2021 yılının Eylül ayında Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında kurulan AUKUS Üçlü Güvenlik Ortaklığı, iki temel sütundan oluşmaktadır. Birinci temel sütun, ABD ve Birleşik Krallık’ın 2040 yılına kadar Avustralya’ya nükleer tahrikli denizaltılar tedarik etmesini öngörmektedir. İkinci sütun ise üye ülkeler arasında stratejik askeri-savunma sektörlerinde ortak yetenekleri ve birlikte çalışabilirliği artırmayı amaçlamaktadır. Bu sektörler; siber, yapay zeka, kuantum teknolojileri, denizaltı yetenekleri, hipersonik ve hipersonik karşıtı yetenekler, elektronik savaş (EW) ve inovasyon gibi gelişmiş yetenekleri kapsamaktadır.
AUKUS’un ikinci sütunu, ittifak genelinde endüstriyel entegrasyonu güçlendirmek, inovasyonu hızlandırmak ve uzun vadeli ekonomik ve teknolojik büyümeyi sağlamak için büyük bir fırsat olarak görülmektedir. Yeni üyelerin katılımına her zaman açık olan AUKUS’un ikinci sütunu, Asya-Pasifik’te Batılı aktörler tarafından inşa edilen güvenlik-savunma ittifakının da saç ayağını oluşturabilir. Bu sütunun genişletilmesi konusu, henüz kurulma aşamasında 2021 yılında gündeme gelmiş ve geçen süre zarfında Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore ve Kanada gibi aktörler, AUKUS’a katılmaya ilgi gösteren başlıca ülkeler olmuştur. Fakat bu genişlemenin AUKUS’un birinci sütununda değil, proje bazlı olarak ikinci sütunda olması beklenmektedir. Dolayısıyla Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore ve Kanada gibi ülkeler, sadece belirli alanlarda ve teknolojilerde duyurulan projelere katılım sağlayabilirler.
30 Mayıs 2026 tarihinde Singapur’da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu güvenlik zirvesi esnasında ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya Savunma Bakanları, ikinci sütun kapsamındaki ilk önemli projeyi duyurmuşlardır.[i] Bu proje kapsamında; kritik deniz tabanı altyapısının korunması, gözetleme ve keşif operasyonları, taarruz görevleri, lojistik destek, denizaltı ve su üstü savaşları, mayın karşı tedbirleri, elektronik savaş ve çekişmeli kıyı operasyonları dahil olmak üzere çeşitli görevlerin desteklenmesi planlanmaktadır. Bu girişim kapsamında birinci sütun ülkeleri, başlangıçta her ülkenin insansız denizaltı aracı platformlarına entegre edilebileceği yetenekler geliştireceklerdir. Daha sonra ise projeye katılacak ülkeler, birinci sütun ülkeleriyle yeni nesil sistemler de dahil olmak üzere teknolojileri birlikte geliştirmeyi ve üretmeyi planlamaktadırlar. İlk yeteneklerin ise 2027 yılından itibaren hizmete girmesi beklenmektedir.[ii]
AUKUS’un genişleme sürecinin, yalnızca ikinci sütunda ve belirli aralıklarla duyurulacak projelerle ve sınırlandırılmış bir işbirliği/ortaklık süreciyle devam etmesi beklenmektedir. Bunun temel sebebi, hassas teknolojilerin korunması ve bilgi güvenliğidir. İkinci sütün çalışma grubuna katılan her ülke, kendi sınıflandırma sistemlerini, ihracat kontrol rejimlerini ve akreditasyon standartlarını getirmektedir. Böylece teknoloji transfer kuralları daha karmaşık hale gelmektedir. AUKUS’un birinci sütunu ise birbirinden farklı, ancak uyumlu sınıflandırma sistemlerine sahip üç ülke arasında kapsamlı teknoloji paylaşımı için bir çerçeve sunmaktadır.
AUKUS üyesi her ülke, paylaşılan teknolojilerin ve bilgilerin kararlaştırılan sınırlar içinde korunacağına dair güvene ihtiyaç duymaktadır. İkinci Sütun’da müttefik ağlar arasındaki hassas verilerin taşınabilmesi birtakım protokollere bağlıdır. Bu bağlamda Çapraz Alan Çözümleri (CDS), tehditlerin ağ sınırlarını aşmasına olanak tanımadan, kontrollü ve politikayla desteklenen veri alışverişi sağlayarak bunu mümkün kılmaktadır. Bu sistem, farklı güvenlik sınıflandırmalarına sahip iki ağın sınırında yer almakta, verileri yalnızca paket veya protokol düzeyinde değil, içerik düzeyinde de incelemekte ve neyin geçebileceğini ve neyin karantinaya alınacağını belirlemektedir. Verilerin hareket etmesine izin verirken, tehditlerin geçmesine ise izin vermemektedir. Bu sistem, AUKUS’un ikinci sütununda zorunlu bir protokol uygulamasıdır.
AUKUS çerçevesinde sadece çalışma grupları değil, somut çıktılar sağlayan işbirliğine dayalı yetenek geliştirme çalışmaları da devam etmektedir. AUKUS’un İkinci Sütunu, sınırlandırılmış bir işbirliği/ortaklık modeli sunduğu için Batılı güçler, Asya-Pasifik’te kolektif bir caydırıcılık oluşturmakta zorlanmaktadırlar. Ayrıca ABD’nin son derece katı şekilde uygulanan Uluslararası Silah Trafiği Düzenlemeleri (ITAR) ve teknoloji transferi yasaları, hassas savunma sanayii verilerinin müttefiklerle dahi paylaşılmasını zorlaştırmaktadır. AUKUS üyelerinden bilhassa Birleşik Krallık, aday ülkelerden örneğin Japonya’nın siber güvenlik altyapısını ve istihbarat sızıntılarına karşı yasal koruma mekanizmalarını yetersiz bulmaktadır. Birleşik Krallık, savunma sanayi teknoloji transferi ve istihbarat paylaşımı konusunda oldukça katı bir politika benimserken; ABD, İkinci Sütun kapsamında daha geniş bir ittifak ağı oluşturabilme gayretindedir. Fakat buradaki en temel kaygılardan biri de üye sayısının artmasıyla birlikte karar alma süreçlerinin sekteye uğraması ve konsensüs sağlamanın zorlaşmasıdır.
AUKUS’un İkinci Sütunu’ndaki projelere katılması beklenen Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore ve Kanada, aynı zamanda Çin’le olan güçlü ekonomik bağlarını koruma arzusundadırlar. Nitekim bu ülkelerin AUKUS’a olan ilgileri; Çin’in tepkisine, ticari anlaşmazlıklara ve diplomatik baskılara yol açabilmektedir. Bu bakımdan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ve Pasifik ada ülkeleri, AUKUS’un genişlemesinin Çin’le tırmanma yarışına yol açacağını, bölgedeki silahlanma yarışını tetikleyeceğini ve bundan en büyük zararı kendilerinin göreceğini hesap etmektedirler. Jeopolitik zorluklar ve imkansızlıkların yanı sıra potansiyel katılımcı ülkelerin ulusal kapasitelerindeki yetersizliklere de dikkat çekmek gerekir.
Zira İkinci Sütun teknolojileri; nadir toprak elementlerine, gelişmiş yarı iletkenlere (çiplere) ve özel titanyum/çelik alaşımlarına doğrudan bağımlıdır. Bu konuda dünyada, nadir toprak elementi işleme kapasitesinin büyük bölümünü elinde bulunduran Çin’e olan bağımlılık devam etmektedir. Ayrıca AUKUS projeleri (özellikle kuantum teknolojileri, otonom sürü sistemleri ve hipersonik savunma) milyarlarca dolarlık sürekli Ar-Ge harcaması gerektirmektedir. Bunun yanı sıra nükleer mühendislik, siber güvenlik, yapay zekâ algoritmaları ve gelişmiş mühimmat üretimi alanlarında üç ülkede de ciddi bir kalifiye uzman ve teknik iş gücü açığı vardır. Paktın genişlemesi, kısıtlı olan bu nitelikli insan kaynağının daha da dağılmasına ve projelerin zaman çizelgesinin aksamasına yol açma riski taşımaktadır.
Sonuç olarak AUKUS’un kısa ve orta vadede tam üyelik bazlı geleneksel bir genişleme yerine sınırlı ve proje odaklı ortaklıklar üzerinden ilerlemesi beklenmektedir. Özellikle İkinci Sütun kapsamındaki yapay zekâ, hipersonik füzeler ve kuantum gibi ileri teknolojilerde Japonya veya Güney Kore gibi ülkelerle işbirliğinin artacağı tahmin edilmektedir. Her ne kadar AUKUS, Çin’i dengeleme konusunda son derece işlevsel bir güvenlik paktı olsa da ittifakın kapsamının ve üye profilinin genişlemesinin önünde büyük yapısal ve jeopolitik engeller mevcuttur.
[i] “AUKUS Partners Advance Submarine Program, Launch First Pillar II Signature Project”, Executive Gov, https://www.executivegov.com/articles/aukus-unveils-first-pillar-ii-project-submarine-cooperation, (Erişim Tarihi: 08.09.2026).
[ii] “AUKUS announces its first Pillar II signature project”, Squire Patton Boggs, https://www.squirepattonboggs.com/insights/publications/aukus-announces-its-first-pillar-ii-signature-project/, (Erişim Tarihi: 08.09.2026).
