Soğuk Savaş sonrası dönemde Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) yeni misyonunun ne olacağı, günümüzün en büyük askeri-politik tartışma konularından biri olmuştur. 1990’lı yıllarda etnik milliyetçi çatışmalar, iç savaşlar ve krizlere müdahale çerçevesinde kendisine yeni bir misyon bulan NATO, 21. yüzyılın çok boyutlu ve sınır aşan güvenlik tehditleriyle mücadele edebilmek için bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir.
NATO’nun yeniden şekillenme süreci, günümüzün şartları ve ihtiyaçları doğrultusunda devam etmektedir. Bunun en belirgin örneği, NATO’nun 2022 Madrid Zirvesi’nde görülmüş ve Stratejik Konsept’te ilk kez Çin’den “sistemik meydan okuma” olarak bahsedilmiştir.[i] Ayrıca NATO’nun Hint Pasifik Dörtlüsü’nü oluşturan Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderlerinin Madrid Zirvesi’ne katılımları, bu işbirliğinin kurumsallaşma yolunda ilerlediğini göstermiştir. Fakat yine de 2022 Madrid Zirvesi’nden sonra NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla işbirliğinin nasıl gelişeceği ve sınırlarının ne olacağı önemli bir soru işaretidir. Bu noktada tartışılması gereken birtakım değişkenler, sınırlılıklar, zorluklar ve imkansızlıklar mevcuttur.
Öncelikle değişkenlerden bahsetmek gerekirse; küresel ve bölgesel konjonktürlerin hızla değişmesi, NATO’nun kendine yeni bir misyon bulma ve yön tayin etme sürecini en fazla etkileyen faktörlerin belki de başında gelmektedir. Bu bağlamda Amerika, Kuzey Atlantik, Avrupa ve Hint-Pasifik gibi birbirinden oldukça farklı coğrafyaların “kendilerine özgü” veyahut “öncelikli” güvenlik tehditleri/sorunları mevcuttur. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) hedef gösterdiği, örneğin “Çin” meselesine Avrupalı müttefiklerin ve Hint-Pasifik ortaklarının bakış açısı da farklı olabilmektedir. Bu bakımdan Çin’in bir “meydan okuma olduğu” düşüncesi; zamana, mekana veya aktöre göre değişkenlik arz edebilmektedir.
Bu örnekten devam edecek olursak ABD, Avrupa ülkeleri ve Hint Pasifik Dörtlüsü’nün Çin’le ilgili fikirleri, 2022 yılındaki Stratejik Konsept’in ilanından sonra çok fazla değişkenlik arz etmiştir. Bu değişkenlik Hint Pasifik Dörtlüsü’nün 2022 yılından sonraki NATO zirvelerine katılım düzeylerinde de açık şekilde görülmüştür. Bu ülkelerin liderleri, bazı zirvelere en üst seviyede katılım gösterirken, bazı yıllarda ise bakan düzeyinde iştirak etmiştir. Bu durum, NATO’nun Hint-Pasifik Dörtlüsü’yle işbirliğinin boyutlarının halen şekillenme ve kurumsallaşma sürecinde olduğunun birer işareti sayılabilir.
NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla işbirliğinin birtakım sınırlılıkları da mevcuttur. Bunların başında NATO’nun görev ve yetki alanının Kuzey Atlantik’le sınırlı olması gelmektedir.[ii] Fakat ABD ve Birleşik Krallık, son beş-altı yıldır NATO’nun görev-yetki alanının Avrupa-Atlantik’le sınırlı kalmaması gerektiğini, ayrıca Hint-Pasifik’in güvenliğini de kapsamasının önemini vurgulamakta, bu anlamda “küresel bir NATO”ya duyulan ihtiyaçtan söz etmektedir.[iii] Bu konuda ABD’nin 11 Eylül saldırılarından sonra “tehdidi kaynağında yok etmek” amacıyla “önleyici saldırı” adı altında Afganistan’a müdahale ettiğini vurgulamak önemlidir. Yaklaşık 20 yıl boyunca NATO müttefikleri ve ortak ülkeler ise Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin yetkisi altında Afganistan’da askeri güçler konuşlandırmışlardır. NATO’nun Afganistan Misyonu’na (ISAF) benzer şekilde gelecekte Hint-Pasifik’te görevler üstlenip üstlenemeyeceği, dünyanın barış ve güvenliğini ilgilendiren kritik bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.
NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla işbirliğinin önemli bazı zorlukları ve imkansızlıkları da bulunmaktadır. Kuruluşu itibariyle bir Kuzey Atlantik ittifakı olan NATO’nun Hint-Pasifik’in güvenlik gündemleriyle ilgilenebilmesi, bu zorlukların başında gelmektedir. Bu sebeple bazı Hint-Pasifik ülkeleri tarafından NATO’dan bağımsız, fakat onunla ilişkili bir kolektif savunma ittifakı kurmaları düşüncesi, uzun zamandır tartışılan konulardan biridir. Batılı aktörlerle bir şekilde entegre olan Hint-Pasifik’teki bazı demokratik ülkeler, bölgede kendi jeopolitik eksenlerini inşa etme konusunda önemli zorluk ve imkansızlıklara sahiptirler. Örneğin Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın toplam askeri-savunma kapasiteleri, Çin, Kuzey Kore ve Rusya gibi aktörler karşısında son derece zayıf-yetersiz kalmaktadır. Bu yüzden Hint-Pasifik’te Batı’yla benzer düşünen “demokratik” ülkelerin, Batı’nın desteği olmadan kendi başlarına bir savunma-güvenlik ekseni inşa etmeleri son derece zor görünmektedir.
NATO’nun 2022 Madrid Zirvesi ile somutlaşan Hint-Pasifik açılımı ve Çin’i “sistemik meydan okuma” olarak tanımlayan yeni vizyonu, İttifak’ın geleneksel coğrafi sınırlarının ötesine geçme arayışının açık bir göstergesidir. Ancak, Hint-Pasifik Dörtlüsü ile geliştirilmeye çalışılan bu ortaklık, retorik düzeydeki kararlılığa rağmen yapısal ve stratejik engellere takılmaktadır. Tehdit algılarındaki aktör bazlı değişkenlikler, İttifak’ın kurucu anlaşmasından kaynaklanan coğrafi sınırlılıkları ve bölge ülkelerinin revizyonist güçler karşısındaki askeri kapasite yetersizlikleri, “Küresel NATO” hedefinin önündeki en büyük bariyerlerdir. Afganistan tecrübesinin de gösterdiği üzere, NATO’nun alan dışı operasyonel kabiliyeti bulunsa da Hint-Pasifik’in çok katmanlı jeopolitik denklemi, benzer bir angajmanı oldukça riskli kılmaktadır.
Sonuç olarak, mevcut konjonktürde, Hint-Pasifik ortaklarının ne Batı’nın doğrudan askeri şemsiyesi olmadan bağımsız bir kolektif savunma mimarisi inşa etmeleri ne de NATO’nun kurumsal olarak bölgeye tamamen eklemlenmesi kısa vadede mümkün görünmektedir. Bu durum, NATO-Hint Pasifik işbirliğinin yakın gelecekte askeri bir entegrasyondan ziyade istihbarat paylaşımı, siber savunma ve diplomatik koordinasyonla sınırlı, gevşek bir “stratejik diyalog zemini” olarak kalacağını ve işbirliğinin sınırlarının bizzat bu küresel imkansızlıklar tarafından çizileceğini ortaya koymaktadır.
[i] “2022 STRATEGIC CONCEPT”, NATO, https://www.act.nato.int/wp-content/uploads/2023/05/290622-strategic-concept.pdf, (Erişim Tarihi: 11.07.2026).
[ii] Daha fazla bilgi için bkz. “NATO’nun Görev Alanı Tartışmaları ve Pasifik’in Güvenliği”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/natonun-gorev-alani-tartismalari-ve-pasifikin-guvenligi/, (Erişim Tarihi: 11.07.2026).
[iii] “UK’s Liz Truss: NATO Should Protect Taiwan Too”, Politico, https://www.politico.eu/article/liz-truss-nato-taiwan-protect/, (Erişim Tarihi: 05.05.2022).
