Analiz

AB’nin “Avrupa’da Üretildi” Planı ve Yeni Kırılganlıklar

AB’nin “Avrupa’da Üretildi” stratejisi, Çin’in tarım ve gıda ürünlerini hedef alan sert ticari misilleme tehditleriyle karşı karşıya kalmaktadır.
Dayatılan yerli üretim şartları, Avrupa sanayisini küresel rekabette güçlendirmek yerine devlet sübvansiyonlarına bağımlı ve verimsiz bir yapıya sürükleme riski taşımaktadır.
Çin’le ticari bağlarını zayıflatan Avrupa, öngörülemez bir ABD müttefikliğine yaslanarak özerklik ararken yeni savunmasızlıklar yaratmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Uluslararası ticaret sisteminin giderek jeopolitik rekabetin bir aracı haline geldiği mevcut ortamda Avrupa Birliği (AB), endüstri politikalarını “stratejik özerklik” çerçevesinde yeniden şekillendirmektedir. Bu yeniden yapılanmanın öne çıkan unsuru, Mart 2026 tarihinde ortaya çıkan ve kamu alımlarında yerli ürünlere öncelik veren “Avrupa’da Üretildi” planıdır. Birliğin kendi sanayisini korumak için attığı bu adımlar, en büyük ticaret ortaklarından biri olan Çin’le ilişkilerinde gerginliğe neden olmaktadır. AB, özellikle kritik hammadde ve temiz enerji teknolojileri alanlarındaki dışa bağımlılığını bir güvenlik riski olarak görmekte ve bu konuda ekonomik risk azaltma (de-risking) politikası izlemektedir. Çin ise bunu bir tür ticari dışlama olarak değerlendirmektedir. Bu yüzden AB’nin ekonomik reformlarının sürdürülebilirliği ve bunların küresel sistemin mevcut dinamikleri içindeki konumu, dikkatle irdelenmesi gereken stratejik bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

AB’nin stratejik özerklik vizyonunun ekonomik temelini oluşturan Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası, özellikle teknoloji ve yeşil dönüşüm alanlarında Avrupa’nın dışa bağımlılığını sınırlamayı amaçlamaktadır. Planın merkezinde, kamu desteği ve teşviklerinden yararlanabilmek için elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji ekipmanları gibi belirli stratejik ürünlerde Avrupa menşeli bileşenlerin en az %70 oranında kullanılması ve montajın AB sınırları içinde gerçekleştirilmesi şartı yer almaktadır. Bu durum, Avrupalı üreticileri daha ucuz ve inovatif Çin ürünleriyle rekabet etmeye zorlamak yerine onları devlet desteklerine bağlı hale getirmektedir. Brüksel, bu adımları korumacı politikalar olarak değil, tedarik zinciri güvenliğini sağlamak ve “güvenilir ortaklar” ağı oluşturmak için bir çaba olarak tanımlamaktadır.[i]

Konuyla ilgili olarak Fransa Dışişleri Bakanı Stéphane Séjourné, “Çin, vazgeçilmez bir ortak olmaya devam ediyor, ancak ilişkilerde denge yeniden sağlanmalı” şeklinde açıklama bulunmuştur.[ii] Bu sözler, AB’nin Çin’le bağları tamamen koparmadan ticaret koşullarını kendi lehine düzenleme niyetini ortaya koymaktadır. Ancak Avrupa Komisyonu’nun yerli sanayiyi korumaya yönelik bu korumacı girişimleri, Çin tarafında çok daha sert bir tepkiyle karşılanmaktadır. Çin Ticaret Bakanlığı, AB’nin planını “gizli korumacılık” ve serbest ticaret kurallarının ihlali olarak değerlendirmektedir. Pekin yönetimi, Brüksel’in “Avrupa’da Üretildi” yaklaşımında ısrar etmesi halinde Avrupa şirketlerini ve Avrupa’dan yapılan ithalatı doğrudan hedef alan karşı önlemlerin devreye sokulacağını resmen açıklamıştır.[iii] Olası bir ticaret gerilimi durumunda Çin’in konyak, domuz eti ve süt ürünleri gibi Avrupa’nın kritik tarım ve hayvancılık ihracat ürünlerini hedef alması beklenmektedir. Bu durum, sadece ekonomik bir tehdit oluşturmakla kalmamakta, aynı zamanda bu ürünleri yoğun olarak ihraç eden AB ülkeleri, özellikle Fransa ve İspanya’nın iç politikasında siyasi baskı yaratma potansiyeli de taşımaktadır.

AB’nin stratejik özerklik hedefleri anlaşılabilir olsa da bu hedeflere ulaşmak için seçilen ekonomik korumacılık yöntemleri ve küresel siyasi gerçekliklerin dikkate alınması konusunda bazı çekinceleri de değerlendirmek gerekmektedir. “Avrupa’da Üretildi” gibi büyük ölçekli bir sanayi reformunun başarısı, AB kurumları ile üye devletler arasında güçlü bir uyum gerektirmektedir. Ancak Mercosur Anlaşması örneğinde görüldüğü gibi, Avrupa Komisyonu ile Parlamento arasındaki derin anlaşmazlıklar veya Macaristan ve İtalya gibi bazı üye ülkelerdeki iç siyasi gerilimler, AB’nin dış ticaret politikasında birleşik bir cephe oluşturmasını zorlaştırmaktadır.[iv] Korumacı teşvikler, rekabeti kısıtladığı ölçüde Avrupa sanayisini dış şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmek yerine devlet yardımına bağımlı ve küresel pazarlara kıyasla verimsiz hale getirme riskini taşımaktadır.

Çin’in misilleme yapma tehlikesi ve iç koordinasyon sorunlarının ötesinde, “Avrupa’da Üretildi” stratejisi, endüstrilerini genellikle Asya’daki muadillerinden daha pahalı olan bileşenleri tedarik etmeye zorlamaktadır. Bu durum, elektrikli araçlar ve güneş panelleri gibi kritik malların üretim maliyetlerini artırmakla birlikte Avrupa şirketlerinin küresel olarak rekabet gücünü kaybetme riskini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca Pekin’in merkezi mali gücü veya ABD’nin sermaye dağıtım kapasitesinden farklı olarak AB, 27 üye devletinin parçalanmış bütçelerine güvenmektedir. Daha az verimli yerli sektörleri desteklemek için mali kaynakları başka yönlere aktarmak, devlet yardımına sürekli bağımlı endüstriler yaratabilir. Bu da AB’nin toplu mali kapasitesini daha da zorlayarak yeşil geçişini yavaşlatabilir. Zira Avrupa’nın 2050 karbon nötr hedeflerine ulaşması için ucuz ve erişilebilir yeşil teknolojilere ihtiyacı varken korumacılık duvarları bu teknolojilerin maliyetini suni olarak artırmaktadır.

Küresel tedarik zincirlerinin mevcut yapısı göz önüne alındığında, korumacı duvarlar aracılığıyla AB’nin Çin’le ticari ilişkilerinin sınırlandırılması, tedarik güvenliği ve pazar erişimi açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Çin’le olası bir ticari gerginliğin yaratacağı ekonomik sarsıntının, geleneksel müttefik olan ABD tarafından telafi edilebileceği varsayımı, dikkatle ele alınması gereken bir konudur. ABD siyasetindeki eğilimler, özellikle de Ukrayna güvenlik yardımı bütçesi (USAI) gibi harcamaları sorgulayan Donald Trump’ın “Önce Amerika” odaklı politikaları, ABD’nin desteğinin sürekliliği konusunda belirsizlikler yaratmaktadır. Aynı zamanda ABD, kendi yeşil endüstrisini Enflasyonu Düşürme Yasası gibi çeşitli sübvansiyonlarla korurken; AB’nin “Avrupa’da Üretildi” çabaları bu devasa fonlarla rekabet edemeyecek kadar cılız kalmaktadır. Bu bağlamda AB, Çin pazarındaki konumunu riske atarken ekonomik ve siyasi açıdan giderek daha istikrarsız hale gelen ABD ittifakına daha fazla bağımlı hale gelme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

Sonuç olarak AB’nin “Avrupa’da Üretildi” girişimi, belirsizliklerle dolu yeni bir küresel ticaret çağında stratejik özerkliği sağlamaya yönelik iddialı bir adımdır. Bununla birlikte Çin’den gelen açık misilleme tehditleriyle karşı karşıya olan bu strateji, aynı zamanda serbest ticaretten korumacılığa doğru yaşanan küresel dönüşümün bir göstergesidir. AB’nin sübvansiyonlar yoluyla sanayisini koruma girişimi, kurumsal koordinasyon eksiklikleri ve yapısal reformların verimsizliği ile birleştiğinde, istenen ekonomik ivmeyi sağlayamayabilir. Ayrıca politikaları öngörülemez hale gelen ABD gibi müttefikler aracılığıyla Çin’le olası bir ticaret daralmasının yaratacağı ekonomik boşluğu doldurmanın zorluğu göz önüne alındığında, Avrupa’nın özerklik adına attığı bu adımların, paradoksal bir şekilde kıtayı yeni ticari ve stratejik kırılganlıklarla karşı karşıya bırakma riski taşıdığı söylenebilir.


[i] “EU introduces Made-in-Europe rules to support its industries”, Strategic Perspective, https://strategicperspectives.eu/eu-introduces-made-in-europe-rules-to-support-its-industries/, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[ii] “Stéphane Séjourné: La Chine reste un partenaire, mais il faut rétablir un équilibre”, France 24, https://www.france24.com/fr/%C3%A9missions/ici-l-europe/20260501-st%C3%A9phane-s%C3%A9journ%C3%A9-la-chine-reste-un-partenaire-mais-il-faut-r%C3%A9tablir-un-%C3%A9quilibre, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[iii] “La Chine menace l’Union européenne en cas d’adoption d’un plan Made in Europe”, France Info, https://www.franceinfo.fr/monde/europe/union-europeenne/la-chine-menace-l-union-europeenne-en-cas-d-adoption-d-un-plan-made-in-europe_7967270.html, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[iv] “Mercosur: les coulisses du bras de fer entre la Commission européenne et le Parlement”, L’Express, https://www.lexpress.fr/politique/mercosur-les-coulisses-du-bras-de-fer-entre-la-commission-europeenne-et-le-parlement-52K42GWQO5HM5MC7EFXBOPVR7M/, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

Başak ERTUNÇ
Başak ERTUNÇ
Başak Ertunç, 2024 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Chanter pour l'Europe: Une Analyse Discursive des Paroles des Chansons d'Israël à l'Eurovision” başlıklı bitirme teziyle bölüm dördüncüsü olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında bir dönem Sciences Po Strasbourg Siyaset Bilimi Bölümü’nde değişim öğrencisi olarak eğitim almıştır. Hâlihazırda Galatasaray Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi ortaklığında yürütülen Çift Diploma Yüksek Lisans Programı kapsamında Küresel Güvenlik ve Uluslararası Politika Analizi Bölümü’nde öğrenimine devam etmektedir. Yüksek lisans tez çalışmasını “Entre solidarité Sud-Sud et projection de puissance: investissements sanitaires, discours et construction du rôle chinois en Afrique du Sud” başlığı altında sürdüren Başak’ın başlıca ilgi alanları konstrüktivist uluslararası ilişkiler teorisi, kimlik ve kültür çalışmaları, söylem analizi, güvenlikleştirme teorisi, küresel sağlık diplomasisi ve uluslararası aktörlerin rol inşası süreçleridir. Başak, ileri seviyede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler