Trablus’ta 30 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan anlaşma, Libya’nın beklediği başkanlık ve parlamento seçimleri için 24 aylık bir takvim ortaya koymaktadır.[i] Birleşmiş Milletler öncülüğündeki 4+4 Komitesi, seçim yasaları ile yürütmenin birleştirilmesini kapsayan ortak metne ulaşmıştır. Böylece yıllardır ertelenen sandık yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşirken, anlaşmanın değeri takvimden çok uygulama gücünde aranacaktır.
Metin, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetimini yenilerken askerlerin ve çifte vatandaşların adaylığı gibi süreci kilitleyen konulara cevap vermektedir. Başkan adayları için ülke genelinden 20 bin imza öngörülmekte; çifte vatandaşlığı bulunan kişinin seçilmesi hâlinde, diğer vatandaşlığından yeminden önce vazgeçmesi istenmektedir.[ii] Kurumların Trablus, Bingazi ve Sebha’da dönüşümlü toplantılar yapması, coğrafi dengeyi işleyişe taşıma arzusunu yansıtmaktadır.
Libya’nın seçim sorunu teknik hazırlık eksikliğinden ibaret değildir. Zira Aralık 2021 oylaması, adayların uygunluğu ve hukuki yetki tartışmaları yüzünden çökmüştür. Ardından kurulan geçici düzenler, kalıcı çıkar alanları üretmiş ve doğu ile batı arasındaki kurum ayrılığını yerleştirmiştir.[iii] Nisan ayında başlayan ve yedi tur süren görüşmelerin bir anlaşmayla sonuçlanması bu nedenle önem taşısa da önceki başarısızlıkların oluşturduğu güvensizlik hâlâ sürecin üzerinde durmaktadır.
Petrol gelirlerinin paylaşımı bu güvensizliği özellikle beslemektedir. Zira hidrokarbonlar ülkenin ihracatı ve kamu gelirlerinin büyük bölümünü sağlarken, paralel bütçeler ve denetimi zayıf harcamalar ekonomik yönetimi kırılganlaştırmıştır.[iv] Dolayısıyla seçim, makam değişikliğinin ötesinde bütçeye, atamalara ve kaynak dağıtımına kimin yön vereceğini belirleyecek bir güç mücadelesi anlamına gelmektedir.
Tam da bu aşamada anlaşmanın en zor tarafı ortaya çıkmaktadır. Sandık yeni bir siyasi meşruiyet üretebilir. Fakat yıllardır oluşan idarî ağları, silahlı ilişkileri ve ekonomik çıkar düzenini bir gecede ortadan kaldırması beklenemez. Seçim sonucunda konumunu kaybetme ihtimali bulunan aktörler sürece açıkça karşı çıkmak yerine daha farklı yollar izleyebilir. Takvimi ağırdan almak, yetki tartışmaları çıkarmak veya güvenlik sorunlarını gerekçe göstererek süreci uzatmak bunların başında gelmektedir.
Nitekim Trablus yönetimi ile doğudaki askerî liderliğin anlaşmayı olumlu karşılaması geniş bir uzlaşmaya işaret etmektedir. Bununla beraber bir metni selamlamak, seçim sonunda yetki devrini kabul etmekten daha düşük maliyetlidir. Libya’daki siyasi geçmiş, tarafların sandığı desteklerken kendi adaylarını, kurumlarını ve gelir kanallarını güvence altında tutmaya çalışabildiğini göstermektedir.
Yüksek Ulusal Seçim Komisyonunun yeniden yapılandırılması bu bakımdan gerekli bir başlangıçtır, fakat kurulun tarafsızlığı isim değişikliğiyle ölçülemez. Seçmen kütüklerinin güncellenmesi, oy pusulalarının ulaştırılması, itirazların karara bağlanması ve güvenliğin sağlanması kuruma duyulan güveni belirleyecektir. Kurul herhangi bir bölgenin etkisine girdiği izlenimini verirse sonuçlar açıklanmadan önce meşruiyet tartışması başlayabilir.
Askerlerin ve çifte vatandaşların adaylığına ilişkin hükümler de eski anlaşmazlıkları kapatmayı amaçlamaktadır. Yine de kuralların belirli kişilerin önünü açmak veya kapatmak için hazırlandığı kanaati güçlenirse hukuki çözüm yeni bir siyasi itiraza dönüşebilir. Libya’nın ihtiyacı, adayların kimliğine göre değişen hükümlerden ziyade kazananı ve kaybedeni aynı açıklıkla bağlayan öngörülebilir bir seçim düzenidir.
Seçimlerin tek bir yürütme altında yapılması hedefi ise sürecin en dikkat çekici açmazlarından birini beraberinde getirmektedir. Ülkenin sandığa gidebilmesi için ortak bir yürütme yapısına ihtiyaç duyulmaktadır. Buna karşın bu yapının gerçek siyasi meşruiyet kazanması da seçimlerin yapılmasına bağlanmaktadır. Bu nedenle seçim öncesindeki geçiş dönemini yönetecek hükümetin yetkileri büyük önem taşımaktadır. Bütçe kullanımı, üst düzey atamalar ve güvenlik kurumları üzerindeki yetkiler açık biçimde sınırlandırılmazsa geçiş hükümeti kısa sürede yeni siyasi rekabetin merkezine dönüşebilir.
Yirmi dört aylık süre teknik ve siyasi hazırlıklar açısından ilk bakışta makul görünmektedir. Libya açısından asıl sorun sürenin uzunluğundan ziyade bu sürenin nasıl kullanılacağıdır. Ülkede geçmiş yıllarda açıklanan birçok takvim zaman içerisinde yeni ertelemelerin gerekçesine dönüşmüştür. Bu kez farklı bir sonuç alınabilmesi için sürecin ara hedeflere bölünmesi gerekmektedir. Seçim komisyonunun oluşturulması, gerekli yasaların çıkarılması, seçmen kayıtlarının yenilenmesi ve güvenlik planının hazırlanması gibi adımların hangi tarihlerde tamamlanacağının bilinmesi takvime duyulan güveni artırabilir.
Silahlı yapıların konumu çözülmeden sandığın ülkeyi tek başına birleştirmesi güç görünmektedir. Doğu ve batıda farklı komuta zincirleri varlığını korurken bazı şehirlerde yerel gruplar kamu kurumlarından daha etkili hareket edebilmektedir. Oy verme günü sağlanan geçici sükûnet yeterli olmayacak; adayların serbestçe kampanya yürütebildiği, seçmenin baskı görmediği ve sonuçların zor kullanılarak değiştirilemediği bir güvenlik düzeni belirleyici olacaktır.
Bu noktada, seçim sonrasına ilişkin güvenceler en az seçim öncesi kurallar kadar önem taşımaktadır. Kaybeden tarafın siyasi alandan bütünüyle dışlanacağı korkusu, süreci bozma eğilimini kuvvetlendirebilir. Buna karşılık, uzlaşma adına hukuk dışı ayrıcalıklar dağıtılması da yeni kurumların güvenilirliğini zedeler; çözüm, herkes için işleyen yargı ve makul siyasi katılım kanallarında aranabilir.
Petrol gelirleri ise bu siyasi denklemin ekonomik merkezinde yer almaktadır. Üretim sahaları ve limanlar geçmişte birçok kez siyasi baskı aracı olarak kullanılmıştır. Merkez Bankası çevresinde yaşanan anlaşmazlıklar da ülke ekonomisini doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle seçim sonrası dönemde petrol gelirlerinin bölgeler arasında hangi esaslara göre paylaşılacağı açıkça ortaya konulabilir. Aksi durumda seçimler ortak bir devlet düzeni kurma imkânından çok petrol gelirlerine kimin hâkim olacağını belirleyen yeni bir mücadele olarak görülebilir.
Trablus, Bingazi ve Sebha arasında öngörülen dönüşümlü toplantılar, başkentin ülkenin tamamını temsil ettiği duygusunu güçlendirebilir. Özellikle güneyin sürece görünür biçimde katılması, yıllardır biriken dışlanmışlık hissini azaltma ihtimali taşımaktadır. Ne var ki, sembolik toplantılar kamu hizmetlerine, yerel yatırımlara ve adil temsil mekanizmalarına dönüşmediğinde coğrafi denge kâğıt üzerinde kalacaktır.
Uluslararası destek, anlaşmanın uygulanmasını kolaylaştırabilir; çünkü süreci bozan aktörlerin diplomatik ve ekonomik maliyetini artırma imkânı vardır. Buna rağmen dışarıdan verilen güvenceler Libyalı tarafların iradesinin yerini tutamaz. Birleşmiş Milletler’in en yararlı rolü yeni bir geçici formül üretmekten ziyade kararlaştırılan aşamaları şeffaf biçimde izlemek ve gecikmelerin sorumlularını açıkça göstermek olacaktır.
Libya halkı açısından ölçü daha gündeliktir. Bu noktada, vatandaşlar yeni bir kurum adı veya uzun yol haritasından önce elektriğin kesilmediği, ücretlerin zamanında ödendiği, sağlık hizmetlerinin işlediği ve şehirler arasında güvenle seyahat edilebildiği bir yönetim görmek istemektedir. Seçim süreci bu beklentilerle bağ kuramadığında katılım zayıflayabilir, siyasal yorgunluk ise mevcut güç odaklarının işine yarayabilir.
Önümüzdeki süreçte de Libya’nın siyasi ve toplumsal geleceğine ilişkin üç ihtimalin belirginleştiği ifade edilebilir. Tarafların belirlenen aşamalara uyması, güvenlik düzenlemelerini tamamlaması ve seçim sonuçlarını kabul edecek ortak güvenceler oluşturması hâlinde sandık kurumsal birleşmenin başlangıcı olabilir. Buna karşılık yeni bir geçiş yönetiminin kurulması ve seçim takviminin yeniden uzatılması da güçlü bir ihtimal olarak durmaktadır. Bir diğer senaryoda ise adaylık şartları veya yürütmenin yetkileri etrafında çıkacak yeni bir anlaşmazlık süreci sandıklar kurulmadan yeniden kilitleyebilir.
Libya’nın yirmi dört aylık takvimi, yıllardır kapalı duran siyasi yolu yeniden açmıştır. Ancak yine de sandığın bölünmüş kurumları birleştirme gücü, oy verme gününden önce atılan ve seçim sonrasında korunan adımlarla ölçülecektir. Mevcut aktörler kaybetme ihtimalini kabullendiğinde, petrol gelirleri açık kurallarla paylaşıldığında ve silahlı güçler sonuçların üzerine çıkamadığında seçim gerçek bir başlangıç olabilir. Aksi hâlde, takvim uzayan geçiş dönemlerine eklenen yeni bir tarih olarak kalacaktır.
[i] “Libya rivals agree roadmap for elections within 24 months at UN-led talks”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/libya-rivals-agree-roadmap-elections-within-24-months-un-led-talks-2026-08-30/, (Erişim Tarihi: 30 Ağustos 2026).
[ii] “Libya’s 4+4 Small Dialogue Committee signs draft final deal to restructure election commission”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/en/middle-east/libyas-4-4-small-dialogue-committee-signs-draft-final-deal-to-restructure-election-commission/4041548, (Erişim Tarihi: 30 Ağustos 2026).
[iii] “Political Roadmap”, United Nations Support Mission in Libya, https://unsmil.unmissions.org/en/political-roadmap, (Erişim Tarihi: 30 Ağustos 2026).
[iv] “Libya Economic Monitor, Fall 2025”, World Bank, https://openknowledge.worldbank.org/entities/publication/4f4aa403-99e4-44e5-8df2-6f955da2441d, (Erişim Tarihi: 30 Ağustos 2026).
