kullanıldığını ileri sürmüştür.[i] Tarafların karşılıklı suçlamaları bağımsız olarak bütünüyle doğrulanmış olmamakla birlikte söz konusu gelişmeler, Sudan ve Etiyopya’daki iç güvenlik krizlerinin artık yalnızca ulusal sınırlar içerisinde değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır.

Etiyopya’daki güvenlik ortamı bu gerilimin arka planını oluşturmaktadır. 21 Eylül 2026 tarihinde aralarında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), Amhara Fano Ulusal Hareketi (AFNM) ve Oromo Ulusal Hareketi’nin (OLA) de aralarında bulunduğu yedi silahlı grup, Etiyopya hükümetine karşı yeni bir ittifak kurduklarını açıklamıştır. Özellikle 2020-2022 Tigray Savaşı sırasında karşı cephelerde bulunan TPLF ve Amhara bağlantılı unsurların aynı ittifakta yer alması, Etiyopya’daki silahlı aktörler arasındaki ilişkilerin değişken niteliğini göstermektedir. Bununla birlikte coğrafi uzaklıklar, siyasi farklılıklar ve gruplar arasındaki kapasite eşitsizlikleri ittifakın ne ölçüde koordineli hareket edebileceği konusunda belirsizlik yaratmaktadır.[ii] Kuzey Etiyopya’da yeniden artan askeri hareketlilik karşısında Afrika Birliği’nin 23 Eylül tarihinde gerilimin azaltılması çağrısında bulunması ve 2022 Pretoria Anlaşması’nı barış sürecinin temel çerçevesi olarak vurgulaması da mevcut güvenlik ortamının kırılganlığını göstermektedir.[iii]

Sudan’daki savaşın Etiyopya bağlantısı ise karşılıklı suçlamaların tek bir diplomatik gerilimden ibaret olmadığını ortaya koymaktadır. Şubat 2026 tarihinde yayımlanan bir araştırma, Sudan sınırına yakın Benishangul-Gumuz bölgesinde RSF bağlantılı savaşçıların eğitildiği bir kamp bulunduğuna ilişkin bulgular sunmuştur. Etiyopya güvenlik belgelerine göre ocak ayı başında yaklaşık 4.300 savaşçının eğitim gördüğü kampın kapasitesinin 10.000 kişiye ulaşabileceği belirtilmiştir.[iv] Mayıs ayında ise Sudan Ordusu, Hartum Havalimanı dahil çeşitli hedeflere yönelik dron saldırılarının Etiyopya topraklarından gerçekleştirildiğini ileri sürmüş; Addis Ababa suçlamaları reddederek Sudan’ı Etiyopya’ya düşman aktörlere destek vermekle suçlamıştır.[v] Dolayısıyla şubat ayında askeri eğitim iddialarıyla görünür hale gelen gerilim, mayıs ayında karşılıklı suçlamalara ve eylül ayında Etiyopya’daki silahlı grupların yeniden örgütlenmesiyle birlikte daha geniş bir güvenlik sorununa dönüşmüştür.

Bu süreç, Sudan ve Etiyopya’daki çatışmaların basit bir sınır aşan yayılma etkisinin ötesinde değerlendirilmesini gerektirmektedir. İç çatışmaların bölgeselleşmesi yalnızca mülteci hareketleri, silah kaçakçılığı veya sınır bölgelerinde ortaya çıkan güvenlik sorunları üzerinden gerçekleşmemektedir. Komşu devletlerin birbirlerinin iç çatışmalarındaki aktörlerle siyasi, lojistik veya askeri ilişkiler geliştirmesi, başlangıçta farklı nedenlerle ortaya çıkan iç güvenlik krizlerini aynı bölgesel güvenlik ağı içerisinde birbirine bağlayabilmektedir. Bu durum, Buzan ve Wæver’in Bölgesel Güvenlik Kompleksi yaklaşımında vurgulanan, coğrafi olarak yakın aktörlerin güvenlik süreçlerinin birbirlerinden bağımsız biçimde ele alınmasını zorlaştıracak ölçüde karşılıklı bağımlı hale gelmesiyle de örtüşmektedir.[vi] Sudan ve Etiyopya örneğinde de bölgeselleşme, bir ülkedeki çatışmanın diğerine doğrudan sıçramasından ziyade farklı iç çatışmaların aktörlerinin sınır aşan destek ağları aracılığıyla birbirine bağlanması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlantılar Sudan’daki SAF-RSF mücadelesi ile Etiyopya’daki federal hükümet ve silahlı muhalif aktörler arasında çapraz ilişkilerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Chatham House’un Mayıs 2026 tarihli değerlendirmesine göre TPLF, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Eritre’yle ilişkilerini geliştirmiş; Sudan’da bulunan bazı Tigraylı savaşçılar SAF saflarında çatışmalara katılmıştır. Aynı değerlendirmede Etiyopya’nın ise SAF’ın rakipleri olan RSF ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’e (SPLM-N) yönelik desteği kolaylaştırdığına ilişkin bulgulara dikkat çekilmektedir.[vii] Eritre ve Mısır’ın bölgesel konumları da bu ilişkileri daha karmaşık hale getirmektedir. Addis Ababa’nın Eritre’yi Etiyopyalı silahlı gruplara destek vermekle suçlaması ve Mısır’ın Sudan’la geliştirdiği güvenlik ilişkileri, iç çatışmaların mevcut devletlerarası rekabetlerle kesişebildiğini göstermektedir.

Bölgeselleşmenin bir diğer boyutu ise Afrika Boynuzu dışındaki aktörlerin oluşturduğu destek ağlarıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) RSF’ye sağladığı desteğe ilişkin iddialar ve Körfez ülkelerinin Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu’nda geliştirdiği farklı ortaklıklar, yerel çatışmaların daha geniş jeopolitik rekabetlerle kesişmesine neden olmaktadır. Reuters’ın Şubat 2026 tarihli değerlendirmesi, Suudi Arabistan ve BAE arasındaki rekabetin Sudan, Etiyopya ve Eritre’deki güvenlik ilişkileriyle giderek daha fazla bağlantılı hale geldiğine işaret etmektedir.[viii] Bu durum Sudan ve Etiyopya’daki iç çatışmaların bölgeselleşmesinin yalnızca komşu ülkeler arasında gerçekleşmediğini, Afrika Boynuzu ile Kızıldeniz ve Körfez güvenlik alanlarını birbirine bağlayan daha geniş bir yapı içerisinde geliştiğini göstermektedir.

Bu yapı aynı zamanda bölgesel bir güvenlik ikilemi yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bir devletin komşu ülkedeki rakip silahlı aktörlere destek verildiği yönündeki algısı, karşı tarafın rakipleriyle ilişki geliştirme teşvikini artırabilir. Bu açıdan sınır aşan silahlı aktörlerle kurulan ilişkiler, tarafların doğrudan devletlerarası karşı karşıya gelmek yerine birbirlerinin güvenlik hesaplarını dolaylı biçimde etkilemeye çalışabilecekleri bir dengeleme mekanizmasına dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Bu tür ilişkiler ise diğer devlet tarafından yeni bir tehdit olarak algılandığında karşılıklı güvensizliği daha da derinleştirebilir. Bununla birlikte söz konusu suçlamaların tamamının bağımsız olarak doğrulanmamış olması ve Sudan ile Etiyopya’daki çatışmaların farklı tarihsel ve siyasi dinamiklere dayanması nedeniyle mevcut yapıyı tek bir bölgesel savaş veya yerleşik bir vekâlet çatışması olarak değerlendirmek için yeterli veri bulunmamaktadır.

Sonuç olarak 28 Eylül 2026 tarihinde Sudan ve Etiyopya arasında ortaya çıkan karşılıklı suçlamalar, ikili diplomatik gerilimin ötesinde Afrika Boynuzu’nda gelişen daha geniş bir güvenlik dönüşümünü görünür kılmaktadır. Sudan’daki savaşın Etiyopya topraklarıyla ilişkilendirilen askeri ağları, Etiyopya’daki silahlı grupların yeniden örgütlenmesi ve bölgesel aktörlerin bu çatışmalarla geliştirdiği ilişkiler, iç ve dış güvenlik arasındaki ayrımı giderek belirsizleştirmektedir. Bu çerçevede temel eğilim, Sudan ve Etiyopya’daki çatışmaların tek bir savaşa dönüşmesinden çok bu çatışmaları çevreleyen destek, tehdit ve güvenlik ağlarının birbirine bağlanmasıdır. Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ortamı açısından temel mesele de söz konusu bağlantıların ne ölçüde kalıcılaşacağı ve mevcut iç çatışmaları daha geniş bir bölgesel rekabete taşıyıp taşımayacağı olacaktır.


[i] “Sudan rejects claim it backs Ethiopian opposition, vows to protect sovereignty”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/en/africa/sudan-rejects-claim-it-backs-ethiopian-opposition-vows-to-protect-sovereignty/4071104, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[ii] “Seven Ethiopian armed groups announce anti-government alliance”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/seven-ethiopian-armed-groups-announce-anti-government-alliance-2026-09-21/, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[iii] “AUC Chairperson Calls For Utmost Restraint And Immediate De-Escalation In Northern Ethiopia”, African Union, https://au.int/en/pressreleases/20260923/chairperson-calls-restraint-and-immediate-de-escalation-northern-ethiopia, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[iv] “Ethiopia builds secret camp to train Sudan RSF fighters, sources say”, Reuters, https://www.reuters.com/investigations/ethiopia-builds-secret-camp-train-sudan-rsf-fighters-sources-say-2026-02-10/, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[v] “Sudan army says UAE and Ethiopia linked to Khartoum drone attack”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/drones-shatter-months-relative-calm-khartoum-hit-airport-2026-05-04/, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[vi] Barry Buzan ve Ole Wæver, “Regions and Powers: The Structure of International Security”, Cambridge University Press, 2003, https://doi.org/10.1017/CBO9780511491252, ss. 45-48.

[vii] “Ethiopia needs more than an election to calm internal and regional conflict”, Chatham House, https://www.chathamhouse.org/2026/05/ethiopia-needs-more-election-calm-internal-and-regional-conflict, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[viii] “African Union summit clouded by Saudi-UAE rivalry in Horn of Africa”, Reuters, https://www.reuters.com/world/middle-east/african-union-summit-clouded-by-saudi-uae-rivalry-horn-africa-2026-02-14/, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

Başak ERTUNÇ
Başak ERTUNÇ
Başak Ertunç, 2024 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Chanter pour l'Europe: Une Analyse Discursive des Paroles des Chansons d'Israël à l'Eurovision” başlıklı bitirme teziyle bölüm dördüncüsü olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında bir dönem Sciences Po Strasbourg Siyaset Bilimi Bölümü’nde değişim öğrencisi olarak eğitim almıştır. Hâlihazırda Galatasaray Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi ortaklığında yürütülen Çift Diploma Yüksek Lisans Programı kapsamında Küresel Güvenlik ve Uluslararası Politika Analizi Bölümü’nde öğrenimine devam etmektedir. Yüksek lisans tez çalışmasını “Entre solidarité Sud-Sud et projection de puissance: investissements sanitaires, discours et construction du rôle chinois en Afrique du Sud” başlığı altında sürdüren Başak’ın başlıca ilgi alanları konstrüktivist uluslararası ilişkiler teorisi, kimlik ve kültür çalışmaları, söylem analizi, güvenlikleştirme teorisi, küresel sağlık diplomasisi ve uluslararası aktörlerin rol inşası süreçleridir. Başak, ileri seviyede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler