Analiz

Kanada’da Ekonomisinde Hibrit Model 

Petrol fiyatlarındaki artış Kanada bütçesini geçici olarak rahatlatmaktadır.
Egemen varlık fonuyla devlet yatırımcı rolünü güçlendirmektedir.
Küresel belirsizlikler uzun vadeli ekonomik istikrarı tehdit etmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Kanada ekonomisine ilişkin yayımlanan son bahar bütçe güncellemesi, yalnızca sayısal bir iyileşmenin ötesinde, küresel ekonomik dalgalanmalar karşısında bir “direnç anlatısı” inşa etmektedir. Kanada Başbakan Mark Carney tarafından açıklanan bu güncelleme, bütçe açığının beklenenden düşük gerçekleştiğini ve ekonomik büyümenin devam edeceğini ortaya koymaktadır.[i] Ancak bu olumlu tabloya rağmen, metnin satır aralarında ciddi kırılganlıkların da varlığını sürdürmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Her şeyden önce, bütçe açığının düşmesinde en belirleyici faktörün petrol fiyatlarındaki artış olduğu görülmektedir. Kanada’nın dünyanın en büyük üçüncü petrol rezervine sahip olması, ülkeyi küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara son derece duyarlı hale getirmektedir. Bu bağlamda, petrol fiyatlarının yükselmesi kısa vadede mali dengeleri iyileştirmekte, devlet gelirlerini artırmakta ve borç projeksiyonlarını aşağı çekmektedir. Nitekim açıklanan verilere göre kamu borcu beklentilerin yaklaşık %14 altında gerçekleşmektedir.[ii] Ancak bu durum yapısal bir iyileşmeden ziyade konjonktürel bir avantajı yansıtmaktadır.

Bu noktada, Carney hükümetinin “iyi mali yönetim” vurgusu dikkat çekmektedir. Hükümetin harcamaları kısmak adına zor kararlar aldığı ifade edilmekte ve elde edilen tasarrufların yeni yatırımlar için kullanıldığı belirtilmektedir. Bu yaklaşım, klasik Keynesyen maliye politikası ile neoliberal disiplin arasında hibrit bir modelin benimsendiğini göstermektedir. Bir yandan bütçe açığını kontrol altına alma çabası sürdürülmekte, diğer yandan büyümeyi desteklemek amacıyla kamu yatırımları artırılmaktadır.

Bu stratejinin en somut örneği, Kanada’nın ilk egemen varlık fonu olan “Kanada Güçlü Fonu”nun kurulmasıdır. 25 milyar Kanada doları başlangıç sermayesiyle oluşturulan bu fon, enerji, altyapı, madencilik, tarım ve teknoloji gibi stratejik sektörlere yatırım yapmayı hedeflemektedir.[iii] Bu adım, Norveç gibi kaynak zengini ülkelerin uyguladığı uzun vadeli ekonomik planlamalara benzer bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Aynı zamanda vatandaşların da bu fona yatırım yapabilmesi, finansal katılımı artırmayı amaçlamaktadır. Bu durum, devletin yalnızca düzenleyici değil aynı zamanda yatırımcı rolünü de üstlenmekte olduğunu göstermektedir.

Söz konusu bütçe güncellemesi her ne kadar olumlu bir tablo çizmekteyse de geleceğe ilişkin ciddi riskleri de açıkça kabul etmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uygulayabileceği tarifeler ve küresel jeopolitik gerilimler, Kanada ekonomisi üzerinde baskı oluşturmaya devam etmektedir. ABD’yle ticaret ilişkilerinin Kanada için hayati önemde olduğu düşünüldüğünde, bu risklerin etkisi daha da belirgin hale gelmektedir. Bu bağlamda, küresel belirsizliklerin Kanada ekonomisinin büyüme potansiyelini sınırlamakta olduğu söylenebilir.

ABD-İsrail-İran eksenindeki gerilimlerin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisi de çift yönlü bir sonuç doğurmaktadır. Kısa vadede petrol fiyatlarının yükselmesi Kanada lehine bir durum yaratmakta, ancak uzun vadede küresel ekonomik istikrarsızlık riskini artırmaktadır. Bu durum, Kanada ekonomisinin dışsal şoklara karşı kırılganlığını sürdürmekte olduğunu göstermektedir.

Bütçe kapsamında açıklanan sosyal politikalar da dikkat çekmektedir. Özellikle düşük gelirli kesimlere yönelik tek seferlik gıda yardımı ve yakıt vergisinde geçici indirim gibi uygulamalar, artan yaşam maliyetlerine karşı bir denge unsuru olarak sunulmaktadır. Ancak bu tür politikaların geçici nitelikte olması, yapısal sorunların çözümüne katkı sağlamaktan uzak kalmaktadır. Bu bağlamda Kanada’da “yaşam maliyeti krizi”nin devam etmekte olduğu görülmektedir.

Muhalefet cephesinde ise bu bütçeye yönelik eleştiriler oldukça serttir. Pierre Poilievre liderliğindeki Muhafazakâr Parti, hükümeti aşırı harcama yapmakla suçlamakta ve bütçe dengesinin sağlanması gerektiğini savunmaktadır. Poilievre’e göre, yüksek kamu borcu doğrudan yaşam maliyeti krizine yol açmaktadır.[iv] Bu argüman, neoliberal mali disiplin anlayışının klasik bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Bu tartışma, aslında Kanada’da ekonomik yönetim anlayışına dair daha geniş bir ideolojik ayrışmayı da ortaya koymaktadır. Bir tarafta devlet müdahalesi ve kamu yatırımlarını savunan bir yaklaşım yer almakta, diğer tarafta ise bütçe dengesi ve harcama kısıtlamalarını önceleyen bir perspektif bulunmaktadır. Bu ikili yapı, yalnızca Kanada’ya özgü olmayıp, günümüz küresel ekonomik tartışmalarının da merkezinde yer almaktadır.

Bütçe projeksiyonları incelendiğinde Kanada’nın önümüzdeki beş yıl boyunca bütçe açığı vermeye devam edeceği görülmektedir. 2031 yılına kadar açığın yaklaşık 50 milyar Kanada doları seviyesinde seyretmesi beklenmektedir. Bu durum, mevcut iyileşmeye rağmen mali dengenin tam anlamıyla sağlanamadığını göstermektedir. Dolayısıyla, kısa vadeli olumlu göstergelere rağmen uzun vadeli sürdürülebilirlik konusunda soru işaretleri devam etmektedir.

Buradan hareketle, Kanada ekonomisinin mevcut durumunu “kontrollü iyimserlik” olarak tanımlamak mümkündür. Ekonomi büyümeye devam etmekte, bütçe açığı düşmekte ve yeni yatırım araçları devreye alınmaktadır. Ancak bu olumlu gelişmelerin büyük ölçüde dışsal faktörlere bağlı olduğu unutulmamalıdır. Petrol fiyatlarındaki olası bir düşüş ya da küresel ticaret gerilimlerinin artması, mevcut dengeleri hızla bozabilmektedir.

Bu çerçevede, Kanada’nın mali görünümünde ortaya çıkan iyileşmenin aslında “kırılgan bir denge”ye dayandığı görülmektedir. Petrol gelirlerine bağımlılık, dış ticaretin büyük ölçüde ABD’ye bağlı olması ve küresel jeopolitik risklerin artması, ekonomik performansın sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla mevcut bütçe başarısı kalıcı bir yapısal dönüşümden ziyade, uygun küresel koşulların geçici bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Kanada’nın uzun vadeli ekonomik istikrarı için enerji dışı sektörlerde çeşitlenmeye gitmesi ve dış şoklara karşı daha dirençli bir ekonomik yapı inşa etmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, Kanada’nın bahar bütçesi kısa vadede güçlü bir ekonomik performansa işaret etmekte, ancak uzun vadeli kırılganlıkların devam ettiğini göstermektedir. Hükümetin mali disiplin ile büyüme arasında kurmaya çalıştığı denge dikkat çekmekte, ancak bu dengenin sürdürülebilirliği küresel koşullara bağlı kalmaktadır. Bu nedenle, Kanada ekonomisinin geleceği büyük ölçüde uluslararası sistemdeki gelişmelere bağlı olarak şekillenmektedir.


[i] Yousif, Nadine. “Canada’s Spring Budget Projects Economy to Grow and Deficit to Fall”, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/cz0278zyznjo, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır.Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler