Analiz

ABD-Çin Rekabetinde Enerji Sektörünün Rolü ve Önemi

ABD-Çin stratejik rekabeti, iki ülke arasındaki enerji bağlarını tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
Tarifeler doğrudan LNG ticaretini sınırlandırırken uzun vadeli sözleşmeler farklı pazarlar üzerinden devam etmektedir.
Çin, enerji kaynaklarını çeşitlendirirken ABD’yle ekonomik iş birliği seçeneklerini açık tutmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Çin devlet enerji şirketi CNOOC, 27 Ağustos 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin arasında enerji alanında işbirliği potansiyeli bulunduğunu ve gelecekte ABD’li şirketlerle ortak yatırımların değerlendirilebileceğini açıklamıştır.[i] Bu gelişme, iki ülke arasındaki enerji ilişkilerinin stratejik rekabet ortamındaki konumunu yeniden gündeme getirmiştir. Söz konusu açıklama, herhangi bir anlaşmaya veya politika değişikliğine işaret etmese de ABD-Çin enerji ticaretinin tarifeler ve siyasi gerilimler nedeniyle ciddi biçimde daraldığı bir dönemde gelmesi nedeniyle dikkat çekicidir. Dolayısıyla CNOOC’un açıklaması, yeni bir enerji yakınlaşmasının işaretinden ziyade stratejik rekabet koşullarında ABD ile Çin arasındaki ekonomik bağların hangi biçimlerde varlığını sürdürebildiğini incelemek açısından önem taşımaktadır.

Bu ilişkinin niteliğini anlamak için öncelikle ABD ve Çin’in küresel enerji piyasasındaki konumlarına bakmak gerekmektedir. ABD, 2025 yılında günlük 15 milyar fit küpe ulaşan ihracatıyla dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçısı konumundadır ve ABD Enerji Enformasyon İdaresi bu miktarın 2027 yılında günlük 18,1 milyar fit küpü aşmasını beklemektedir.[ii] Çin ise küresel LNG talebinin başlıca merkezlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Bununla birlikte 2024 yılında ABD kaynaklı LNG, Çin’in toplam LNG ithalatının yaklaşık yüzde 5’ini oluştururken Çin pazarı da Amerikan LNG ihracatının benzer bir bölümüne karşılık gelmiştir.[iii] Bu oranlar, iki ülke arasındaki enerji ilişkisinin zorunlu bir karşılıklı bağımlılıktan ziyade ekonomik tamamlayıcılık temelinde değerlendirilmesini daha anlamlı kılmaktadır.

Bu ekonomik tamamlayıcılık, doğrudan enerji ticaretindeki gerilemeye rağmen sözleşmesel ilişkiler üzerinden varlığını sürdürmektedir. Çinli şirketler ile ABD’li tedarikçiler arasında 2018 yılından itibaren 20’den fazla uzun vadeli LNG sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmelerin toplam hacmi yaklaşık 27,1 milyon ton/yıla ulaşmıştır.[iv] Buna karşılık 2025 yılında artan tarifeler nedeniyle ABD’den Çin’e doğrudan LNG sevkiyatları büyük ölçüde durmuş; Sinopec ve CNOOC gibi Çinli şirketler sözleşmeler kapsamında temin ettikleri Amerikan LNG’sini Avrupa ve diğer Asya pazarlarına yönlendirmeye başlamıştır.[v] Amerikan LNG sözleşmelerinin sağladığı varış noktası esnekliği, Çinli şirketlerin yüksek tarifeleri ödemeden uzun vadeli sözleşmelerini sürdürebilmesine imkân sağlamaktadır.Dolayısıyla jeopolitik rekabet bu örnekte enerji bağlarını tamamen koparmaktan ziyade ticaretin coğrafyasını değiştirmekte; doğrudan enerji ticaretini daha dolaylı bir ekonomik ilişkiye dönüştürmektedir.

CNOOC’un son açıklaması da bu açıdan mevcut ticari ilişkilerden bağımsız bir işbirliği mesajı değildir. Şirketin Amerikan LNG üreticisi Venture Global ile beş yıllık ve yıllık 0,5 milyon ton LNG’yi kapsayan bir tedarik anlaşması bulunmaktadır ve ticaret gerilimi sırasında bu sözleşme kapsamında temin edilen kargoların da üçüncü pazarlara yönlendirilmesi gündeme gelmiştir.[vi] 14 Mayıs 2026 tarihli Trump-Şi görüşmesinin ardından dört Amerikan LNG gemisinin Çin’e yönelmesine rağmen Pekin’in Amerikan LNG’sine uyguladığı yüzde 25 oranındaki tarifenin devam etmesi ise doğrudan ticaretin önündeki siyasi engellerin henüz ortadan kalkmadığını göstermektedir.[vii] Bu nedenle CNOOC’un ABD’li şirketlerle gelecekte yatırım yapmaya açık olduğunu belirtmesi, yeni bir enerji yakınlaşmasından ziyade siyasi gerilime rağmen mevcut ekonomik kanalların korunabileceğine ilişkin bir sinyal olarak değerlendirilebilir.

Bununla birlikte mevcut ticari bağların sürmesi Çin’in LNG ithalatına olan bağımlılığını azaltma arayışını ortadan kaldırmamaktadır. Yerli doğal gaz üretiminin artması, Rusya’dan boru hattıyla sağlanan gazın genişlemesi ve yenilenebilir enerji yatırımları Çin’in enerji tedarik seçeneklerini çeşitlendirmektedir. Temmuz 2026 tarihi itibarıyla büyük enerji analizi kuruluşları, Çin’in 2030’ların başındaki LNG talebi tahminlerini 14 ile 22 milyon ton arasında azaltırken ülkenin 2026 yılı LNG ithalatının art arda ikinci yıl gerilemesi beklenmektedir.[viii] Bu durumda Çin’in enerji politikasında yalnızca ABD kaynaklı LNG’den uzaklaşma değil, herhangi bir dış tedarik kanalının vazgeçilmez hale gelmesini önleyecek bir çeşitlendirme eğilimi görülmektedir. Amerikan LNG sözleşmelerinin korunması da bu stratejiyle çelişmemektedir; aksine Amerikan LNG’si Çin açısından zorunlu bir kaynak olmaktan çıkarken alternatif tedarik seçeneklerinden biri olarak kalabilmektedir.

Benzer bir esneklik, ABD tarafında da bulunmaktadır. Amerikan LNG üreticilerinin Çin’e doğrudan satışların gerilediği dönemlerde ihracatlarını Avrupa ve diğer Asya pazarlarına yönlendirebilmesi, ABD’nin de Çin pazarına bütünüyle bağımlı olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte Çinli şirketlerle yapılan uzun vadeli alım sözleşmeleri, özellikle yeni Amerikan LNG projelerinin finansmanı ve nihai yatırım kararları açısından önemini korumaktadır. Çinli şirketlerin 20 milyon ton/yılı aşan uzun vadeli Amerikan LNG sözleşmelerine sahip olması, ticaret geriliminin yalnızca mevcut ihracat akışlarını değil gelecekteki LNG yatırımlarının ekonomik koşullarını da etkileyebileceğini göstermektedir.[ix] Böylece tarafların birbirlerine olan bağımlılıklarını sınırlayabilmeleri, enerji işbirliğinin ekonomik gerekçelerini tamamen ortadan kaldırmamaktadır.

Sonuç olarak CNOOC’un ABD’yle enerji işbirliği potansiyeline yaptığı vurgu, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabetin enerji alanındaki ekonomik bağları doğrusal biçimde ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Ancak bu bağların önceki biçimiyle devam ettiği de söylenemez. Tarifeler doğrudan ticareti sınırlandırırken uzun vadeli sözleşmeler enerji akışlarının üçüncü pazarlara yöneltilmesine imkân vermekte; Çin yerli üretim, Rus boru hattı gazı ve yenilenebilir kaynaklarla seçeneklerini genişletirken ABD de LNG ihracatı için alternatif pazarlar geliştirmektedir. Bu açıdan ABD-Çin enerji ilişkilerindeki temel eğilim kopuştan ziyade bağımlılığın azaltıldığı, fakat ekonomik seçeneklerin açık tutulduğu daha seçici ve esnek bir ilişki yapısının ortaya çıkmasıdır.


[i] “Chinese state oil giant CNOOC sees potential for US-China energy cooperation”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/chinese-state-oil-giant-cnooc-sees-potential-us-china-energy-cooperation-2026-08-27/, (Erişim Tarihi: 27.08.2026).

[ii] “Ten years after first Sabine Pass cargo, U.S. LNG exports are still on the rise”, U.S. Energy Information Administration, https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=67224, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

[iii] Jane Nakano, “U.S.-China Trade War and the Future of U.S. LNG”, CSIS, https://www.csis.org/analysis/us-china-trade-war-and-future-us-lng, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

[iv] Aynı yer.

[v] “Chinese LNG buyers resell US cargoes as tariffs bite”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/chinese-lng-buyers-resell-us-cargoes-tariffs-bite-2025-04-08/, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

[vi] Aynı yer.

[vii] “Four US LNG vessels sailing to China after Trump-Xi summit”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/four-us-lng-vessels-sailing-china-after-trump-xi-summit-2026-05-19/, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

[viii] “China’s shifting energy mix weakens pillar of global LNG growth”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/chinas-shifting-energy-mix-weakens-pillar-global-lng-growth-2026-07-30/, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

[ix] “Trade war with China casts dark cloud over new US LNG projects”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/trade-war-with-china-casts-dark-cloud-over-new-us-lng-projects-2025-02-04/, (Erişim Tarihi: 29.08.2026).

Başak ERTUNÇ
Başak ERTUNÇ
Başak Ertunç, 2024 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Chanter pour l'Europe: Une Analyse Discursive des Paroles des Chansons d'Israël à l'Eurovision” başlıklı bitirme teziyle bölüm dördüncüsü olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında bir dönem Sciences Po Strasbourg Siyaset Bilimi Bölümü’nde değişim öğrencisi olarak eğitim almıştır. Hâlihazırda Galatasaray Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi ortaklığında yürütülen Çift Diploma Yüksek Lisans Programı kapsamında Küresel Güvenlik ve Uluslararası Politika Analizi Bölümü’nde öğrenimine devam etmektedir. Yüksek lisans tez çalışmasını “Entre solidarité Sud-Sud et projection de puissance: investissements sanitaires, discours et construction du rôle chinois en Afrique du Sud” başlığı altında sürdüren Başak’ın başlıca ilgi alanları konstrüktivist uluslararası ilişkiler teorisi, kimlik ve kültür çalışmaları, söylem analizi, güvenlikleştirme teorisi, küresel sağlık diplomasisi ve uluslararası aktörlerin rol inşası süreçleridir. Başak, ileri seviyede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler