Analiz

Amerika Sonrası Avrupa Güvenlik Mimarisinin Merkezi Varşova mı Oluyor?

Post-Amerika Avrupa güvenliği, Washington’un Avrupa güvenlik coğrafyasını tehdit önceliklerine göre yeniden tanımladığı bir süreci ifade etmektedir.
Washington’un Polonya’ya verdiği önem savunma harcamaları ya da silah satışlarıyla sınırlandırılmamalıdır.
Polonya’nın Avrupa güvenlik mimarisindeki yükselen konumu tesadüf olarak değerlendirilmemelidir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

18 Haziran 2026 tarihinde Brüksel’deki karargahta gerçekleşen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Savunma Bakanları Toplantısı’nda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Pete Hegseth, Avrupalı müttefiklerini, İran’a yönelik operasyonlarda Amerikan güçlerinin Avrupa’daki üsleri kullanmasına izin vermemeleri nedeniyle eleştirerek ABD’nin Avrupa’daki varlığını gözden geçireceğini ifade etmiştir.[i]  Birkaç hafta önce de Donald Trump’ın Almanya’dan yaklaşık 5 bin Amerikan askeri çekme kararını duyurmuştur.[ii] Her iki açıklama beraber değerlendirildiğinde, ABD’nin Avrupa’dan kademeli olarak çekilmek istediği ve Avrupa’nın güvenlik yükünü tamamen müttefiklerine devretmeye hazırlandığı izlenimi oluşmaktadır. Ancak kıtanın mevcut güvenlik mimarisi bu izlenimin tersi bir tablo ortaya çıkarmakta ve ABD’nin rolünün hala Avrupa’da yapısal düzeyde belirleyici olduğunu göstermektedir.

Zira Almanya’daki Ramstein Hava Üssü sadece Avrupa’nın değil, Washington’ın da Ortadoğu, Afrika ve Doğu Avrupa operasyonlarının önemli hava lojistik merkezlerinden biri olarak yer almaktadır. Stuttgart’ta bulunan ABD Avrupa Komutanlığı, Avrupa’daki Amerikan kuvvetlerinin komuta merkezi olmanın ötesinde NATO’nun kriz yönetim kapasitesinin ana karargahlarından biridir. İtalya’daki Aviano ve Sigonella üsleri, Akdeniz’den Ortadoğu’ya uzanan hava ve istihbarat operasyonlarının merkezinde yer alırken; İngiltere’deki RAF Lakenheath ve Midenhall üsleri, stratejik üs olmakla birlikte hızlı hava intikali açısından kritik rol oynamaktadır. Aynı zamanda NATO’nun Avrupa’daki hava savunma, erken uyarı, uydu istihbaratı, hava taşımacılığı, nükleer caydırıcılık ve füze savunma altyapısının önemli bölümü hala Amerikan kapasitesine dayanmaktadır. NATO’nun toplam savunma harcamalarını önemli bölümünün ABD tarafından karşılandığı da[iii] göz önünde bulundurulduğunda özerk Avrupa Ordusu tartışmalarının giderek güçlendiği günümüzde dahi kıtanın mevcut güvenlik mimarisinin büyük ölçüde Amerikan askeri varlığı ve caydırıcılığı üzerine inşa edildiğini göstermektedir.

Söylemler ile sahadaki gerçeklik arasında bir çelişki gibi görünen bu tablo aslında Amerika sonrası Avrupa güvenliğinin nasıl inşa edildiğine dair önemli bir çerçeve sunmaktadır. Soğuk Savaş döneminde Avrupa’nın güvenlik coğrafyası Orta Avrupa’ydı ve Fulda Gap’tan Ramstein’a, Stuttgart’tan Landstuhl’a uzanan Amerikan askeri yapılanması üzerine kurulmuştu. Bu yapı, Sovyet tehdidini çevrelemeye yönelik dönemin jeostratejik ihtiyaçlarını yansıtmaktaydı. Ancak günümüzde Washington’un tehdit algısı önemli ölçüde değişmiştir. Artık Avrupa güvenliğinin ağırlık merkezini Almanya oluşturmamakta; Rusya’nın çevrelenmesi, Karadeniz havzasının güvenliği ve NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmesi ekseninden şekillenmektedir.

Dolayısıyla Amerika sonrası Avrupa güvenliği, Washington’un Avrupa güvenlik coğrafyasını tehdit önceliklerine göre yeniden tanımladığı bir süreci ifade etmektedir. Zira Almanya’daki ABD askeri varlığının azaltılmasının gündeme geldiği bir dönemde, Polonya’nın Avrupa güvenlik mimarisindeki yükselen konumu tesadüf olarak değerlendirilmemelidir. Nitekim Washington açısından Polonya, doğu kanadın merkezinde yer almakla birlikte Suwalki Koridoru, Belarus sınırı ve Kaliningrad eksenindeki askeri hareketliliğin yönetiminde önemli bir konumda bulunmaktadır. Aynı zamanda son savunma harcamalarını NATO içinde en hızlı arttıran ülkelerden biri olan Polonya, ABD yapımı F-35 savaş uçakları, Abrams tankları, Patriot hava savunma sistemleri ve HIMARS uzun menzilli roket sistemleriyle askeri kapasitesini önemli ölçüde genişletmiştir. Ancak Washington’un Polonya’ya verdiği önem savunma harcamaları ya da silah satışlarıyla sınırlandırılmamalıdır. 2020 yılında imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması, ABD’nin Polonya’daki askeri varlığını geçici konuşlanmadan kalıcı bir güvenlik altyapısına dönüştürmüştür. Bu kapsamda ABD Kara Kuvvetleri V. Kolordu İleri Karargah’ını Poznan’da daimi olarak konuşlandırılması ve yaklaşık 10 bin askerin Polonya’da görev yapması[iv] ve 4 milyar dolarlık Amerikan silah sistemlerini Polonya’nın satın almasını kolaylaştıracak finansman sağlanması,[v] Varşova’nın NATO’nun Doğu kanadında önemli bir müttefik olmanın ötesinde Washington’un Avrupa’daki yeni komuta ve caydırıcılık mimarisinin temel merkezlerinden biri olarak konumlandırıldığına işaret etmektedir.

Buna karşı Avrupa’nın verdiği stratejik yanıt ise post-Amerika Avrupa güvenliğini geleceği açısından önem arz etmektedir. Zira güvenliğin üretildiği coğrafya değiştikçe, güvenlik politikalarını şekillendiren aktörler de değişmektedir. Bu nedenle Brüksel, Polonya’nın yükselen rolünü sadece NATO’nun doğu kanadına ilişkin bir gelişme olarak ele alabilir; Avrupa’nın güvenlik mimarisinin geleceğini doğrudan etkileyecek yapısal bir dönüşüm olarak değerlendirebilir. Nitekim Brüksel, Avrupa güvenlik mimarisinin sadece Washington-Varşova merkezinde şekillenmesini istememekte ve Polonya’nın artan güvenlik rolünü AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ile bütünleştirmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımın en somut göstergelerinden biri, Polonya’nın Doğu Kalkanı girişiminin kısa sürede AB’nin ortak güvenlik gündemine dahil edilmesidir.

Başlangıçta Belarus-Kaliningrad sınırında gözetleme, alt yapının korunması gibi sınır güvenliğine yönelik ulusal bir proje olarak tasarlanan bu girişim, zamanla Avrupa’nın doğu sınırının kolektif savunmasına hizmet eden ortak bir güvenlik yatırımı olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Benzer şekilde AB’nin SAFE programı kapsamında Polonya’yı öncelikli ülkelerden biri olarak konumlandırılmakta ve 43,7 milyar avroluk kredi tutarıyla programa katılan ülkeler arasında en yüksek kaynağı alan ülke olmuştur.[vi] Bu örnekler Polonya’nın artan güvenlik rolünü AB’nin kurumsal çerçeve içinde tutmak istediğini göstermektedir. Zira AB, güvenliğin ağırlık merkezinin Baltık-Karadeniz hattına kaymasıyla birlikte Avrupa güvenlik politikalarında siyasi karar alma merkezinin de Doğu Avrupa’ya kaymasını engellemek istemektedir.

Sonuç olarak Amerika sonrası Avrupa güvenliği, ABD’nin Avrupa’dan çekildiği dönem yerine Avrupa güvenlik coğrafyasının yeniden tanımlandığı, güvenliğin ağırlık merkezinin doğuya kaydığı ve bu yeni jeopolitik gerçekliği AB’nin kurumsal yapısı içerisinde yönetmeye çalıştığı yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir.


[i]Malek Fouda, “Hegseth, NATO Müttefiklerini Eleştirdi: Avrupa’daki ABD Varlığı Gözden Geçirilecek”, Euronews, https://tr.euronews.com/2026/06/19/hegseth-nato-muttefiklerini-elestirdi-avrupadaki-abd-varligi-gozden-gecirilecek, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).

[ii] Ayşe İrem Çakır, “ABD Savunma Bakanlığı, Almanya’daki Yaklaşık 5 Bin Askerini Geri Çekecek”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-savunma-bakanligi-almanyadaki-yaklasik-5-bin-askerini-geri-cekecek/3924681, (Erişim Tarihi: 14.06.2026).

[iii] “Global Military Spending Rise Continues As European And Asian Expenditures Surge”, SIPRI, https://www.sipri.org/media/press-release/2026/global-military-spending-rise-continues-european-and-asian-expenditures-surge, (Erişim Tarihi: 14.06.2026).

[iv] “Increasing the US military presence in Poland”, Ministry of National Defence Republic of Poland, https://www.gov.pl/web/national-defence/increasing-the-us-military-presence-in-poland, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).

[v] “US to Give Poland New $4 Billion Loan For Arms Purchases, PAP Reports”, Reuters, https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/us-give-poland-new-4-billion-loan-arms-purchases-pap-reports-2026-06-12/, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).

[vi] Eren Beksaç, “Polonya, SAFE Programı Kapsamında 43,7 Milyar Avroluk Kredi Anlaşması İmzaladı” Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/polonya-safe-programi-kapsaminda-43-7-milyar-avroluk-kredi-anlasmasi-imzaladi/3931567, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).

Gamze BAL
Gamze BAL
Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Akabinde Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisans eğitimini “1992 Sonrası Avrupa Birliği’nin Filistin-İsrail Sorununa Yaklaşımı” başlıklı teziyle tamamlamıştır. 2021-2022 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda doktora ders dönemini tamamlamıştır. Halihazırda Bal, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilen Bal’ın başlıca çalışma alanları, Avrupa Birliği, güvenlik, etnik çatışmalar ve çatışma çözümü yöntemleridir.

Benzer İçerikler