16 Temmuz 2026 tarihinde Brüksel’de Avrupa Birliği (AB) ile beş Orta Asya ülkesi yetkilileri, 13. Üst Düzey Siyasi ve Güvenlik Diyaloğu kapsamında bir araya gelmişlerdir. Görüşmede Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu ve Afganistan’da yaşanan gelişmelerin yanı sıra terörizm, yasa dışı uyuşturucu kaçakçılığı, siber güvenlik ve güvenli ulaştırma koridorları konuları ele alınmıştır.[i]
Bu diyalog, münferit bir gelişmeden ziyade 4 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirilen ilk AB-Orta Asya Zirvesi’nin devamı niteliğindedir. Söz konusu zirvede Afganistan kaynaklı olası riskler, hibrit tehditler ile toplumsal, ekonomik ve iklim alanlarındaki işbirliğini öngören kapsamlı bir ortak bildiri imzalanmıştır.[ii] Bu zirvenin ardından güvenlik odaklı bir diyaloğun gerçekleştirilmesine, Avrupa’nın bölgede daha aktif bir rol üstlenmesine ve stratejik ortaklığı derinleştirme çabalarına vurgu yapılmıştır. Bu bağlamda AB-Orta Asya ilişkilerinin yalnızca bağlantısallık ve ulaşım koridorları ekseninde şekillenen bir işbirliği olmaktan çıkarak giderek daha geniş ve çok boyutlu bir çerçeveye evrildiği görülmektedir.
AB’nin Orta Asya’ya yönelik yaklaşımı uzun süredir bağlantısallık üzerine kurulmuştur. Nitekim Orta Asya’nın Avrupa ile Asya arasındaki jeostratejik konumu, enerji kaynakları ve kritik mineralleri, bölgenin jeoekonomik önemini artıran başlıca etkenlerdir. Özellikle de AB’nin Rusya üzerinden geçen hatlara bağımlılığı azaltma arayışı ve Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru’nun sunduğu imkânlar, koridorlar meselesini AB-Orta Asya ilişkilerinin temel unsurlarından biri hâline getirmiştir.
Bu çerçevede Semerkant Zirvesi’nde Küresel Geçit Girişimi kapsamında 12 milyar avro tutarında bir yatırım paketi başlatılmıştır. 27 Kasım 2025 tarihinde Avrupa Komisyonu’nun Uluslararası Ortaklıklardan Sorumlu Üyesi Jozef Síkela’nın Özbekistan’a yaptığı ziyaretle birlikte taraflar arası ortaklık operasyonel bir boyut kazanmıştır. Síkela’nın da belirttiği üzere, AB-Orta Asya ortaklığı potansiyel aşamasından uygulama aşamasına geçmiştir.[iii] Zira önceki görüşmelerde verilen taahhütler artık somut projelere dönüşmeye başlamıştır. Söz konusu projeler arasında karayolu ve liman altyapısının geliştirilmesi, yenilikçi dijital araçlar ve kritik ham maddelere yönelik değer zincirlerin güçlendirilmesi ve Trans-Hazar ulaşım koridoru yer almaktadır.[iv]
Bu bağlamda şu tablo öne çıkmaktadır: AB-Orta Asya ilişkileri giderek uygulama odaklı ve kapsamlı bir stratejik ortaklık yönünde ilerlemektedir. Bu doğrultuda siyasi diyaloğun yoğunlaşması ve taraflar arasındaki ortaklığın derinleşmesi farklı boyutlar üzerinden değerlendirilebilir.
AB’nin Orta Asya’ya yönelik benimsediği yaklaşım ve işbirliği, “Bölgeler Arası Bağlantısallık Gündemi” kapsamında daha kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Söz konusu gündemin uygulanmasını koordine etmek amacıyla 26 Haziran 2026 tarihinde “Bağlantısallık Gündemi Platformu” başlatılmıştır. Bu platformun öncelikleri kapsamında aynı anda üç temel boyut öne çıkmaktadır: ulaşım ve sınır geçişleri, finansman ve enerji bağlantısallığı.[v] Platform, farklı alanları aynı çerçeve altında bir araya getirerek bağlantısallık gündeminin daha düzenli ve kapsamlı biçimde uygulanmasını amaçlamaktadır.
Bu çerçevede 13. Brüksel Diyaloğu, bağlantısallık gündemini üst düzey siyasi ortaklığın geliştirilmesiyle destekleyen önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Zirvelerin ve siyasi görüşmelerin yoğunlaşması, AB’nin Orta Asya’yı yalnızca ikili işbirliği çerçevesinde değil, giderek uluslararası meselelerin de ele alındığı siyasi bir ortaklık içinde değerlendirdiğine işaret etmektedir. Nitekim Brüksel Diyaloğu’nda Orta Doğu, Afganistan ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı güvenlik kaygılarının ele alınması, AB-Orta Asya ilişkilerinin güvenlik boyutunun daha görünür hâle geldiğini göstermektedir.
Bu değişimin arkasında, daha önce ele alınan jeopolitik koşullar ve tarafların çeşitlendirme arayışları bulunmaktadır. Ayrıca AB-Orta Asya ortaklığı, tarafların karşılıklı jeopolitik ve ekonomik ihtiyaçlarına dayanmaktadır. Orta Asya, AB’nin kritik doğal kaynaklara ve alternatif ticaret rotalarına erişim imkanı sunarken, AB ise bu devletlere çeşitli finansman ve altyapı desteği sağlamaktadır.[vi] Dolayısıyla siyasi ortaklığın güçlenmesi ve güvenlik boyutunun derinleşmesi büyük ölçüde hem değişen koşulların bir sonucu hem de bilinçli stratejik bir tercih olarak değerlendirilebilir. Nitekim Afganistan kaynaklı bölgesel güvenlik kaygıları, terörizm ve yasa dışı uyuşturucu ticareti gibi sınır aşan suçlar ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın enerji tedarik hatları üzerindeki etkisi Orta Asya’yı güvenlik açısından önemli bir aktör hâline getirmektedir. Aynı zamanda bu gelişmelerle birlikte bağlantısallık da artık yalnızca ekonomik boyutla sınırlı kalmamış ve güvenlik anlayışıyla yakından ilişkilendirilmeye başlanmıştır.
Bu çerçevede siyasi ve güvenlik odaklı ortaklığın kazanımları yalnızca ekonomik değildir. Orta Asya için bu ortaklık bölgenin çok vektörlü dış politikasını desteklemenin yanı sıra uluslararası arenada görünürlüğünü ve diplomatik ağırlığını artırma potansiyeli taşımaktadır. AB bakımından ise bu ortaklık Avrasya’da daha görünür ve etkin bir aktör olma imkânı sunmaktadır. Ancak söz konusu ortaklık, AB’nin bölgenin kapsamlı bir güvenlik sağlayıcısına dönüşeceği anlamına gelmemektedir. Zira bölgede güvenlik alanında Rusya’nın geleneksel rolü devam ederken, Çin’in güvenlik alanındaki rolü de giderek artmaktadır. Rusya bölgedeki kurumsallaşmış askerî ve güvenlik rolünü Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) üzerinden sürdürmektedir. Çin ise Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) bünyesindeki etkin rolünün yanı sıra Afganistan sınırındaki faaliyetleriyle terörle mücadele çalışmalarına katkı sağlamaktadır.[vii]
Bu bağlamda AB-Orta Asya ilişkilerinin kapsamlı bir güvenlik ortaklığına dönüşmek yerine taraflar arasında belirli güvenlik konularında işbirliğinin sürmesi daha olasıdır. Bu yüzden AB’nin bölgede sınır yönetimi, siber güvenlik ve terörle mücadele alanlarında tamamlayıcı bir rol üstlenmesi beklenmektedir. Bu çerçeve, Orta Asya’nın çok vektörlü dış politika anlayışıyla son derece uyumlu olup söz konusu ortaklığın bölgedeki güvenlik mimarisini köklü biçimde değiştirmesi beklenmemektedir. Fakat belirli alanlarda kademeli ilerlemeler sağlanması daha muhtemeldir.
Sonuç olarak 13. Üst Düzey Siyasi ve Güvenlik Diyaloğu, AB-Orta Asya ilişkilerinin bağlantısallık ekseninden çıkmak yerine giderek bu alanın siyasi ve güvenlik boyutlarıyla tamamlandığını göstermektedir. Son yıllarda benzer toplantıların ve diyalogların artması her iki taraf için de çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Ancak AB’nin bölgedeki rolü, diğer aktörlerin yerini almaktan ziyade Orta Asya’nın çeşitlendirme stratejisi kapsamında belirli alanlarda hareket alanını genişleten bir niteliktedir. Dolayısıyla AB-Orta Asya ortaklığı, işlevsel anlamda kademeli olarak derinleşme potansiyeline sahiptir. Ancak bu ortaklığın gerçek etkisi, düzenlenen diyalogların sayısıyla değil, elde edilen somut kazanımlar ve hayata geçirilen projelerle ölçülecektir.
[i] “EU-Central Asia: 13th High-Level Political and Security Dialogue in Brussels”, European External Action Service, https://www.eeas.europa.eu/delegations/kazakhstan/eu-central-asia-13th-high-level-political-and-security-dialogue-brussels_en, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).
[ii] “First EU-Central Asia summit, 4 April 2025”, Council of the European Union, https://www.consilium.europa.eu/en/meetings/international-summit/2025/04/04/, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).
[iii] “Global Gateway in Central Asia: Commissioners advance economic partnerships and cross-regional connectivity during mission to Uzbekistan”, European Commission, https://shorturl.at/UBUCw, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).
[iv] Aynı yer.
[v] “Brussels Opens New Chapter in Europe-Central Asia Connectivity”, News Central Asia, https://www.newscentralasia.net/2026/06/26/brussels-opens-new-chapter-in-europe-central-asia-connectivity/, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[vi] Ikboljon Qoraboyev ve Nazym Umirzakova, “A Geopolitical Europe in Action: Pragmatism and Partnership in EU-Central Asia Relations beyond the Samarkand Summit”, Caucasus Strategic Perspectives, https://shorturl.at/FmHCY, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
[vii] Sanshiro Hosaka ve Toomas Hanso, “Between Giants: Central Asia Balancing China, Russia, and the Rest”, International Centre For Defence and Security, https://icds.ee/en/between-giants-central-asia-balancing-china-russia-and-the-rest/, (Erişim Tarihi: 23.07.2026).
