Analiz

Anarşik Sistemde Yapısal Dönüşüm: Birleşik Krallık-ABD İlişkileri

BK-ABD arasındaki “özel ilişki” sona ermiş, yerini tamamen rasyonel çıkar odaklı “işlemsel” bir ortaklığa bırakmıştır.
Uluslararası sistem çok kutupluluğa doğru evrildikçe devletlerin yanlış hesaplama riskleri artmaktadır.
Stratejik özerklik artık bir tercih değil, 2026 anarşik sisteminin dayattığı ontolojik bir zorunluluktur.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English

Uluslararası sistemin temel karakteri, Kenneth Waltz’un Uluslararası Politika Teorisi (1979) adlı eserinde sistematize ettiği üzere, merkezi bir otoritenin yokluğu, yani anarşi ile tanımlanabilir. Bu anarşik yapıda devletler, bekalarını teminat altına almak zorunda olan “benzer birimler” olarak hareket etmektedirler. Birleşik Krallık (BK) Lordlar Kamarası Uluslararası İlişkiler ve Savunma Komitesi tarafından 22 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan rapor, Londra ile Washington arasındaki “özel ilişkinin” sona erdiğini ve yerini “işlemsel” bir döneme bıraktığını ilan ederken, aslında neorealizmin temel öngörüsünü teyit etmekte; ittifaklar, duygusal bağlar veya paylaşılan değerler üzerine değil, sistemik baskılar ve güç dağılımı üzerine inşa edilmektedir.[i]

Waltz’a göre devletlerin dış politikaları, sistemdeki konumları ve diğer devletlerin kapasiteleri tarafından sınırlandırılmaktadır. BK Lordlar Kamarası’nın raporu, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) küresel stratejisinin “Önce Amerika” doktrini çerçevesinde evrilmesini “sistemik bir veri” olarak kabul etmektedir. ABD’nin kaynaklarını ve askeri dikkatini Hint-Pasifik bölgesine kaydırması, Avrupa kanadında bir güç boşluğu yaratmıştır. BK için bu durum, tarihsel bir “sırt dayama” politikasının artık sürdürülemez olduğunu göstermektedir. 

Günümüzde devletlerin beka arayışı onları en kötü senaryoya göre plan yapmaya itmiştir. ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın nükleer altyapısına ve liderlik kadrosuna yönelik başlattığı saldırılar, BK için sistemik bir sınav olmuştur. BK Başbakanı Keir Starmer’ın bu operasyonlara doğrudan ofansif destek vermeyi reddetmesi ve daha sonra defansif bir pozisyona geçmesi, Britanya dış politikasında rasyonel seçiciliğin zaferi olarak adlandırılabilir. BK, ABD ile olan tarihsel bağına rağmen, bu çatışmaya dahil olmanın getireceği maliyetin (enerji krizi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması), elde edilecek göreceli kazançtan çok daha yüksek olduğunu hesaplamıştır. Bu durum, neorealizmin öngördüğü üzere, devletlerin mutlak kazanç yerine kendi sistemik konumlarını sarsacak risklerden kaçınma eğilimini doğrulamaktadır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın BK’nın İran operasyonundaki çekingen tutumunu “şok edici” ve “Winston Churchill ruhundan uzak” olarak nitelendirmesi, aslında neorealist bir çıkar çatışmasıdır. BK, ABD’nin Orta Doğu’daki revizyonist hamlelerini desteklemek yerine Fransa ve Almanya ile ortak bildiri yayımlayarak diplomasi çağrısı yapmıştır. Bu hamle, Waltz’un ikincil dengeleme kavramıyla açıklanabilir. Londra, Washington’ın hegemonik fevriliğini dizginlemek ve bölgesel istikrarı korumak adına, geleneksel müttefikinden ziyade Avrupalı ortaklarına yakınlaşmıştır. 2026 Nisan ayı itibarıyla sağlanan iki haftalık ateşkes sürecinde BK’nın Pakistan’la yürüttüğü arabuluculuk faaliyetleri, Britanya’nın sistemdeki bağımsız güç imajını tahkim etme çabasıdır.[ii]

Neorealist perspektifte devletler, sistemdeki değişimlere “taklit” veya “dengeleme” yoluyla uyum sağlamaktadır. BK’nın “işlemsel” döneme geçişi, ABD’nin rasyonel ve çıkar odaklı dış politika tarzını taklit ederek sistemik riskleri minimize etme çabasıdır. Artık “özel” olduğu varsayılan ilişkinin, maliyet-fayda analizi süzgecinden geçirilmesi, Londra’nın sistemik baskılar altında self-help ilkesine dönüş yaptığının kanıtıdır.[iii]

Anarşik sistemde bir devletin güvenliğini artırması, kaçınılmaz olarak diğerleri için bir tehdit algısı yaratmakta; bu durum güvenlik ikilemi olarak adlandırılmaktadır. Rusya’nın Ukrayna’daki revizyonist hamleleri ve askeri kapasitesini artırması, Avrupa devletleri için “varoluşsal bir tehdit” haline gelmiştir. Bu hususta AB ve Norveç arasında gerçekleştirilen 5. Güvenlik ve Savunma Diyaloğu, Waltz’un dışsal dengeleme kuramına tam uyum sağlamaktadır. Norveç’in AB üyesi olmamasına rağmen AB’nin askeri lojistik ve uydu haberleşme programlarına (IRIS, GOVSATCOM) entegre olması, devletlerin “göreceli kazanç” kaygılarını bir kenara bırakarak ortak bir tehdide karşı kapasitelerini birleştirdiklerini göstermektedir. Waltzçı bir yaklaşımla, Rusya’nın artan kapasitesi, Avrupa’daki güç dengesini bozmuş ve bu durum küçük ve orta ölçekli devletleri daha büyük bir güvenlik şemsiyesi altında konsolide olmaya zorlamıştır.[iv]

Neorealizm, devletlerin işbirliği yaparken “mutlak kazançtan” ziyade “göreceli kazanca” odaklandığını savunmaktadır. BK-ABD ilişkilerindeki “işlemsel” tanımı, tam olarak bu noktaya parmak basmaktadır. Lordlar Kamarası, BK’nın savunma ve istihbarat alanında ABD’ye olan tek taraflı bağımlılığının, Britanya’nın sistemdeki manevra alanını daralttığını vurgulamaktadır. İşlemsellik, her iki tarafın da “bu işbirliğinden kim daha fazla kazançlı çıkıyor?” sorusunu sorması anlamına gelmektedir.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide’nin dünyanın “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en hassas dönemini” yaşadığına dair beyanatı, sistemik istikrarsızlığın bir dışavurumudur. Waltz’un teorisinde, çok kutuplu sistemler, iki kutuplu sistemlere göre daha istikrarsızdır çünkü yanlış hesaplama riski daha yüksektir. Günümüzde ABD’nin hegemonik geri çekilmesi ve Rusya-Çin ekseninin yükselişiyle oluşan bu “çok kutuplu eğilim”, BK ve Avrupa devletlerini pragmatik ve savunma odaklı bir realizme itmektedir.[v]

Waltz’un yapısal realizm kuramı bağlamında BK-ABD ilişkilerinin “işlemsel” bir evreye geçmesi ve Avrupa’nın savunma konsolidasyonu, uluslararası sistemin anarşik yapısının birim düzeyindeki tercihler üzerindeki mutlak tahakkümünü teyit etmektedir. Sistemik yapının devletleri “sosyalleşme”ve “rekabet” yoluyla benzer davranışlara zorladığı bu süreç, klasik “özel ilişki” retoriğinin, sistemin kutupluluk değişimine direnemeyerek çöküşünü simgelemektedir. Waltzçı perspektifte sistemin istikrarı, güç dağılımındaki dengelenme süreçlerine bağlıdır. ABD’nin tek kutuplu momentten uzaklaşarak kaynaklarını seçici angajman çerçevesinde Pasifik hattına kaydırması, Avrupa güvenlik mimarisinde yapısal bir güç boşluğu yaratmıştır. Bu boşluk, neorealizmin öngördüğü üzere, devletlerin beka içgüdüsünü tetikleyerek onları self-helpilkesine dönmeye zorlamıştır. BK’nın ABD ile olan bağlarını işlemsel olarak tanımlaması, aslında rasyonel bir aktörün sistemik belirsizlik karşısında maliyet-fayda analizini en üst düzeye çıkarma çabasıdır. Bu, kimliksel yakınlığa dayanan duygusal ittifakların yerini, göreceli kazanç endişesinin aldığı soğuk bir realizm evresidir. 

AB ve Norveç arasındaki güvenlik entegrasyonu, Waltz’un dışsal dengeleme teorisinin saf bir örneğidir. Rusya’nın artan askeri kapasitesi ve revizyonist eğilimleri, Avrupa devletleri için klasik bir güvenlik ikilemini derinleştirmiştir. Bir birimin güvenliğini artırma hamlesinin diğerleri tarafından tehdit olarak algılandığı bu ortamda, Avrupa devletleri, ABD’nin güvenlik garantilerinin “işlemsel” hale geldiği gerçeğiyle yüzleşerek savunma kapasitelerini birleştirme yoluna gitmiştir. Norveç gibi AB dışı aktörlerin, birliğin askeri ve teknolojik programlarına (IRIS, GOVSATCOM) eklemlenmesi, sistemik baskıların egemenlik hassasiyetlerini nasıl ikinci plana ittiğini kanıtlamaktadır. 

Sonuç olarak uluslararası sistem çok kutupluluğa doğru evrildikçe devletlerin yanlış hesaplama riskleri artmaktadır. Waltz’un “devletler sistemdeki konumlarını korumak için benzer davranışlar sergilerler” tespiti uyarınca, bugün tanıklık edilen husus, liberal enternasyonalizmin normatif söylemlerinin sona ermesi ve yerini kapasite maksimizasyonuna, realist narsisizme dayalı, çıplak bir güç dengesi arayışına bırakmasıdır. Stratejik özerklik artık bir tercih değil, 2026 anarşik sisteminin dayattığı ontolojik bir zorunluluktur.


[i] “Adjusting to new realities: rebalancing the UK-US partnership”, UK Parliament, https://committees.parliament.uk/committee/360/international-relations-and-defence-committee/news/213225/adjusting-to-new-realities-rebalancing-the-ukus-partnership/(Erişim Tarihi: 22.04.2026); Waltz, K. N. (2021). Uluslararası politika teorisi (O. S. Binatlı, Çev.; Ç. Özen, Ed.). Phoenix Yayınevi. (Orijinal çalışma basım tarihi 1979).

[ii] “US/Israel-Iran conflict 2026”, UK Parliament, https://researchbriefings.files.parliament.uk/documents/CBP-10521/CBP-10521.pdf(Erişim Tarihi: 22.04.2026). 

[iii] “The not‑so‑special relationship? Can UK-US relations survive Trump 2.0?”, Chatham House, https://www.chathamhouse.org/events/all/standard-event/not-so-special-relationship-can-uk-us-relations-survive-trump-20(Erişim Tarihi: 22.04.2026).

[iv] “EU-Norway: Joint Press release on the 5th Security and Defence Dialogue”, European Union External Action, https://www.eeas.europa.eu/eeas/eu-norway-joint-press-release-5th-security-and-defence-dialogue_en(Erişim Tarihi: 22.04.2026).  

[v] “Norveç Dışişleri Bakanı Eide, dünyanın güvenlik anlamında en hassas günlerini yaşadığını söyledi”, AA, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/norvec-disisleri-bakani-eide-dunyanin-guvenlik-anlaminda-en-hassas-gunlerini-yasadigini-soyledi/3870148(Erişim Tarihi: 22.04.2026).  

Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla Erin, 2020 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Feminist Perspective of Turkish Modernization” başlıklı bitirme teziyle ve 2020 yılında da İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “Güney Kore’nin Dış Politika Kimliği: Küreselleşme, Milliyetçilik ve Kültürel Kamu Diplomasisi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar” başlıklı yüksek lisans tezini tamamlayarak mezun olmuştur. Şu an Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı olan Erin’in başlıca ilgi alanları; Asya-Pasifik, Uluslararası İlişkiler’de Eleştirel Teoriler ve Kamu Diplomasisi’dir. Erin iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesi Korece bilmektedir.

Benzer İçerikler