Orta Asya, tarihsel olarak bir transit bölgesidir. Doğu ile Batı arasındaki köprü rolü olan bu bölge, Çin’den Akdeniz’e uzanan İpek Yolu’nda da mühim rol oynamıştır. Tarihi İpek Yolu; Merv, Semerkand ve Buhara gibi şehirleri kapsamış olup yalnızca bir ticari ulaşım koridoru olmayıp aynı zamanda fikirlerin ve kültürlerin de dolaşımını sağlayan bir güzergâh olmuştur.[i] Sovyet Birliği döneminde Orta Asya’nın geleneksel bağlantısallık yapısı büyük ölçüde sarsılmış olup ulaşım bağları merkezi Moskova olmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan devletler, yeniden bölgesel ve kıtalarası entegrasyon ve bağlantısallık arayışına girmişlerdir.[ii]
Küreselleşmenin derinleşmesiyle oluşan ekonomik dönüşümler ve belirsizlikler artan jeopolitik rekabetlere sebep olmuş ve Orta Asya’nın stratejik önemini yeniden ortaya çıkarmıştır. Özellikle de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kuzey güzergâhlarının riskli hale gelmesi ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan aksaklıklar, alternatif ulaşım koridorları ve çeşitlendirme projelerini öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda Orta Asya, sahip olduğu stratejik konum ve gelişen ulaşım ağları dolayısıyla bölgesel bağlantısallığın önemli merkezlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Ancak son dönemlerde sadece ulaşım koridorları değil, bu koridorların finansal altyapısı ve sürdürülebilirliği de konuşulmaktadır. 2026 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Taşkent Yatırım Forumu ve Bakü İslam Kalkınma Bankası toplantısı, artık Orta Asya’nın bağlantısallık boyutunun yeni bir aşamaya, yatırım diplomasisine geçiş yaptığını göstermektedir.[iii]
Orta Asya’nın bağlantısallık konusunun kalbinde Orta Koridor olarak bilinen Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası bulunmaktadır. Bu güzergâh, Çin, Kazakistan, Azerbaycan, Hazar Denizi, Gürcistan ve Türkiye’den Avrupa’ya uzanmakta, bölgesel entegrasyon ve yatırım açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bakü’de ve Özbekistan’da gerçekleşen forumlar, finansman ve bölgesel bağlantısallık konular üzerine odaklanmış olup Orta Koridor’u yeniden gündeme getirmiştir.[iv] Bu doğrultuda Orta Asya ülkelerinin amacı, sadece bölgesel ulaşım kapasitesini arttırmak değil, aynı zamanda daha uzun vadeli bir ekonomik entegrasyonu tesis etmektir. Haziran ayında gerçekleştirilen forumlar artık bölgesel bağlantısallığın altyapı ve finansmanla el ele gittiğini göstermektedir. Dolayısıyla Orta Koridor, bu vizyonun somut ve finanse edilebilir bir sonuç haline dönüşüp dönüşememesinin en büyük testi olacaktır.
Bu noktada Orta Asya’daki devletler, yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı kalmayıp yatırımcılar için cazip hukuki ve finansal alanlar yaratmayı da hedeflemektedirler. Bunun en çarpıcı örneği Kazakistan’ın başkenti Astana’da kurulan Astana Uluslararası Finans Merkezi’dir. Söz konusu merkez, yabancı yatırımcılara güvenli ve öngörülebilir bir platform sunarak Kazakistan ekonomisine 20 milyar dolardan fazla yatırım çekmeyi başarmıştır. [v]
Orta Asya’da yatırım diplomasisinin son yıllarda neden daha görünür hale geldiğini de açıklamakta fayda vardır. Bölge ülkeleri açısından yatırım çekebilmek, ekonomik kalkınma ve uluslararası rekabet gücünün artması anlamına gelmektedir. Ayrıca Orta Asya devletlerinin bağlantısallık ve entegrasyon hedefleri, özellikle Orta Koridor gibi projeler, demiryolu hatları, lojistik merkezler ve dijital altyapıya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Orta Asya devletlerinin uluslararası kuruluşlarla işbirlikleri geliştirmeleri ve uluslararası finans toplantıları organize etmeleri, doğrudan bölgenin bağlantısallık hedeflerine katkıda bulunmaktadır. Nitekim Orta Asya Bölgesel Ekonomik İşbirliği (CAREC), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası (TITR) gibi olgular, bölgesel bağlantısallığa ve işbirliğine ivme kazandırmaktadır.[vi]
Nitekim bu eğilim, Özbekistan’ın son yıllarda attığı adımlarda da görülebilmektedir. Bu bağlamda 17 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşen Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu, küresel yatırım ağlarını genişletme ve uluslararası sermayeyi çekmeyi hedeflemiştir. Forum kapsamında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, güvenilir ve yatırımcı dostu düzenlemeler doğrultusunda Taşkent Uluslararası Finans Merkezi’nin kurulacağını belirtmiştir.[vii] Bu gelişmeler, Orta Asya’nın ele aldığı ekonomik kalkınmaya yönelik politika ve stratejilerinin giderek merkezi bir yer edinmeye başladığını göstermektedir.
Benzer şekilde Azerbaycan’da 16-19 Haziran 2026 yılında İslam Kalkınma Bankası (İDB) Grubu Yıllık Toplantıları gerçekleşmiş olup bölgesel bağlantısallığın yatırım diplomasisiyle olan ilişkisini ortaya koymaktadır. Toplantı, “Sürdürülebilir Refah için Bölgesel Entegrasyon” temasıyla düzenlenmiştir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkenin enerji ve ticaret bölgesel merkezi hale geldiğini vurgulamıştır. Aynı zamanda İDB Başkanı Muhammed Süleyman Al Jasser, bölgesel entegrasyonu derinleştirmek adına ticaretin kolaylaştırılmasına ve özel sektör gelişimine yönelik daha fazla projeler yürütmeyi hedeflediğini belirtmiştir.[viii] Bu yaklaşım, haziran ayında gerçekleştirilen bölge genelindeki forumların ortak amaç ve gündemini göstermektedir.
Sonuç olarak 2026 yılının Haziran ayında düzenlenen uluslararası forumlar, Orta Asya’nın giderek bölgesel bağlantısallık ve ekonomik kalkınma hedeflerini yatırım diplomasisi üzerinden gerçekleştirmeye yöneldiğini göstermektedir. Tarihsel olarak transit bölge olma avantajına sahip olan Orta Asya, günümüzde söz konusu tarihsel rolünü yeni ekonomik koşullar altında finansman ve yatırım aracılığıyla yeniden tanımlamaktadır. Bölgenin stratejik konumunu ekonomik avantaja dönüştürmek amacıyla ticaret bağlantıları ve uluslararası ortaklıklar kurulmaktadır. Kazakistan, Özbekistan ve Azerbaijan örnekleri bahsi geçen hedeflerin yatırım diplomasisiyle paralel bir şekilde ülkelerin dış politikalarında merkezi yer aldığına işaret etmektedir. Orta Koridor’un uzun vadede başarılı bir bölgesel bağlantısallık projesine dönüşmesi, altyapısının ve yatırım projelerinin geliştirilmesine bağlıdır. Dolayısıyla yatırım diplomasi yoluyla elde edilen finansman ve işbirlikleri bu süreci doğrudan etkilemektedir. Orta Asya’nın küresel ekonomik pozisyonunu güçlendirmesi bakımından bölgesel bağlantısallık ve yatırım diplomasisi iki temel faktör olarak öne çıkmaktadır. Önümüzdeki dönemde bu girişimlerin hangi ölçüde somut sonuçlar üreteceği Orta Asya’nın dönüşüm sürecinin en belirgin göstergesi olacaktır.
[i] Karimjonova Shahlo Ravshanjonovna, “The Historical and Cultural Heritage of the Silk Road: Urgent Issues and Research Prospects”, Jurnal Multidisiplin Madani (MUDIMA), https://journal.formosapublisher.org/index.php/mudima/article/view/11759/11963, (Erişim Tarihi: 20.06.2026).
[ii] Shabir Ahmad Khan, “Trans-Regional Integration and Connectivity in Central Asia: Strategies of Russia, China and European Union”, Economic Diplomacy, https://www.researchgate.net/publication/392117660_Trans-Regional_Integration_and_Connectivity_in_Central_Asia_Strategies_of_Russia_China_and_European_Union, (Erişim Tarihi: 20.06.2026).
[iii] Dr. Magsud Mammadov, Opinion: “Central Asia’s Shift from Silk Road Romance to Infrastructure Finance – What the June Forums Are Building”, The Times of Central Asia, https://timesca.com/central-asias-shift-from-silk-road-romance-to-infrastructure-finance-what-the-june-forums-are-really-building/, (Erişim tarihi: 20.06.2026).
[iv] Aynı yer.
[v] Aynı yer.
[vi] Khan, a.g.m.
[vii] “Uzbek President pledges continued reforms, tax-free zone at Tashkent forum”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/uzbek-president-pledges-continued-reforms-tax-free-zone-tashkent-forum-2026-06-17/, (Erişim Tarihi: 21.06.2026).
[viii] “The 2026 IsDB Group Annual Meetings open in Baku under the patronage of the President of Azerbaijan”, IsDB, https://www.isdb.org/news/the-2026-isdb-group-annual-meetings-open-in-baku-under-the-patronage-of-the-president-of-azerbaijan, (Erişim Tarihi: 21.06.2026).
