Analiz

2026 Évian G7 Zirvesi’nin Uluslararası Politik Ekonomi Perspektifi

• Trump’ın “Ben patronum” çıkışı, rızaya dayalı küresel liderliğin bittiğini kanıtlamaktadır.
• İran’la varılan uzlaşı, bölgesel istikrardan ziyade aşırı askeri maliyetler altında ezilen Washington’ın marjinal fayda dengesi gereği attığı taktiksel bir geri çekilmedir.
• Ortak bildiri yerine liderler özeti yayınlanması, yapay zeka hegemonyası ve Çin merkantilizmi karşısında G7 direktörlüğünün bittiğini ve gevşek bir koalisyona dönüştüğünü gösterir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Uluslararası sistem, güç dağılımındaki asimetrilerin ve hegemonik aktörlerin kapasite marjlarının yapısal olarak sorgulandığı kriz dönemlerinden geçmektedir. 15-17 Haziran 2026 tarihlerinde Fransa’nın ev sahipliğinde Évian-les-Bains’de gerçekleştirilen 52. G7 Zirvesi, küresel politik ekonominin kurumsal temelleri ile sahadaki sert güç projeksiyonları arasındaki diyalektik gerilimi incelemek adına makro-tarihsel bir laboratuvar sunmaktadır.

Robert Gilpin’e göre küresel sistem, hegemonik bir gücün sağladığı kamusal mallar (güvenlik, açık serbest ticaret rotaları ve istikrarlı bir rezerv para birimi) vasıtasıyla istikrara kavuşmaktadır. Ancak hegemonik güç, sistemin sübvansiyon maliyetleri ile kendi iç ekonomik kapasitesinin erimesi arasında kaçınılmaz bir makas açılmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Évian G7 Zirvesi, tam da ABD’nin tek taraflı askeri maliyetleri üstlenmekten kaçındığı, müttefiklerini sadakatsizlikle suçladığı ve küresel yönetişim masasına revizyonist bir kurumsal hiyerarşi dayattığı bir dönemeçte gerçekleşmiştir.[i]

Zirvenin açılış oturumuna gecikmeli olarak katılan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın salona girerken sarf ettiği “Ben patronum” ifadesi, popülist bir retorik olmanın ötesinde, uluslararası ilişkiler disiplini açısından hegemonik meşruiyetin krizi olarak okunabilir. Gilpinci literatürde hegemonya, yalnızca çıplak bir askeri ve ekonomik zorlama kapasitesi değildir; müttefiklerin rızasını alan kurumsal bir liderlik yönetimidir. Trump’ın bu ego temelli çıkışı, diplomasi literatüründe kurumsal işbirliğinin rasyonel zeminini sarsan bir kişiselleştirme olarak formüle edilebilir.[ii] G7 ortaklarının bu ifadeyi gülümseyerek geçiştirmesi, transatlantik ittifak yapısının kurumsallaşmış esnekliğinden ziyade Washington’ın öngörülemez tek taraflı politikaları karşısında Avrupalı güçlerin geliştirdiği rasyonel bir hasar azaltma stratejisidir. Meşruiyetini yitiren bir hegemon imajı, müttefiklerin stratejik özerklik arayışlarını hızlandırmaktadır.[iii]

Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesiyle tırmanan ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla küresel enerji piyasalarını sarsan savaşın Évian’da bir mutabakat taslağına tahvil edilmesi, Gilpin’in maliyet-fayda maksimizasyonu varsayımıyla doğrudan örtüşmektedir. Gilpin, devletlerin statükoyu değiştirmenin veya sürdürmenin marjinal maliyeti, marjinal faydasını aştığı anda geri çekilme veya uzlaşı arayışına gireceğini savunmaktadır. Washington açısından bakıldığında, İran’a yönelik abluka ve askeri harekat, küresel tedarik zincirlerini felç etmiş, gübre ve gıda fiyatlarını tırmandırmış ve içeride Trump yönetiminin siyasi rızasını ve onay oranlarını baltalamıştır.

Cenevre’de resmiyete dökülecek olan uzlaşı, İran’ın nükleer silaha erişiminin engellenmesi karşılığında ABD deniz ablukasının kaldırılmasını içermektedir. Trump’ın bu antlaşmayı “petrol fiyatlarını düşüren ve borsayı fırlatan bir zafer” olarak sunması, rasyonel politik ekonominin iç siyaset mekanizmalarıyla eklemlenmesidir. Ancak bu barış, sistemik bir istikrardan ziyade hegemonun kendi yarattığı aşırı maliyetli bir krizden stratejik geri çekilme hamlesidir. İran’ın suyolu geçiş ücretleri talep etme potansiyeli ve İsrail’in Lübnan’daki ateşkes ihlalleri, hegemonik istikrarın bölgede yapısal olarak kurulamadığını ve geçici bir denge sağlandığını göstermektedir.[iv]

Zirvenin ev sahibi Emmanuel Macron’un akıllıca kurguladığı gündem maddelerinden biri, Çin’in devlet sübvansiyonlu ürünlerle ihracat pazarlarını domine etmesi ve küresel makroekonomik dengesizlikleri derinleştirmesidir. Gilpin, küresel servet ve sanayi kapasitesinin hegemon aleyhine, yükselen revizyonist güç lehine kaymasını “küresel savaşların ve sistemik istikrarsızlıkların temel nedeni” olarak görmektedir. Çin’in biriktirdiği devasa ticaret fazlası ve sanayi kapasitesi, G7 ekonomilerinin istihdam yapılarını ve teknolojik üstünlüklerini tehdit etmektedir.

Macron, ABD’nin tek taraflı gümrük vergileri ve korumacı duvarlar örme eğilimini, G7 çatısı altında ortak bir ekonomik güvenlik ve tedarik zinciri çeşitlendirmesi stratejisine dönüştürmeyi hedeflemiştir. Bu durum, Gilpin’in uluslararası rejimlerin hegemonik gücün zayıfladığı dönemlerde bile ortak tehditlere karşı bir koordinasyon forumu olarak işlev görebileceği yönündeki teziyle uyumludur. Batı bloku, Çin merkantilizmine karşı kendi korumacı enstrümanlarını meşrulaştırmak için G7 zeminini kolektif bir araç olarak kullanmaktadır.[v]

Évian G7 Zirvesi’nin kapanış oturumları, silahlardan ziyade geleceğin üretim faktörlerine, Yapay Zeka (AI) endüstrisindeki küresel hakimiyet mücadelesine hasredilmiştir. OpenAI, Google DeepMind ve Anthropic gibi Amerikan menşeli teknoloji devlerinin üst yöneticilerinin zirveye katılımı, devlet-ötesi aktörlerin hegemonik güç birikimindeki rolünü ortaya koymaktadır. ABD, AI sektöründeki mutlak üstünlüğünü küresel ekonomik yönetişimin yeni bir kaldıracı olarak müttefiklerine dayatmaktadır. Buna karşılık Avrupa Birliği ve özellikle Fransa (Mistral AI üzerinden) bu teknolojik hegemonyayı normatif düzenlemeler, veri egemenliği ve dijital güvenlik kuralları vasıtasıyla dengeleme çabasındadır. Yapay zekanın regülasyonu savaşı, aslında Gilpin’in bahsettiği “artı değer üretme yeteneğinin kontrolü” mücadelesinin siber-uzaydaki yansımasıdır. Teknolojik egemenlik, askeri güç projeksiyonunun lojistik ve istihbarat altyapısını belirlediği için G7 içindeki bu çatlak gelecekteki hiyerarşik kaymaları tetikleyebilir.

Zirveye davetli olarak katılan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin varlığı, G7’nin güvenlik mimarisindeki çatlakları ve Gilpin’in ittifakların maliyet bölüşümü sorununu yeniden tırmandırmıştır. Trump yönetiminin “Önce Amerika” doktrini çerçevesinde Ukrayna’ya yönelik finansal ve askeri yardımları rasyonalize etme, hatta kesme tehditleri, Avrupalı aktörleri kendi güvenlik harcamalarını finanse etmeye zorlamıştır. Macron’un Ukrayna’yı iflastan kurtaranın ABD değil, Avrupa Birliği olduğu yönündeki vurgusu, sistemik bir dönüşüme işaret etmektedir.[vi]

Hegemonik İstikrar Teorisi bağlamında hegemon güç, küresel güvenliğin maliyetini tek başına yüklenmek istemediğinde sistemik istikrar, kolektif eylem problemlerine dönüşmektedir. Rusya’ya yönelik yaptırımların ve dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’nın yeniden imarı için kullanılmasının rasyonalize edilmesi, G7’nin finansal sistemi bir silah olarak kullanma kabiliyetini gösterse de sahadaki yıpranma savaşı hegemonun müttefiklerini finanse etme isteksizliğiyle felce uğramaktadır. ABD’nin jeopolitik önceliklerinin Orta Doğu ve Asya-Pasifik aksına kayması, Avrupa güvenliğinde Gilpinci anlamda bir güvenlik sorunu yaratmaktadır.[vii]

Évian G7 Zirvesi’nin katılımcı profili G7’nin geleneksel homojen yapısının ve Batı-merkezli küresel yönetişim iddialarının yapısal olarak sarsıldığını tescillemektedir. Ancak Hindistanlı denizcilerin Umman Körfezi’ndeki ABD blokaj saldırısında hayatını kaybetmesi üzerine Yeni Delhi’nin Washington’a çektiği diplomatik protesto notası, bu çabaların sınırlarını çizmektedir. Küresel Güney aktörleri, Batı’nın güvenlik mimarisine eklemlenmek yerine kendi ulusal merkantilist çıkarlarını maksimize etme arayışındadır. G7’nin tek taraflı bir ortak bildiri yayınlayamayıp Macron’un bir liderler özeti ile yetinmek zorunda kalması, Gilpinci anlamda sistemik konsensüsün çözüldüğünün ve çok kutuplu bir uluslararası politik ekonomik düzenin kurumsallaştığının en somut göstergesidir.[viii]

Sonuç olarak G7, artık küresel politik ekonomiyi tek başına regüle eden hiyerarşik bir direktörlük olmaktan çıkmış, yükselen Çin merkantilizmine karşı korumacı reflekslerin koordine edildiği ve hegemonun kaprislerinin dengelenmeye çalışıldığı gevşek bir koalisyona dönüşmüştür. Évian Zirvesi, Gilpin’in öngördüğü hegemonik döngünün kaçınılmaz bir safhasını teşkil etmektedir: Eski düzenin kurumları varlığını sürdürmekte, ancak içleri güç dağılımındaki yeni realiteler ve çok kutupluluğun kaçınılmaz dinamikleri tarafından boşaltılmaktadır.


[i] “Live Updates: After G7 Leaders Praise U.S.-Iran Deal, Trump Threatens Iran Again”, The New York Times, https://www.nytimes.com/live/2026/06/17/world/g7-summit-trump-france, (Erişim Tarihi: 17.06.2026): Gilpin, R. G. (2016). The political economy of international relations. Princeton University Press.

[ii] “Trump says ‘I am the boss’ at G7 summit as leaders agree ‘new steps to put pressure’ on Russia – Europe live”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/live/2026/jun/17/g7-leaders-evian-donald-trump-ukraine-russia-war-iran-latest-news-updates, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

[iii] “The Latest: G7 summit focuses on contentious future of AI and US dominance of the industry”, Click2Houston, https://www.click2houston.com/news/world/2026/06/17/the-latest-g7-summit-focuses-on-contentious-future-of-ai-and-us-dominance-of-the-industry/, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

[iv] “Trump declares US-Iran peace deal ‘all signed’ as G7 leaders battle to tie up loose ends”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/jun/15/trump-declares-us-iran-peace-deal-all-signed-g7, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

[v] “Macron frames Évian G7 agenda in hope Trump will stay for whole summit”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/jun/15/macron-evian-g7-agenda-summit-trump, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

[vi] “Macron’s Agenda Meets Trump’s at the G7 Summit”, CFR, https://www.cfr.org/articles/macrons-agenda-meets-trumps-at-the-g7-summit, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

[vii] Aynı yer.

[viii] “G7 leaders’ statement on geopolitical issues.”, Elysee, https://www.elysee.fr/en/G7evian/2026/06/17/g7-leaders-statement-on-geopolitical-issues, (Erişim Tarihi: 17.06.2026).

Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla Erin, 2020 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Feminist Perspective of Turkish Modernization” başlıklı bitirme teziyle ve 2020 yılında da İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “Güney Kore’nin Dış Politika Kimliği: Küreselleşme, Milliyetçilik ve Kültürel Kamu Diplomasisi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar” başlıklı yüksek lisans tezini tamamlayarak mezun olmuştur. Şu an Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı olan Erin’in başlıca ilgi alanları; Asya-Pasifik, Uluslararası İlişkiler’de Eleştirel Teoriler ve Kamu Diplomasisi’dir. Erin iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesi Korece bilmektedir.

Benzer İçerikler