Analiz

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi ve Küresel Güney’in Yükselişi

BRICS, 21. yüzyıl küresel yönetişim mimarisinin çok merkezli olarak yeniden yazılmasında başrol oynayabilir.
Hindistan’ın BRICS içindeki temel varoluşsal fonksiyonu, uluslararası sistemde bir dengeleyici aktör rolü oynamasıdır.
BRICS Zirvesi’nin başarısındaki en kritik faktör, hiç şüphesiz Asya’nın iki nükleer devi Çin ve Hindistan arasındaki normalleşme sürecinin seyri olacaktır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

BRICS, 21. yüzyılın başlarında küresel ekonomik sistemin yapısal dönüşümünü ve jeopolitik ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kayışını simgeleyen en temel kurumsal yapılardan biri olarak uluslararası ilişkiler sahnesine çıkmıştır. 2024 yılındaki BRICS Zirvesi ile resmen duyurulan ve hayata geçirilen genişleme süreci, BRICS’in tarihsel gelişiminde yepyeni bir jeopolitik sayfa açmıştır. BRICS+ konsepti çerçevesinde Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin bloğa dahil olması, yapıyı “Küresel Güney’in Makro-Sözcüsü” konumuna yerleştirmiştir. Özellikle Orta Doğu ve Afrika’daki stratejik, enerji zengini ve jeopolitik açıdan kritik aktörlerin bloğa entegrasyonu, küresel enerji piyasalarının kontrolü, deniz ticaret yollarının güvenliği ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi bağlamında bloğa eşi görülmemiş bir jeo-ekonomik güç katmıştır. Bu durum, Batılı karar alıcılar için artık statükoyu koruyarak geçiştirilemeyecek yapısal bir meydan okuma anlamına gelmekte olup uluslararası sistemin normatif çerçevesinin hızlı bir biçimde yeniden müzakere edilmesini zorunlu kılmaktadır.[i]

Günümüz jeopolitiğinin hızla değişen dinamikleri ışığında, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleştirilecek olan BRICS Zirvesi, örgütün bu genişletilmiş formattaki içsel konsolidasyonu ve gelecekteki kurumsal mimarisinin tasarımı açısından tarihsel bir eşik olarak görülmektedir. Bu zirvenin ana teması, genişleyen üye profilinin entegrasyon süreçlerinin optimize edilmesi ve BRICS’in küresel meselelerdeki ortak sesinin daha kurumsal ve eyleme dönük bir çerçeveye oturtulmasıdır. Hindistan, bu zirveye ev sahipliği yaparak BRICS içindeki geleneksel liderlik iddiasını pekiştirmekte ve Küresel Güney’in ılımlı, güvenilir ve dengeleyici lideri olma vizyonunu uluslararası kamuoyuna sunmaktadır. Zirvenin gündemini aylar öncesinden şekillendiren alt komiteler, özellikle Covid-19 sonrası kırılganlaşan küresel tedarik zinciri dayanıklılığı, dijital altyapıların entegrasyonu, adil yeşil dönüşüm finansmanı ve uzay teknolojileri işbirliği gibi 21. yüzyılın kritik konularına yoğunlaşmaktadır.[ii]

Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi’nin jeopolitik zeminini, siyasi atmosferini ve elde edilecek nihai bildirgenin gücünü belirleyecek en kritik faktör, hiç şüphesiz Asya’nın iki nükleer devi Çin ve Hindistan arasındaki normalleşme sürecinin seyridir. İki Asya devi arasında geçmiş yıllarda yaşanan sınır çatışmaları ve Hint-Pasifik bölgesindeki sert nüfuz mücadeleleri, BRICS’in iç uyumunu zedeleyen ve “bloğun zayıf karnı” olarak gösterilen en büyük zorluk olmuştur. Ancak 2026 yılında hem Pekin’in hem de Yeni Delhi’nin bölgesel gerilimleri bir kenara bırakarak pragmatik ve jeo-ekonomik bir uzlaşı arayışına girmesi, BRICS’in karar alma etkinliğini doğrudan ve dramatik bir biçimde artıracak bir gelişmedir. Bu ikili ilişkinin normalleşmesi, blok içindeki Asya ekseninin konsolide olması anlamına gelmekte olup Çin’in endüstriyel kapasitesi ile Hindistan’ın muazzam insan kaynağının senkronize çalışmasının önünü açmaktadır.[iii][iv]

Çin’in 2026 BRICS vizyonu ve bloğa yönelik stratejik yaklaşımı, Pekin’in son yıllarda dış politikasında giderek daha belirgin ve iddialı hale gelen “Küresel Güvenlik İnisiyatifi, Küresel Kalkınma İnisiyatifi ve Küresel Medeniyet İnisiyatifi” adlı üçlü sacayağı üzerine inşa edilmiştir. Pekin yönetimi, BRICS platformunu, ABD’nin Soğuk Savaş zihniyetiyle kurguladığı “biz” ve “onlar” ayrımına dayanan ittifak odaklı dış politikasına karşı kapsayıcı, ideolojik dayatmalardan uzak ve ekonomik kazan-kazan prensibine dayanan bir ortaklık modeli olarak sunmaktadır. Çin devlet medyası ve resmi makamlarının yoğun diplomatik açıklamaları, BRICS’in yeni çok kutuplu dünya düzeninde Batı merkezli hegemonik politikalara, tek taraflı yaptırımlara ve askeri müdahaleciliğe karşı bir küresel kalkan işlevi gördüğünü savunmaktadır. Çin’in bu stratejisi, ekonomik karşılıklı bağımlılığı asimetrik bir araca dönüştürerek Küresel Güney ülkelerini yavaş yavaş ortak bir teknolojik ve finansal ekosisteme çekmektir.[v]

Çin’in bu son derece proaktif eğilimlerine karşın, ev sahibi konumundaki Hindistan’ın BRICS içindeki temel varoluşsal fonksiyonu uluslararası sistemde bir dengeleyici aktör rolü oynamasıdır. Yeni Delhi yönetimi, diplomatik alanda yürüttüğü titiz hazırlıklarda BRICS’in salt bir Batı karşıtı revizyonist ittifak bloklaşmasına dönüşmesine ısrarla karşı çıkmakta, bunun yerine bloğu Batı-dışı ve çok boyutlu bağlantısallık prensibini savunan bir platform olarak tanımlamaktadır. Zirve hazırlıklarına dair sahadan aktarılan haberlerde de açıkça görülebileceği üzere Hindistan, büyük stratejisinde ince bir ip üzerinde yürümektedir; bir yandan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) çerçevesinde Batı ile deniz güvenliği ve stratejik ortaklığını Hint-Pasifik’te derinleştirirken, diğer yandan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS üzerinden Doğu ve Küresel Güney ekseniyle jeo-ekonomik olarak bütünleşmektedir. Hindistan Dışişleri Bakanlığı’nın savunduğu stratejik özerklik doktrini, gelişmekte olan ülkeler için büyük güç rekabetinde taraf tutmadan maksimum ulusal çıkar sağlama stratejisinin modern uluslararası ilişkilerdeki en başarılı akademik modelini teşkil etmektedir.[vi]

18. BRICS Zirvesi’nin ekonomik ve finansal alandaki en hararetli tartışma konularından biri “dedolarizasyon” sürecinin hızlandırılması ve SWIFT sistemine alternatif yerel finansal altyapıların oluşturulması olacaktır. ABD’nin doları küresel bir kamu malı olmaktan çıkarıp bir dış politika silahı olarak kullanması ve özellikle Ukrayna Krizi sonrası Rusya’ya yönelik uyguladığı eşi görülmemiş ağırlıktaki finansal yaptırımlar, tüm Küresel Güney’de ciddi bir güvensizlik ve varoluşsal kaygı yaratmıştır. BRICS ülkeleri, ikili ticaretlerinde kendi ulusal para birimlerini kullanma oranlarını son yıllarda rekor seviyelere çıkarmış durumdadır ve 2026 zirvesinde BRICS Pay gibi blok zinciri ve merkez bankası dijital parası tabanlı ortak ödeme sistemlerinin pilot uygulamalardan çıkıp ana akım haline getirilmesi masadadır. Yeni Kalkınma Bankası’nın yerel para birimleriyle kullandırdığı kredilerin toplam portföy içindeki payını artırma hedefi, küresel finansal mimaride tek kutuplu dolar hegemonyasının kırılmaya başlandığına işaret eden devrimsel bir adımdır.[vii]

İdeolojik, normatif ve teorik boyutuyla makro düzeyde bakıldığında 2026 yılı itibarıyla BRICS, Batı’nın liberal demokrasilerine ve Washington Konsensüsü’nün neo-liberal ekonomik serbest piyasa dayatmalarına karşı mutlak egemenliğe saygı duyan yeni bir işbirliği anlatısı sunmaktadır. Akademik çalışmalar BRICS’in homojen bir ideolojik anti-Batı kampı olmadığını; üyeleri bir arada tutan yegane özelliğin “Batı hegemonyasının çifte standartlarına ve kurumsal eşitsizliğe duyulan rahatsızlık” olduğunu haklı biçimde vurgulamaktadır. G7 ülkeleri kendi ekonomik ağırlıklarını “kurallara dayalı uluslararası düzen” söylemiyle konsolide etmeye çalışırken, BRICS üyeleri meşru bir şekilde bu kuralların tarihsel olarak kim tarafından, hangi şartlarda ve kimin iktisadi lehine konulduğunu sorgulamaktadır. 18. BRICS Zirvesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acilen reforme edilmesi, Dünya Ticaret Örgütü’nün yeniden işlevsel hale getirilmesi ve uluslararası finans kurumlarındaki kotaların adil bir şekilde güncellenmesi gibi temel konularda Batı’ya yönelik daha sert, diplomatik olarak bütünleşik bir siyasi manifestonun kaleme alınmasına sahne olacaktır.

Sonuç olarak BRICS’in yirmi yılı aşan çalkantılı, ancak sürekli yükselen evrimi, uluslararası sistemin güç dağılımındaki tektonik kaymaları ve hegemonik geçiş teorilerini anlamak için kusursuz bir ampirik laboratuvar sunmaktadır. Salt yatırımcıları cezbetmek için yaratılmış bir finansal akronimden, bugün küresel ekonomi ve demografiyi domine eden, kendine ait kalkınma bankası olan devasa bir jeopolitik bloğa dönüşen BRICS, günümüzde tartışmasız olarak çok kutuplu dünyanın en somut ve belirleyici gerçeğidir. 18. BRICS Zirvesi, Çin ve Hindistan arasındaki kırılgan uzlaşı arayışlarının test edileceği, dedolarizasyon vizyonunun somut adımlara döküleceği ve yeni üyelerin entegrasyon süreçleriyle birlikte örgütün çok taraflı rüştünü tam anlamıyla ispatlayacağı bir dönüm noktası olacaktır. Batı’nın normatif ve kurumsal üstünlüğüne karşı sadece retorik bir itiraz aşamasını çoktan geçen ve artık sahada pratik bir “alternatif” sunma aşamasına ulaşan BRICS, 21. yüzyıl küresel yönetişim mimarisinin çok merkezli olarak yeniden yazılmasında başrol oynayabilir.


[i] “XVI BRICS Summit Kazan Declaration STRENGTHENING MULTILATERALISM FOR JUST GLOBAL DEVELOPMENT AND SECURITY”, Президент России, http://static.kremlin.ru/media/events/files/en/RosOySvLzGaJtmx2wYFv0lN4NSPZploG.pdf, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).

[ii] “BRICS INDIA 2026”, BRICS, https://www.brics2026.gov.in/brics-india-2026/, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).

[iii] Aynı yer.

[iv] “The India–China reset will continue at the BRICS summit”, Chatham House, https://www.chathamhouse.org/2026/09/india-china-reset-will-continue-brics-summit, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).

[v] “What does China’s approach mean for BRICS?”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-09-09/What-does-China-s-approach-mean-for-BRICS–1QiEkOWLaJa/p.html, (Erişim Tarihi: 10.09.2026). 

[vi] “Preparations underway in New Delhi as BRICS Summit 2026 approaches”, İlkha, https://ilkha.com/english/world/preparations-underway-in-new-delhi-as-brics-summit-2026-approaches-56052, (Erişim Tarihi: 10.09.2026). 

[vii] “India To Pitch RBI Backed Cross-Border Digital Currencies For BRICS Payments: Report”, NDTV, https://www.ndtv.com/world-news/india-to-pitch-rbi-backed-cross-border-digital-currencies-for-brics-payments-report-12026672, (Erişim Tarihi: 10.09.2026). 

Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla Erin, 2020 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Feminist Perspective of Turkish Modernization” başlıklı bitirme teziyle ve 2020 yılında da İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “Güney Kore’nin Dış Politika Kimliği: Küreselleşme, Milliyetçilik ve Kültürel Kamu Diplomasisi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar” başlıklı yüksek lisans tezini tamamlayarak mezun olmuştur. Şu an Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı olan Erin’in başlıca ilgi alanları; Asya-Pasifik, Uluslararası İlişkiler’de Eleştirel Teoriler ve Kamu Diplomasisi’dir. Erin iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesi Korece bilmektedir.

Benzer İçerikler