Analiz

Rusya’nın Kazakistan Politikası ve Çok Vektörlü Dengelemenin Yapısal Sınırları

Astana’nın çok vektörlü politikası, Kremlin açısından giderek artan bir rahatsızlık kaynağı haline gelmiştir.
Astana’nın Batı’ya yaslanarak Moskova’yı dengeleme stratejisinin beklenmedik biçimde zemin kaybetmesi olasılık dahilindedir.
Çok vektörlü stratejinin başarısı, büyük güçler arasındaki rekabetin Kazakistan’a manevra alanı tanıdığı belirli bir konjonktüre bağlıdır ve bu konjonktür değişkenlik göstermeye açıktır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

12 Kasım 2025 tarihinde Kasım Cömert Tokayev ile Vladimir Putin’in Kremlin’de imzaladığı ve iki ülke ilişkisini “Kapsamlı Stratejik Ortaklık ve İttifak” düzeyine yükselten bildirge, ilk bakışta Astana’nın Moskova merkezli bir nüfuz alanı içinde konumlandığı tezini doğrular niteliktedir.[i] Ancak bu yorum, söz konusu ziyaretin Tokayev’in birkaç gün önce Washington’da Donald Trump yönetimiyle yaklaşık 17 milyar dolar değerinde 29 anlaşma imzalamasının hemen ardından gerçekleştiği olgusuyla birlikte değerlendirildiğinde önemli ölçüde zayıflamaktadır.[ii] Bu eşzamanlılık, Rusya’nın Kazakistan politikasının tek yönlü bir tahakküm ilişkisi olarak okunamayacağına işaret etmektedir.

Rusya’nın Kazakistan üzerindeki etkisi, soyut bir nüfuz kavramından ziyade somut altyapısal ve sermaye temelli bağımlılık ilişkilerine dayanmaktadır. İki ekonomi arasında bugün on bir binden fazla ortak girişimin faaliyet gösterdiği; Rosatom, Gazprom, Lukoil ve Sberbank gibi büyük ölçekli Rus şirketlerinin Kazak ekonomisine derinlemesine entegre olduğu görülmektedir. 2024 yılı itibarıyla ikili ticaret hacmi yaklaşık 30 milyar dolara ulaşmıştır.[iii]

Bu bağımlılığın en belirgin biçimde tezahür ettiği alan, enerji ihraç koridorlarıdır. Kazakistan petrol ihracatının yaklaşık yüzde sekseni, Tengiz, Kaşagan ve Karaçaganak sahalarından çıkarak Rusya toprakları üzerindeki Novorossiysk limanına ulaşan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) aracılığıyla küresel piyasalara taşınmaktadır. Söz konusu güzergâh, ülkenin ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde kırkına karşılık gelmektedir.[iv] Bu coğrafi bağımlılık, Astana’nın stratejik özerklik söyleminin maddi sınırlarını da belirlemektedir; zira Kazakistan’ın Rusya’yı devre dışı bırakarak büyük ölçekli petrol ihracatı gerçekleştirmesi ya Çin yönündeki kapasitenin genişletilmesini ya da teknik açıdan son derece zorlu bir Hazar-altı boru hattının inşasını gerektirmektedir. İlgili literatürdeki yaygın değerlendirme, ikinci seçeneğin öngörülebilir gelecekte uygulanabilir olmadığı yönündedir.

Bu yapısal bağımlılık, Moskova’ya zaman zaman örtük bir baskı aracı sağlamaktadır. CPC’nin 2022 yılından itibaren çeşitli gerekçelerle -kimi durumda teknik nedenlerle, kimi durumda yargı kararlarıyla- yaşadığı tekrarlayan kesintiler, Kazak yetkililerin ihraç güzergâhlarını çeşitlendirme yönündeki taleplerini sürekli biçimde gündeme taşımıştır.[v] Bununla birlikte, söz konusu kaldıracın karşılıklı niteliği göz ardı edilmemelidir. Carnegie Vakfı tarafından yapılan analize göre, CPC’nin tümüyle devre dışı kalması, Rusya açısından yıllık yaklaşık 600-650 milyon dolarlık bir maliyet doğururken, Astana ve sahada faaliyet gösteren Batılı enerji şirketleri açısından yaklaşık 27 milyar dolarlık bir kayba yol açacaktır.[vi] Bu belirgin asimetri, paradoksal biçimde, hattın her iki taraf için de taşıdığı yüksek değer aracılığıyla istikrarın sürdürülmesine katkıda bulunmaktadır.

2022 yılı Ocak ayında Kazakistan’da yaşanan toplumsal olaylar sırasında Tokayev’in Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) yardıma çağırması ve Rus liderliğindeki birliklerin kısa süreli konuşlandırılması, birçok gözlemci tarafından Astana’nın Moskova’ya yönelik güvenlik bağımlılığının kanıtı olarak yorumlanmıştır. Ancak müteakip üç yıllık dönem, bu değerlendirmenin eksik kaldığını ortaya koymuştur. Nitekim Tokayev, müdahaleden yalnızca birkaç ay sonra Putin’in katılımıyla düzenlenen bir forumda, Rusya’nın Ukrayna Krizi’nde taraf olmayı açıkça reddetmiştir.[vii]

Bu tutum, Kazak dış politikasının temel yönelimini açığa çıkarmaktadır. Moskova ile güvenlik ve ekonomi alanlarındaki işbirliğini sürdürürken, Rusya’nın revizyonizmine meşruiyet kazandırmaktan özenle kaçınmak. Önemli bir değerlendirmeye göre, Tokayev döneminde Astana giderek Moskova’yı bir müttefikten ziyade potansiyel bir tehdit olarak algılamaya başlamış; bu algı, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve Batılı aktörlerle diplomatik temasların yoğunlaştırılması gibi adımlarda somutlaşmıştır.[viii] Daha geniş ölçekte, Rusya’nın Ukrayna Krizi’nin post-Sovyet coğrafyasında Moskova’nın nüfuzunu aşındırdığı ve Kazakistan’ın manevra alanını genişlettiği değerlendirilebilir. Astana’nın çok vektörlü politikasının Kremlin açısından giderek artan bir rahatsızlık kaynağı haline gelmesi de bu bağlamda anlam kazanmaktadır.[ix]

Rusya’nın politikasının yalnızca Moskova ekseninde çözümlenmesi yöntemsel açıdan yetersiz kalmaktadır; zira bu politikanın doğurduğu sonuçlar, büyük ölçüde Astana’nın söz konusu hamleleri hangi stratejik çerçevede değerlendirdiğine bağlıdır. Kazakistan’ın 1990’lı yıllardan itibaren kurumsallaştırdığı çok vektörlü dış politika (Rusya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ile dengeli ilişkiler sürdürerek herhangi birine bağımlı kalmaktan kaçınma stratejisi) Tokayev döneminde daha keskin ve hesaplı bir riskten korunma aracına dönüşmüştür.[x]

Bu noktada akademik bulgular dikkat çekicidir. Kazakistan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki oylama davranışını inceleyen niceliksel bir çalışma, ülkenin dış politika konumunun en yüksek oranda Çin ile, en düşük oranda ise Amerika Birleşik Devletleri ile örtüştüğü, resmî söylemde “kilit müttefik” olarak nitelendirilen Rusya’nın ise belirleyici asıl vektör olmadığı sonucuna ulaşmaktadır.[xi] Nitekim Çin, hâlihazırda Kazakistan’ın en büyük ticaret ortağı konumundadır. Buna 2025 yılı boyunca ivme kazanan Amerika Birleşik Devletleri (kritik mineraller ve yatırım diplomasisi), Avrupa Birliği (Hazar-ötesi ulaştırma koridoru) ve Türkiye (Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde savunma ve eğitim işbirliği) vektörleri eklendiğinde, Moskova’nın Astana nezdindeki konumunun “birincil hamiden”, “çok sayıda stratejik dayanaktan birine” doğru evrildiği gözlemlenebilir.[xii]

Kasım 2025 tarihli ittifak bildirgesinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. İlgili analizlerde isabetle vurgulandığı üzere söz konusu belge çok vektörlü politikanın yerini almamakta, aksine bu politikanın Rusya ayağını yeniden teyit etmektedir. Moskova açısından bildirge, Rusya’nın uluslararası alanda yalıtılmadığını gösteren simgesel bir kazanım niteliği taşımakta, Astana açısından ise Rusya’ya güvence sağlarken Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Avrupa’ya yönelik açılım esnekliğini koruyan bir denge unsuru işlevi görmektedir. Aynı hafta içinde hem Washington hem de Moskova ziyaretlerini gerçekleştiren bir liderin diplomatik pratiği, bağlılıktan ziyade bilinçli bir eşit mesafe arayışı olarak okunmalıdır.

Bununla birlikte, mevcut dengenin kalıcı olduğu varsayımı analitik açıdan temkinle karşılanmalıdır. Çok vektörlü stratejinin başarısı, büyük güçler arasındaki rekabetin Kazakistan’a manevra alanı tanıdığı belirli bir konjonktüre bağlıdır ve bu konjonktür değişkenlik göstermeye açıktır. Ukrayna Krizi’nin sona ermesi durumunda Rusya’nın dikkatini yeniden yakın çevresine yönelteceği ve komşularıyla bağlarını yeniden sıkılaştırma eğilimine gireceği öngörülmektedir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya’yı Çin karşısında bir denge unsuru olarak konumlandırmaya başladığı bir uluslararası ortamda, Astana’nın Batı’ya yaslanarak Moskova’yı dengeleme stratejisinin beklenmedik biçimde zemin kaybetmesi olasılık dahilindedir.[xiii]

Rusya’nın Kazakistan politikasını, sıklıkla varsayıldığının aksine, tek yönlü bir tahakküm projesi olarak nitelendirmek doğru olmayacaktır. Bu politika, Astana’nın direnci, esnekliği ve hesaplı tavizleri tarafından sürekli biçimde yeniden şekillendirilen bir etkileşim ilişkisi olarak anlaşılmalıdır. Moskova, ekonomik iç içelik ve coğrafi zorunluluklar aracılığıyla Kazakistan’ı kendi yörüngesinde tutmaya çalışmakta; Kazakistan ise bu bağı koparmak yerine yeni vektörler ekleyerek seyreltmeyi tercih etmektedir.

Bu çerçevede Kazakistan örneği, küçük ve orta ölçekli devletlerin büyük güç rekabeti ortamındaki strateji tercihleri açısından kayda değer bir vaka oluşturmaktadır: güçlü bir komşunun nüfuz alanında ne doğrudan meydan okuma ne de teslimiyet yoluyla, sürekli müzakere edilen bir özerklik modeli. Ancak bu modelin sürdürülebilirliği, Astana’nın denetimi dışındaki değişkenlere bağlı kaldığı ölçüde, söz konusu denge stratejisi bir başarı örneği olduğu kadar yapısal olarak kırılgan bir konumdadır.


[i] “Kazakhstan, Russia Sign Comprehensive Strategic Partnership Declaration”, The Times of Central Asia, https://timesca.com/kazakhstan-russia-sign-comprehensive-strategic-partnership-declaration/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[ii] “Opinion: Multi-Vectorism 2.0 — Kazakhstan Seeks Balance in a Shifting Geopolitical Landscape”, The Times of Central Asia, https://timesca.com/opinion-multi-vectorism-2-0-kazakhstan-seeks-balance-in-a-shifting-geopolitical-landscape/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[iii] “Kazakhstan at the Crossroads: Between Russia’s Grip and a Multi-Vector Future”, Caspian Post, https://caspianpost.com/opinion/kazakhstan-at-the-crossroads-between-russia-s-grip-and-a-multi-vector-future, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[iv] “Ukraine Risks Alienating Allies With Oil Infrastructure Attacks”, Carnegie Endowment for International Peace, https://carnegieendowment.org/russia-eurasia/politika/2025/12/russia-caspian-oil-strike, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[v] “Kazakhstan Faces Multi-Million Losses—Is the Azerbaijani Route the Solution?”, Caspian Post, https://caspianpost.com/energy/kazakhstan-faces-multi-million-losses-is-the-azerbaijani-route-the-solution, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[vi] “Ukraine Risks Alienating Allies With Oil Infrastructure Attacks”, Carnegie Endowment for International Peace, https://carnegieendowment.org/russia-eurasia/politika/2025/12/russia-caspian-oil-strike, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[vii] “Kazakhstan Reinforces Multivector Foreign Policy”, The Jamestown Foundation, https://jamestown.org/kazakhstan-reinforces-multivector-foreign-policy/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[viii] Aynı yer.

[ix] “Kazakhstan at the Crossroads: Between Russia’s Grip and a Multi-Vector Future”, a.g.e, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[x] Nurbolat Nyshanbayev, Kairat Bekov, Zhulduz Baizakova ve Alipbayev Amangeldy, “The Republic of Kazakhstan’s Multi-Vector Foreign Policy”, SAGE Journals, https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/2336825X241308432, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[xi] R.A. Yuneman, “Kazakhstan’s Multi-Vector Foreign Policy”, Russia in Global Affairs, https://eng.globalaffairs.ru/articles/kazakhstan-multi-vector/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[xii] “Kazakhstan’s Diplomacy in 2025: Year of Strategic Recalibration”, The Astana Times, https://astanatimes.com/2026/01/kazakhstans-diplomacy-in-2025-year-of-strategic-recalibration/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[xiii] “Kazakhstan at the Crossroads: Between Russia’s Grip and a Multi-Vector Future”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

Kürşat İsmayıl
Kürşat İsmayıl
Kürşat İsmayıl, 2017-2021 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nden lisans derecesini ve ardından Rusya ve Kafkas Tarihi alanında yüksek lisans derecesini edindi. Yüksek lisans tezi "Azerbaycan Modernleşmesinin Temelleri: Mirze Kazımbey ve Abbaskulu Ağa Bakıhanov'un Düşünce Dünyası" idi. Hâlen Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler alanında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri düzeyde Azerbaycan Dili (Anadil), Türkçe , İngilizce ve Rusça bilmektedir; ayrıca Osmanlı Türkçesi bilgisine sahiptir.

Benzer İçerikler