Analiz

Meloni’nin İstikrarı ve Vannacci’nin Yükselişi, Avrupa Aşırı Sağı İçin Ne Söylüyor?

Vannacci’nin yükselişi, AB açısından da dikkate alınması gereken bir gelişmedir.
Vannacci vakası, Avrupa aşırı sağını yükselişinin yeni aşamasına dair önemli bir olasılığı görünür kılmaktadır.
Meloni, son dört yılda AB ile ilişkilerde kurumsal ve uluslararası yükümlülüklerle egemenlikçi söylemi denge içerisinde yürütebilmiştir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

İtalya’da Giorgia Meloni liderliğinde Ekim 2022 tarihinde kurulan hükümet, 4 Eylül 2026 tarihi itibariyle 1.400 günü aşarak Silvio Berlusconi’nin ikinci hükümetine ait rekoru geride bırakmış ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkenin en uzun süre kesintisiz görev yapan hükümeti olmuştur.[i] Hükümetlerin ortalama ömrünün 14 ayla sınırlı kaldığı ve 1946 yılından bu yana 68 farklı hükümetin kurulduğu İtalya’da[ii] Meloni hükümetinin uzun ömürlülüğü, bir taraftan İtalya’nın kronik hükümet istikrarsızlığı içerisinde istisnai bir örnek oluştururken diğer taraftan Avrupa’da popülist radikal sağın seçim başarısını kalıcı bir iktidar deneyimine dönüştürebileceğini göstermektedir. Bununla beraber Şubat 2026 tarihinde Lega’dan ayrılarak Roberto Vannacci liderliğinde kurulan Futuro Nazionale, iktidardaki radikal sağa rağmen seçmen karşılığı bulabilmesi dikkat çekmektedir.

Bu bağlamda Meloni’nin iktidar deneyimi, bu gelişmenin hangi koşullar altında ortaya çıktığını anlayabilmek açısından önemlidir. Zira Meloni başbakanlık koltuğunu oturduktan sonra İtalya’nın ekonomik istikrarından AB yükümlülüklerine, NATO ittifakından kamu maliyesine ve bütün ülkenin dış politikasına kadar geniş bir sorumluluk altına girmiştir. Söz konusu iktidar sorumluluğu, radikal söylemin uygulanabilir politika haline getirilmesinin sınırlarını ortaya çıkarmaktadır. Nitekim araştırmalarda Meloni’nin dış politikada ılımlı ve pragmatik davranırken, iç politikada göç ve kültür savaşları gibi konularda radikal sağ çizgisinin önemli unsurlarını koruduğunu göstermektedir.[iii] Dolayısıyla iktidar, Meloni’nin siyasi çizgisini ortadan kaldırmamakta; ona bu çizginin ne ölçüde ve hangi araçlarla uygulanabileceğini belirleyen zorunlu bir çerçeve çizmektedir.

Tam da bu çerçevenin sınırlarının tartışılmaya açıldığı noktada Vannacci’nin yükselişi anlam kazanmaktadır.  Çünkü Futuro Nazionale, Meloni’nin terk ettiği bir göç ve kimlik gündemini yeniden siyasete taşımamakta; Meloni hükümetinin zaten izlediği politikaların yeterince ileri gitmediğini savunmaktadır. Hatta Vannacci, iktidar koalisyonunun artık sunmadığı ideolojik netliği sunduğunu ifade etmektedir.[iv] Özellikle vatandaşlık ve göç politikalarında Vannacci, Meloni’yi eleştirmekte; İtalyan vatandaşlığı için gerekli ikamet süresinin yirmi yıla çıkarılmasını, ileri düzey İtalyanca bilgisinin şart koşulmasını ve vatandaşlığın İtalya’nın kültürel değerlerine uyumunu da içeren aidiyet temelinde verilmesini önermektedir.[v] Bunun yanı sıra ülkede bulunan göçmenlerin bir bölümünün geldikleri ülkelere geri gönderilmesini Futuro Nazionale’nin temel siyasi hedeflerinden biri olduğunu açıklamaktadır. Meloni hükümetinin önceliği düzensiz göçün azaltılması ve sınırların kontrolü iken; Vannacci, tartışmayı ülkeye kimin gelebileceğinden, ülkede bulunanlardan hangilerinin ulusal topluluğun parçası kabul edileceğine kadar asimilasyon beyanında bulunmaktadır. Dolayısıyla Vannacci-Meloni ayrışması, göçün kontrolünden vatandaşlığın ve ulusal aidiyetin nasıl tanımlanacağına kadar uzanmaktadır.

Benzer bir Meloni-Vannacci ayrışması, AB ve dış politika alanında görülmektedir. Meloni ulusal egemenlik yaklaşımını sürdürmekle beraber İtalya’nın çıkarlarını Birlik içinde savunan bir politika izlerken; Vannacci, Avrupa siyasi bütünleşmesinin durdurulmasını ve AB’nin daha esnek devletlerarası işbirliği yapan bir organizasyona dönüştürülmesini savunmaktadır. Ukrayna konusunda ayrışma daha da belirginleşmektedir. Meloni, Trump yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıklarına rağmen Kiev’e desteği ve İtalya’nın NATO içerisindeki konumunu korurken; Vannacci, Ukrayna’ya silah gönderilmesine karşı çıkmakta ve Rusya ile ilişkilerin yeniden geliştirilmesini istemektedir. Göç ve vatandaşlıktan Avrupa bütünleşmesine ve dış politikaya uzanan bu farklılıklar, Vannacci’yi sadece Meloni’nin daha sert bir versiyonu olarak değerlendirmeyi güçleştirmektedir. Özellikle vatandaşlığı daha dışlayıcı bir aidiyet anlayışıyla ele alması ve geri göçü siyasi programının temel unsurlarından biri haline getirmesi, Futuro Nazionale’i popülist radikal sağın sınırlarını zorlayan bir aktöre dönüştürmektedir.

Esasen tüm bu özellikler ilk bakışta klasik aşırı sağ aktör ideolojisi olarak ele alınabilir. Ancak Futuro Nazionale’nin kurulduktan kısa süre sonra geniş bir seçmen tabanı tarafından desteklenmesi incelenmesi gereken bir paradoksu ortaya koymaktadır. Futuro Nazionale, eylül başında yayımlanan SWG araştırmasında yüzde 7,5 ile Meloni’nin en güçlü koalisyon ortağı olan Forza Italia’yı geride bırakarak ülkenin dördüncü büyük siyasi gücü konumuna yükselmiştir. Bununla beraber Fratelli d’Italia yüzde 26,8 ile birinci parti konumunu korumaktadır.[vi] Bu veri, Meloni’nin liderliği ve partisinin seçmen desteği devam ederken Vannacci’nin de kısa sürede önemli oy potansiyeline ulaşması, İtalyan sağında iki farklı siyasi aktörün aynı anda karşılık bulabildiğini göstermektedir. Dolayısıyla Meloni’nin zayıflamasının doğal sonucu olarak açıklanamayan Vannacci’nin yükselişini anlamak için seçmen desteğini nasıl sağladığına bakmak gerekmektedir.

Vannacci’nin seçmen karşılığı bulmasını ekonomi parametresini eklemeden sadece göç ve kimlik politikaları üzerinden ele almak eksik bir değerlendirme olabilir. Nitekim Meloni hükümeti siyasi istikrarı sağlama, kamu maliyesine ilişkin piyasa güvenini güçlendirme ve düzensiz göçü azaltma yönünde başarılı adımlar atsa da elde edilen başarılar İtalya’da uzun süredir devam eden ekonomik sorunlarını ortadan kaldırmamaktadır. 2026 yılının ilk çeyreğinde reel ücretler bir önceki yıla göre yüzde 1,3 oranında artsa da 2021 yılındaki seviyenin altında kalmaktadır. Üstelik enerji fiyatlarındaki artış enflasyonu yükseltirken reel ücretlerin 2026 yılında yüzde 0,9 oranında düşmesi beklenmektedir.[vii] Bu ortamda Vannaci, göç, güvenlik ve ulusal kimlik söylemini sadece kültürel bir mesele olarak ele almamakta, ekonomik kayıplarla da ilişkilendirmektedir. Bilhassa yüksek enerji fiyatlarını ve ekonomik gerilemeyi Ukrayna Savaşı, Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve mevcut dış politika tercihleriyle bağdaştırarak ekonomik memnuniyetsizliği daha geniş egemenlik ve ulusal çıkar söyleminin parçası haline getirmektedir.[viii] Böylece Vannaci seçmene daha sert göç politikasıyla birlikte ekonomik kayıp, kültürel değişim ve siyasal güvensizliğin aynı sorunun farklı sonuçları olduğu yönünde bütüncül bir açıklama sunmaktadır. Bu açıklama, Meloni’nin güçlü olduğu dönemde Vannacci’nin Lega ve Fratelli d’Italia seçmenlerinin yanı sıra 2024 Avrupa seçimlerinde oy kullanmayan kesimlerden de destek almasını kolaylaştırmaktadır.

Söz konusu destek sayesinde Futuro Nazionale’nin sağ siyasette ikinci bir çekim merkezi oluşturmaya başlaması, Vannaci’yi Meloni’nin doğrudan alternatifi oluşturacak konuma henüz taşımamakla birlikte, partiye verilen desteğin kısa sürede yüzde 7’nin üzerine çıkması, yaklaşan seçimlerde merkez sağ açısından göz ardı edilemeyecek bir ağırlık oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Meloni açısından temel sorun Futuro Nazionale’nin 2027 seçimlerinde merkez sağ ittifakının dışında yarışması halinde sağ oyların bölünmesinin seçim sonuçlarını nasıl etkileyeceğidir. Merkez sağ ile merkez sol arasındaki rekabetin yakın seyrettiği seçimlerde Vannacci’nin ayrı bir siyasi aktör olarak yarışması, özellikle çoğunluk esasına göre milletvekili seçilen seçim çevrelerinde Meloni’nin ittifakına sandalye kaybettirebilir. 

Diğer yandan Vannaci’yi ittifaka dahil etmek de Meloni açısından maliyet oluşturabilir. Vannacci’nin göç, Avrupa Birliği, Ukrayna ve Rusya konusunda savunduğu sert politikalar, merkez sağ ittifakın mevcut siyasi çizgisini değiştirebilir. Dolayısıyla Meloni bir taraftan Vannacci’nin ittifak dışında kalarak sağ oyları bölme ihtimalini, diğer taraftan olası ortaklığın siyasi dengeleri değiştirme riskini dikkate almak durumundadır.  Bu ikilem Vannacci’ye sahip olduğu oy oranının ötesinde bir etki alanı açmakta ve Futuro Nazionale’yi merkez sağın seçim stratejisinde hesaba katılması gereken önemli bir aktöre dönüştürmektedir.

Vannacci’nin yükselişi, AB açısından da dikkate alınması gereken bir gelişmedir. Meloni, son dört yılda AB ile ilişkilerde kurumsal ve uluslararası yükümlülüklerle egemenlikçi söylemi denge içerisinde yürütebilmiştir. Vannacci ise bu uyumun sınırlarını doğrudan tartışmaya açmaktadır. AB yaklaşımı, Ukrayna’ya desteğin sonlandırılması, Rusya’yla ilişkilerin geliştirilmesi gibi söylemlerin artan bir seçmen desteğine dönüşmesi, Meloni’nin Vannacci ile ittifak kurmasa dahi seçmen tabanını korumak amacıyla AB politikalarında daha sert bir çizgiye yönelmesine sebep olabilir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte Brüksel açısından Meloni hükümetinin Avrupa politikasını içeriden baskılayabilecek büyüklükte kalıcı bir seçmen tabanı oluşturup oluşturmayacağı önem taşımaktadır.

Bu durum Avrupa siyasi tartışmalarına da yeni bir boyut kazandırmaktadır. Vannacci’nin yükselişi, Avrupa’daki sağa yönelimi geleneksel merkez partilerden radikal sağa doğru gerçekleşen tek yönlü bir seçmen hareketi olarak değerlendirmenin eksik bir analiz olduğunu göstermektedir. Nitekim İtalya örneği, radikal sağın iktidarda kurumsallaşmasının sağ siyasetteki radikalleşme dinamiklerini sona erdirmediğini; daha sert ve dışlayıcı taleplerin ayrı bir siyasi program etrafında güç kazanabildiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla Vannacci vakası, Avrupa aşırı sağını yükselişinin yeni aşamasına dair önemli bir olasılığı görünür kılmaktadır. İlk aşamada aşırı sağ partiler göç, ulusal kimlik, egemenlik, çokkültürlülük gibi konuları siyasal gündemin merkezine taşımış; ikinci aşamada bu partilerin bir bölümü seçim başarısı elde etmiştir. İtalya’da ortaya çıkan gelişme ise iktidarın getirdiği sınırlamaların radikal sağ içerisindeki yeni bir radikalleşmenin itici gücünü oluşturma ihtimalini görünür kılmaktadır.

Radikal sağ hükümetler politikalarını kurumsal ve uluslararası gereklilikler nedeniyle sınırlandırmak zorunda kaldıkça bu sınırları uzlaşma ya da yetersizlik olarak sunan aktörler daha sert talepleriyle seçmeni mobilize edebilmektedir. Böyle bir durumda iktidar sorumluluğuyla hareket eden radikal sağ ile bu sorumluluğun getirdiği sınırları reddeden daha radikal aktörler arasında rekabet başlayabilmektedir. Rekabetin sonucunda ise iktidara gelmek radikal sağın ılımlaşmasını sağlayan bir mekanizma olmaktan çıkıp, daha sert siyasi itirazların ortaya çıkmasını sağlayan zemine dönüşebilir. Dolayısıyla Vannacci liderliğinde Futuro Nazionale, Avrupa açısından sadece aşırı sağın yükselişi anlamına gelmemekte; aynı zamanda radikal sağın iktidarda sınırlandırılmasının yeni bir radikalleşme dalgasını besleyebilme riskini görünür kılmaktadır.

Sonuç olarak İtalya örneği, Avrupa’da aşırı sağın yükselişinin iktidara gelmekle tamamlanan doğrusal bir süreç olmadığını gösteren önemli bir veri sunmaktadır. Meloni’nin uzun süreli hükümeti, popülist radikal sağın seçim başarısını kalıcı bir iktidar deneyimine dönüştürebildiğini ortaya koyarken; Vannacci’nin kısa sürede yükselişi, iktidarın beraberinde getirdiği kurumsal, hukuki, ekonomik ve uluslararası sınırların sağ siyasette iktidarı eleştiren aktörler için yeni bir örgütlenme kaynağına dönüştüğünü göstermektedir. İtalya’da başlangıç aşamasında olan bu dinamiğin başka ülkelerde de görülmesi halinde, aşırı sağın kurumsallaşması radikalleşmenin yeni bir evresinin başlangıcına işaret edebilir ve bu durum Avrupa aşırı sağının yönünü belirleyen dinamiklerden birine dönüşebilir.


[i] Bedirhan Demirel, “İtalya’da Meloni Hükümeti, Son 80 Yılın En Uzun Ömürlüsü Oldu”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/53804, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Fabien Gibault, “Giorgia Meloni: Three Years in Power, Between European Pragmatism and National Ambiguities”, The French Institute for International and Strategic Affairs (IRIS), https://www.iris-france.org/en/giorgia-meloni-three-years-in-power-between-european-pragmatism-and-national-ambiguities/,  (Erişim Tarihi: 04.09.2026).

[iv] “Far-Right General Upends Italian Politics”, Politico, https://www.politico.eu/article/far-right-general-upends-italian-politics/, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).

[v] Lisa Zanotti, “Futuro Nazionale İs Redefining What İt Means to be Italian”, The London School of Economics and Political Science, https://blogs.lse.ac.uk/europpblog/2026/09/07/futuro-nazionale-italian-citizenship-identity/, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).

[vi] Angelo Amante, “Italy’s New Far-Right Party Becomes Fourth Most Popular İn Polls”, Reuters, https://www.reuters.com/world/italys-new-far-right-party-becomes-fourth-most-popular-polls-2026-09-01/, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).  

[vii] “OECD Employment Outlook 2026: Italy”, OECD, https://www.oecd.org/en/publications/oecd-employment-outlook-2026_9c4f5c3e-en/italy_ddc2139a-en.html,  (Erişim Tarihi: 04.09.2026).

[viii] “Russia’s ‘Trojan Horse’ İn Italy Tests Giorgia Meloni”, Fınancıal Times, https://www.ft.com/content/1188b86e-b279-4cc7-a890-b4e2ce02cdc2?syn-25a6b1a6=1, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).

Gamze BAL
Gamze BAL
Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Akabinde Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisans eğitimini “1992 Sonrası Avrupa Birliği’nin Filistin-İsrail Sorununa Yaklaşımı” başlıklı teziyle tamamlamıştır. 2021-2022 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda doktora ders dönemini tamamlamıştır. Halihazırda Bal, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilen Bal’ın başlıca çalışma alanları, Avrupa Birliği, güvenlik, etnik çatışmalar ve çatışma çözümü yöntemleridir.

Benzer İçerikler