12-13 Eylül 2026 tarihlerinde Yeni Delhi’nin ev sahipliği yapacağı 18. BRICS Zirvesi’ne Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in de katılması beklenmektedir.[i] Bu, Şi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a gerçekleştireceği ilk ziyaret olacaktır. Merakla beklenen bu ziyaret, Asya’nın iki devi arasındaki diplomatik ilişkilerde gözlemlenen yumuşamanın hızlanmasına vesile olabilir. Bu yumuşamanın ilk işaretleri, esasında 2025 yılında Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Çin’deki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Liderler Zirvesi’ne katılması ve Devlet Başkanı Şi Cinping’le bir araya gelmesiyle verilmiştir. O dönemin jeopolitiğinde yaşanan değişimi hatırlatmak gerekirse; özellikle Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) yaşanan tarife krizi ve artan güvensizlik ortamı, Hindistan’ı yeniden Çin’le uyumlu bir ilişkiye sevk etmişti. Nitekim Modi’nin (2025 tarihli) Çin ziyareti de yaklaşık 7 yıl aradan sonra gerçekleşmişti.[ii]
2018 ve 2022 yılları arasında Hindistan-Rusya-Çin arasındaki jeopolitik dengelere bakmak gerekirse şunlardan söz edilebilir: 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’daki saldırıları başlamadan hemen önce Rusya, Çin ve Hindistan arasında bilhassa sınır meselelerinin çözümü ve Avrasya’da işbirliğinin geliştirilmesi temelinde bir dizi yoğun diplomatik temas sağlanmıştı. Putin, 2022 öncesinde Hindistan ve Çin arasında arabuluculuk girişimde bulunarak Avrasya’da önemli bir ortaklık-ittifak kurma arzusuyla hareket etmekteydi. Ve bu konuda önemli bir yol alınmıştı. Ancak Putin’in Ukrayna’daki hamlesi, hem Hindistan hem de Çin’in Rusya’ya olan yaklaşımında birtakım değişiklere yol açmıştır.
Rusya’nın geri planda kalması sonucunda Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlıkları yeniden alevlenmiş ve gerginlikler artarak sürmüştür. Bu noktadan itibaren Hindistan, Çin ve Rusya arasındaki ilişkilerinin doğası değişmeye başlamış ve görüşmelerin odağında Ukrayna’daki savaşın sonlanması meselesi yer almıştır. Bu jeopolitik dengeler uzun süre boyunca değişmemiştir. Bu üçlü dengedeki önemli kırılmalardan biri, 2025 yılında ABD’de Donald Trump’ın başkanlık görevine gelmesiyle birlikte yaşanmıştır. Trump sonrası Yeni Delhi yönetimi, diğer birçok ülkenin yaşadığı gibi, Washington’la ilişkilerini yönetmekte zorlanmaya başlamıştır. Böylelikle 2025 sonrası süreçte Hindistan’ın Rusya ve Çin’le Avrasya’da uyum arayışı hızlanmıştır.
Bu arka planı ortaya koyduktan sonra Hindistan’ın son iki yıldır hem ŞİÖ hem BRICS çerçevesinde Rusya ve Çin’le işbirliklerini geliştirme arayışında olduğunu vurgulamak gerekir. Örneğin 2026 yılı Ağustos ayının sonunda Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval, Pekin’de Çin Devlet Başkan Yardımcısı Han Zheng ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelmiş; diğer yandan Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov ile görüşmüştür.[iii] Hindistan’ın Çin’le ilişkilerinde “normalleşme” arayışı ve Rusya’yla ilişkilerini “Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklık” seviyesine çıkarması,[iv] şüphesiz Batı Asya ve Orta Asya’daki jeopolitik gelişmelerle yakından ilintilidir.
Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasındaki Mekke Savunma Anlaşması, Hindistan’ın Batı Asya jeopolitiğinde bir adım daha gerilemesine neden olmuştur. Buna Hürmüz Boğazı ve İran’daki savaşın yol açtığı belirsizlikler de eklenince Hindistan’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ermenistan ve İsrail’le süregelen jeopolitik ortaklıkları da son derece zayıf/geri planda kalmıştır. Yeni Delhi için benzer bir jeopolitik gerileme Hazar ve Orta Asya havzaları açısından da yaşanmaktadır. Bir yandan Orta Asya ülkeleri, Orta Koridor bağlamında Azerbaycan ve Çin arasındaki bağlantıları kurma yolunda önemli adımlar atarken, diğer yandan Pakistan’ın Trans-Afgan Demiryolu Projesi’ni ilerletme konusunda Özbekistan’la çalışmalarını hızlandırması, Hindistan’ın bölgesel çıkarları açısından negatif gelişmeler olarak sıralanabilir. Ayrıca İran’daki savaşın sürmesi, Hindistan’ın Batı ve Orta Asya’daki erişimini sınırlandıran en önemli faktörlerden biri olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla, tüm batı ve kuzey çeperlerinden jeopolitik sıkışmışlık/kuşatılmışlık içerisinde olan Hindistan’ın çıkış yolu olarak Çin ve Rusya’yla yeniden ve güçlü şekilde entegre olma çabası dikkatlerden kaçmamaktadır.
Özetle, doğuda Çin’in ekonomik, teknolojik ve askeri kapasitesinin artması; kuzeyde Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle farklı bir jeopolitik pozisyona sürüklenmesi; batıda Pakistan’ın Türkiye ve Suudi Arabistan’la ilişkilerini kurumsallaştırması; daha batıda ise İran ve Hürmüz merkezli istikrarsızlığın Hindistan’ın erişim kanallarını tehdit etmesi, Yeni Delhi’nin manevra alanını daraltmaktadır. Bu nedenle Hindistan’ın Rusya ve Çin’le ilişkilerindeki son dönemdeki normalleşme eğilimini, yalnızca Washington’la yaşanan sorunların bir sonucu olarak görmek yetersizdir. Buradaki en önemli husus, Hindistan’ın değişen Avrasya jeopolitiğinde kendi stratejik çevresini yeniden düzenlemeye çalışmasıdır. Yeni Delhi açısından Rusya, Çin’in karşısında dengeleyici bir aktör olmasının yanı sıra Orta Asya ve Avrasya’ya açılan önemli bir diplomatik kapı niteliğindedir. Çin ise her ne kadar Hindistan’ın uzun vadeli stratejik rakiplerinden biri olmaya devam etse de bölgesel ekonomik ve jeopolitik gerçeklik nedeniyle tamamen dışlanabilecek bir aktör değildir.
Hindistan’ın nihai amacı, Rusya ve Çin’le ilişkileri yeniden güçlendirerek kendi stratejik seçeneklerini çoğaltmak ve ABD merkezli ittifak sistemine aşırı bağımlı hale gelmeden küresel güç rekabetinde hareket alanını korumaktır. Nihayetinde son dönemde Batı Asya, Güney Kafkasya, Hazar ve Orta Asya’da gözlemlenen bölgesel bütünleşme ve dayanışma, ABD merkezli ittifak sistemine açık bir itiraz anlamına gelmekte ve çok kutuplu bir sistemde yeniden yapılanma sürecine işaret etmektedir. Hindistan da söz konusu jeopolitik yeniden hizalanma sürecinde kendi yolunu çizecek gibi durmaktadır. Bu tutum, 1955 yılında Bağlantısızlar Hareketi’nin kuruculuğunu üstlenen Hindistan’ın tarihsel konumlanışıyla son derece uyumludur. Hindistan, Avrasya’daki çok merkezli güç dağılımını kendi stratejik özerkliğini yeniden tahkim etmek için kullanma arayışındadır. Bu nedenle Hindistan’ın Rusya ve Çin’le yakınlaşması, çok kutuplu sistem içerisindeki pazarlık gücünü koruma arayışı olarak da yorumlanabilir.
[i] “Xi’s India visit could give fresh momentum to India-China business ties as diplomacy improves”, First Post, hthttps://www.firstpost.com/business/xi-india-visit-india-china-business-ties-14044647.html, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).
[ii] “Avrasya’da İşbirliği Bağlamında Hindistan’ın Batı’dan Uzaklaşması Mümkün mü?”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/avrasyada-isbirligi-baglaminda-hindistanin-batidan-uzaklasmasi-mumkun-mu/, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).
[iii] “New Delhi in the context of India-China thaw, Russia, US, Canada”, Asia Times, https://asiatimes.com/2026/08/new-delhi-in-the-context-of-india-china-thaw-russia-us-canada/, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).
[iv] “Hindistan-Rusya İlişkilerinde “Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklık” Dönemi”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/hindistan-rusya-iliskilerinde-ayricalikli-stratejik-ortaklik-donemi/, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).
