Birleşik Krallık’ın yeni Başbakanı Andy Burnham, göreve gelir gelmez ülkenin iç sorunlarıyla yoğun bir şekilde ilgilenmeyi hedeflerken, kendinden önceki başbakanlar gibi en büyük zorluğu dış politikada yaşayacak gibi durmaktadır. Nitekim son on yıl içerisinde altıdan fazla başbakan değiştiren İngiltere’nin en büyük sınavı dış politika olmuştur. Bu konuda dikkat çeken bir açıklama yapan eski Başbakan Keir Starmer, İngiltere’nin giderek daha istikrarsız bir dünyayla karşı karşıya olduğu bir dönemde dış ve iç politikanın birbirinden ayrılamayacağını, dolayısıyla yeni Başbakanın da dış politikaya çok fazla mesai harcaması gerekeceğini söylemiştir.[i]
Dünyadaki jeopolitik dengeler hızla değişirken ve uluslararası sitem bir dönüşüm içerisindeyken Birleşik Krallık’ta yeni Başbakan Burnham’ın iç sorunlara odaklanabilmesi ve dünyadaki gelişmelere tepkisiz kalabilmesi oldukça zor görünmektedir. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Birleşik Krallık üzerindeki baskısı artarak devam ederken Burhnam’ın en fazla mesaiyi transatlantik ilişkilere harcayacak gibi durmaktadır. Nitekim uluslararası medyada geniş yankı bulan bir habere göre Burnham, görevdeki henüz ilk günlerinde ABD’nin İran’a yönelik bazı saldırıları için İngiltere üslerinin kullanımına onay vermiştir.[ii]
Zira Trump yönetiminin bu konuda uzun süredir İngiltere Hükümeti’ne baskı yaptığı bilinmekteydi.[iii] Fakat eski Başbakan Starmer, bu üslerin, bilhassa Hint-Okyanusu’ndaki Diego Garcia/Chagos Takımadaları Üssü’nün kullanımına itiraz etmiş ve bu durum, transatlantik ilişkilerin gerginleşmesine neden olmuş ve Starmer, Trump’ın ağır eleştirilerine maruz kalmıştı. Bu yüzden Starmer, görev süresinde ülkenin kritik ekonomik sorunları üzerinde yeterince duramamış ve genellikle Trump yönetimi ve onun yol açtığı küresel krizlerle ilgilenmek durumunda kalmıştır.
Burnham’ın göreve başladığı 20 Temmuz 2026 tarihinde açıklama yapan ABD’nin Londra Büyükelçisi Warren Stephens, Birleşik Krallık’ın savunma harcamalarını artırması ve AUKUS’a sonuna kadar destek vermesi çağrısı yapmıştır.[iv] Amerikalı diplomat, Burnham’ın göreve başladığı gün bu açıklamayı yaparak ABD’nin Birleşik Krallık Hükümeti üzerindeki baskısını giderecek artıracağını henüz daha ilk günden göstermiştir. Bunun sebebi, Trump yönetiminin daha önceki İngiliz hükümetlerinden istediğini tam olarak alamaması gösterilebilir. Özellikle İran’a karşı savaşta Birleşik Krallık’tan aradığı desteği alamayan Trump yönetimi, “Karşı karşıya olduğumuz kişi Winston Churchill değil”[v] diyerek Starmer’in sert duruşunu eleştirmişti.
Bu yüzden Starmer’in gidişi, Trump yönetiminin son derece hoşnut olacağı bir değişiklik olarak görülebilir. Aynı zamanda bu değişim, ABD açısından transatlantik ilişkilerin (olması gerektiği gibi) yeniden güçlenmesi adına bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Başka bir deyişle Burnham’ın göreve gelişiyle birlikte, ABD açısından bakıldığında, transatlantik ilişkilerde bir “nefes alma” ve “rahatlama” beklentisinin olduğu söylenebilir. Bu, aynı zamanda Trump yönetiminin Burnham Hükümeti’nden beklentilerinin de son derece yüksek olacağı anlamını taşımaktadır. Burnham’ın ABD’ye verdiği (üs kullanımı gibi) ilk tavizlerin, İşçi Partisi’nin sol kanadında ve savaş karşıtı İngiliz kamuoyunda ciddi bir iç siyasi maliyet yaratması ve Burnham’ı iç siyasette beklenenden çok daha erken bir meşruiyet sınavıyla karşı karşıya getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Burnham’ın iktidara gelmesindeki en büyük meşruiyet kaynağı, ülkenin çözüm bekleyen sosyal bakım, yerel kalkınma, kamu mülkiyeti gibi iç sorunları çözme vaadidir. Diğer yandan İşçi Partisi içinde sol kanat ve merkez sol gruplar, Burnham’ın göreve gelişiyle birlikte dış politikada da radikal değişiklikler talep etmektedirler. Bu yüzden Burnham, bir yandan Trump yönetiminin İran ve Orta Doğu politikalarına boyun eğmek durumunda kalırken, diğer yandan parti içi muhalefeti kontrol altında tutmak zorunda kalabilir.
Burnham, dış politikada oldukça kaygan ve zorlu bir zeminle karşı karşıya kalacaktır. Bu zorlukların merkezinde, ABD, Kıta Avrupası, Rusya ve Çin arasındaki dengelerin yönetilmesi yer almaktadır. Birleşik Krallık, transatlantik ittifaka olan geleneksel bağlılığı ile Avrupa kıtasındaki ekonomik ve coğrafi gerçeklikleri arasında hassas bir denge gütmek durumunda kalacaktır. Rusya-Ukrayna Savaşı ve küresel güvenlik tehditlerinin tırmanmasıyla birlikte Birleşik Krallık’ın Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisine nasıl ve ne ölçüde entegre olacağı sorusu da kritik bir gündem maddesidir. Brexit sonrası kıtadan jeopolitik olarak uzaklaşan Londra’nın, Avrupa savunma doktrinlerinde yeniden daha aktif ve kurucu bir rol üstlenmesi, yeni hükümetin önündeki en büyük zorluklardan biri olacaktır.
2010 yılından günümüze Birleşik Krallık’da çok sayıda başbakan değişikliği yaşanırken hükümetler hem iç hem dış politikada istikrarlı bir çizgi takip etmekte zorlanmışlardır. Bu süre zarfında hiçbir hükümet, Britanya’nın ekonomik durgunluğunu tersine çevirememiş, göç meselesinde kamuoyunun desteğini alamamış veyahut dış politikada önemli değişiklikler yapamamıştır.[vi] Seleflerinin siyasi mirası incelendiğinde, Burnham Hükümeti’nin de tıpkı öncekiler gibi büyük ölçüde kriz yönetimi ve zorlu dış politika başlıklarıyla (bölgesel çatışmalar, ticaret savaşları, uluslararası ittifakların korunması) ile ilgilenmek durumunda kalacağı söylenebilir. Dolayısıyla Burnham’ın da hem ülkenin ekonomik ve toplumsal sorunlarıyla hem de hızla değişen küresel-bölgesel dengeler ve zorluklarla eş zamanlı mücadele etmesi gerekecektir. Andy Burnham’ın dış politikadaki en birincil ve zorlu sınavı, Washington’daki Trump yönetiminin öngörülemez nitelikteki Avrupa, Orta Doğu ve Çin stratejileri karşısında Birleşik Krallık’ın nasıl bir pozisyon alacağını netleştirmek olacaktır.
[i] “Outgoing UK PM Starmer says successor cannot spend less time on foreign affairs”, Reuters, https://www.reuters.com/world/uk/outgoing-uk-pm-starmer-says-successor-cannot-spend-less-time-foreign-affairs-2026-07-04/, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[ii] “Burnham approves use of U.K. bases for some U.S. strikes on Iran”, Japantimes, https://www.japantimes.co.jp/news/2026/07/22/world/politics/burnham-uk-bases-us-strikes-iran/, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[iii] “Trump expects Burnham to let US strike Iran from British bases”, Telegraph, https://www.telegraph.co.uk/us/politics/2026/07/21/trump-expects-burnham-to-let-america-use-uk-bases-iran/, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[iv] @USAmbUK, “I urge the UK government to fully fund AUKUS and increase its defense spending”, X, https://x.com/USAmbUK/status/2079476497232884157, (Erişim Tarihi: 23.07.2026); “Andy Burnham must increase defence spending, says US ambassador to UK”, The Times, https://www.thetimes.com/uk/defence/article/warren-stephens-us-ambassador-andy-burnham-c8fwnp5r8, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[v] “Trump says Starmer is ‘not Winston Churchill’ over Iran strikes”, BBC, https://www.bbc.com/news/articles/c62gwkjg0k9o, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[vi] “Andy Burnham-a potential candidate for the UK Prime Minister”, Vietnam.vn, https://www.vietnam.vn/tr/andy-burnham-ung-vien-thu-tuong-anh-tiem-nang, (Erişim Tarihi: 26.06.2026).
