Röportaj

Prof. Dr. Adam Saud: “Trans-Afgan Demiryolu Koridoru, Avrasya İçin Önemli Bir Dönüm Noktası Olabilir”

Pakistan üzerinden transit ticaret, Orta Asya ve Rusya açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.
UAP, Pakistan’ın güvenilir bir transit koridor hâline gelmesine katkı sağlayabilir.
Projenin başarısı büyük ölçüde CASA-1000’ın kaydedeceği ilerlemeye bağlıdır.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu projesi ve bölgesel bağlantıları güçlendirmeye yönelik girişimler çerçevesinde Pakistan’ın Orta Asya’yla ekonomik bağlantıları, ticaret ve yatırım fırsatları ile gelecekteki ekonomik işbirliği imkânlarını değerlendirmek üzere Bahria Üniversitesi Beşeri ve Sosyal Bilimler Okulu Müdürü Prof. Dr. Adam Saud ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.

1. 2026 yılında Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu projesini ilerletmeye yönelik çabaların yeniden ivme kazanması, Pakistan’ın Orta Asya’yla ekonomik bağlantılarını güçlendirmesine nasıl katkı sağlayabilir?

Önerilen Trans-Afgan demiryolu koridorunun tamamlandığında önemli bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Bu hat, Pakistan ile Orta Asya ülkeleri arasında kurulacak ilk doğrudan kara demiryolu bağlantısı olacaktır. Koridor, Afganistan üzerinden yaklaşık 650 kilometrelik bir güzergâhı kapsayacaktır. Mezar-ı Şerif’ten başlayarak Pakistan’ın Kurram bölgesindeki Kharlachi’de sona erecek hat, Afganistan’ın çeşitli bölgelerini de Orta ve Güney Asya pazarlarına bağlayacaktır.

Rusya ve Kazakistan, Türkmenistan’la birlikte Trans-Afgan demiryolunun batı güzergâhına ilişkin bir öneri de sunmuştur. Bu güzergâhın Pakistan’daki Chaman sınır kapısını Afganistan’ın batısındaki Herat kentine bağlaması öngörülmektedir. Bana göre her iki güzergâh da eşit derecede önemlidir. Bununla birlikte Özbekistan-Afganistan-Pakistan (UAP) demiryolu fikri ilk olarak 2021 yılında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev tarafından ortaya atılmıştır.

Bu proje, Pakistan ile Orta Asya arasındaki transit süresini 30-35 günden yalnızca 3-5 güne indirmekle kalmayacak, aynı zamanda yapımı devam eden Kaşgar-Oş-Andican demiryolu koridorunu da tamamlayacaktır. Bu demiryolu bağlantısı sayesinde Pakistan’ın Çin pazarlarına erişimi de mümkün olabilecektir. Projenin tamamlanmasının ardından yılda 15-20 milyon ton yük taşınması beklenmekte, bu hacmin zamanla daha da artacağı öngörülmektedir.

Bu güzergâh, kuzeydeki Rusya rotalarını ve “istikrarsız” İran limanlarını devre dışı bırakarak Orta Asya ülkelerine alternatif ve daha verimli bir geçiş imkânı sunacaktır. Aynı zamanda Pakistan’ın Orta Asya Vizyonu’nu da destekleyecektir.

2. Son dönemde bağlantısallığı geliştirmeye yönelik yürütülen çalışmalar dikkate alındığında, Orta Asya’yla daha güçlü ulaşım bağlantıları Pakistan açısından ticaret, yatırım ve bölgesel pazarlara erişim bakımından ne tür fırsatlar yaratabilir?

Pakistan, kırılgan bir ekonomik süreçten geçmekte ve ihracatını artırmak için yeni pazarlar aramaktadır. Bu açıdan Orta Asya ve ötesindeki pazarlar, İslamabad için en uygun seçeneklerden birini sunmaktadır. Özbekistan-Afganistan-Pakistan (UAP) demiryolu hattının faaliyete geçmesi, bir yandan Pakistan ile Orta Asya ülkeleri, diğer yandan Pakistan ile Rusya ve Kafkasya arasındaki ticareti artırmakla kalmayacak; aynı zamanda bu ülkelere Gvadar, Karaçi ve Bin Kasım limanları üzerinden uluslararası pazarlara kolay ve daha düşük maliyetli erişim imkânı da sağlayacaktır. Bu hat, aynı zamanda Afganistan üzerinden güvenli bir transit güzergâh oluşturacaktır.

Bunun yanı sıra Orta Asya veya Rusya’dan gelen her bir ton yükün Pakistan limanları üzerinden küresel pazarlara taşınması, Pakistan’a transit gelir sağlayacak, limanlardaki yük hacmini artıracak ve depolama, gümrük hizmetleri, yük taşımacılığı organizasyonu ve demiryolu terminallerine karayoluyla taşıma gibi lojistik alanlarında istihdam yaratacaktır.

UAP, Pakistan’ın güvenilir bir transit koridor hâline gelmesine katkı sağlayabilir. Bunun için Pakistan’ın limanların ve başlıca giriş noktalarının yakınında özel ekonomik bölgeler kurması gerekmektedir. Ayrıca UAP’nin başarıyla hayata geçirilmesi, uzun süredir beklenen TAPI ve CASA-1000 projelerinin tamamlanmasına da katkı sağlayabilir.

3. Önümüzdeki dönemde, bölgesel bağlantıları güçlendirmeye yönelik bu çalışmalar ilerledikçe Pakistan ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ekonomik işbirliğinin derinleşme ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu süreci etkileyebilecek lojistik, mali veya kurumsal unsurlar bulunuyor mu?

Daha önce de belirttiğim üzere bu proje, Orta Asya ve Rusya’yı yalnızca Pakistan’a değil, daha geniş anlamda Güney Asya, Güneydoğu Asya ve diğer uluslararası pazarlara da bağlayabilir. Afganistan dâhil tüm taraflar açısından karşılıklı fayda sağlayan bir sonuç ortaya çıkabilir. UAP, Pakistan ile Özbekistan ve Pakistan ile Kazakistan arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşmalarının Serbest Ticaret Anlaşmalarına dönüştürülmesine de katkı sağlayabilir.

Bununla birlikte projenin önünde bazı ciddi zorluklar bulunmaktadır. Bunların başında finansman gelmektedir. Asya Kalkınma Bankası, Taliban’ın Ağustos 2021’de Kabil’de yönetimi devralmasının ardından projeyi finanse etmekten vazgeçmiştir. Projenin tahmini maliyeti de 5 milyar dolardan yaklaşık 7 milyar dolara yükselmiştir. Bunun yanı sıra Afganistan’daki istikrarsızlık ve Afganistan topraklarından Pakistan’a yönelik terör saldırıları iki komşu ülke arasındaki ilişkileri bozmuştur. TTP’nin Afganistan’daki sığınakları ve Afganistan topraklarından BLA mensuplarına sağlandığı belirtilen mevcut destek, Kabil ile İslamabad arasındaki gerilimi daha da artırmıştır. Pakistan, Afganistan’daki Taliban yönetimine, Afganistan topraklarından kaynaklanan terör faaliyetleri karşısında sessiz kalmayacağını açıkça bildirmiştir. Taliban yönetimi ise Pakistan’ın TTP mensuplarının Afganistan’dan çıkarılmasına yönelik tüm taleplerini reddetmiştir. İki ülke arasındaki sınır geçişlerinin sık sık askıya alınması da Güney Asya ile Orta Asya arasındaki bağlantısallığın önündeki önemli engellerden biridir.

Bir diğer sorun doğrudan finansal işlemlerdir. Pakistan ile Orta Asya ülkeleri ve Rusya arasında doğrudan bir finansal işlem kanalı bulunmamaktadır. Bu durum, UAP faaliyete geçirilse bile özel sektörün sürece katılımını sınırlamaktadır.

Projenin üç ülkeyi kapsaması nedeniyle her düzeyde güçlü bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Gümrük uygulamalarının uyumlaştırılması, transit ücretlerine ilişkin anlaşmalar ve sınır işlemlerinin tek bir sistem üzerinden yürütülmesi ilk bakışta teknik ayrıntılar gibi görünse de belirleyici öneme sahiptir. Gümrük süreçleri sadeleştirilmeden kurulacak bir demiryolu hattı, mevcut karayolu taşımacılığındaki darboğazı yalnızca başka bir geçiş noktasına taşımış olur.

2014 yılında başlatılan CASA-1000 projesi ise hâlen tamamlanmamıştır. Tamamlanması gereken tek bölüm Afganistan’da bulunmaktadır. Afganistan’daki çalışmalar yeniden başlamış olsa da ilerleme son derece yavaştır. Projenin 2027 sonuna kadar tamamlanması beklenmektedir. CASA-1000 aynı zamanda Trans-Afgan demiryolu projesi açısından da bir test niteliğindedir. Güney Asya ile Orta Asya arasında başarıyla tamamlanıp faaliyete geçirilen herhangi bir proje, iki bölge arasında uzun vadeli ve daha derin bağlantıların başlangıcını oluşturabilir.

CASA-1000’ın sorunsuz şekilde işletilebilmesi amacıyla Abu Dabi’de offshore bankacılık düzenlemeleri oluşturulmuş, böylece proje fonları ve elektrik alımına ilişkin ödemeler Taliban yönetiminin denetimi dışında tutulmuştur. Taliban yönetiminin uluslararası alanda tanınmamasından kaynaklanan benzer sorunlar nedeniyle demiryolu projesinin de bu tür finansal ve kurumsal çözümlere ihtiyaç duyması muhtemeldir. CASA-1000’ın tamamlanma süreci dikkate alındığında, UAP’nin yakın gelecekte tamamlanması mümkün görünmemektedir. Fiilî çalışmaların 2026 sonuna kadar başlaması hâlinde projenin 2031 sonuna doğru tamamlanması söz konusu olabilir.

Trans-Afgan demiryolu koridoru, yalnızca Pakistan ile Orta Asya arasındaki bağlantılar açısından değil, daha geniş Avrasya bölgesi bakımından da önemli bir dönüm noktası olabilir. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmaların yaşandığı bir ortamda, Pakistan üzerinden transit ticaret, Orta Asya ve Rusya açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu hat aynı zamanda Pakistan için ticaret, yatırım ve pazarlara erişim bakımından yeni imkânlar yaratabilir. Bununla birlikte finansman açıkları, Afganistan’daki istikrarsızlık, güvenlik gerilimleri, bankacılık kanallarının bulunmaması ve gümrük koordinasyonundaki yetersizlikler önemli engeller olmaya devam etmektedir. Projenin başarısı büyük ölçüde CASA-1000’ın kaydedeceği ilerlemeye bağlıdır; mevcut koşullar altında UAP’nin 2031 yılından önce tam anlamıyla faaliyete geçmesi gerçekçi görünmemektedir.

Prof. Dr. Adam Saud
Prof. Dr. Adam Saud, İslamabad’daki Bahria Üniversitesi Beşerî ve Sosyal Bilimler Okulu’nda müdür olarak görev yapmaktadır. 2025 yılında Springer tarafından yayımlanan “China’s Globalisation and the New World Order” adlı kitabın ortak editörüdür. Yirmi yılı aşkın akademik deneyime sahip olan Saud, Haziran 2020-Ocak 2026 döneminde Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yapmış; ayrıca Bahria Üniversitesi’nde Beşerî ve Sosyal Bilimler Bölüm Başkanlığı, Kalite Güvence Koordinatörlüğü ve Uluslararası İlişkiler Program Başkanlığı görevlerini üstlenmiştir. Aynı zamanda Yükseköğretim Komisyonu’nun (HEC) Uluslararası İlişkiler Ulusal Müfredat İnceleme Komitesi üyesidir. Saud’un saygın ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış 46 makalesi bulunmakta olup, 42 ulusal ve uluslararası konferansta da sunum yapmıştır.
Banu YAKUBOVA
Banu YAKUBOVA
Banu Yakubova, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisidir. Aynı üniversitede Sosyal Adalet ve Politika alanında yan dal eğitimine devam etmektedir. Lisans eğitimi kapsamında Erasmus+ Değişim Programı ile Fransa’da Sciences Po Lille’de bir dönem eğitim almıştır. Başlıca ilgi alanları; Orta Asya, dış politika analizi, güvenlik çalışmaları, uluslararası hukuk ve insan haklarıdır. Banu, ileri düzeyde İngilizce, Türkçe, Rusça ve Türkmence bilmekte olup Fransızca öğrenimine devam etmektedir.

Röportaj

KEI Araştırmacısı Tom Ramage: “Güney Kore, Yapay Zekâ Alanında Daha Belirgin Bir Küresel Liderlik Rolü Üstlenebilir”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken...

Ukraynalı Sinolog Vita Golod: “Çin’in ‘İlkeli Tarafsızlığı’, Sabit Bir Doktrinden Çok Esnek Bir Diplomatik Stratejidir”

Çin’in son yıllarda uluslararası krizler karşısında izlediği diplomasi, Pekin’in küresel siyasetteki artan rolünün önemli...

Satria Rizaldi Alchatib: “Singapur, ABD ve Çin’e Karşı Her Zaman Pragmatik Bir Tutum Sergilemiştir.”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Hürmüz Krizi’nin Malakka Boğazı üzerindeki etkilerini değerlendirmek...

Ludovika Türk Araştırmalar Merkezi Kıdemli Danışmanı Dávid Biró: “Daha Bütünleşik ve Uyumlu Bir Orta Asya-Hazar İşbirliği Alanı Oluşuyor.”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Azerbaycan’ın Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Toplantıları...