7 Haziran 2026 tarihinde Ermenistan’da parlamento seçimleri yapılacaktır. Bu seçimler Başbakan Nikol Paşinyan’ın siyasi geleceği bakımından kritik bir öneme sahiptir. Seçimler aynı zamanda Başbakan Paşinyan’ın 2018 yılından itibaren izlediği dış politika tercihleri açısından adeta bir referandum niteliği taşımaktadır. 2018 yılında “Kadife Devrim” olarak adlandırılan gösterilerle iktidara gelen Paşinyan, Ermenistan siyasetinde yeni bir dönemi başlatmıştır. 2018 sonrası Ermenistan ilk kez Rusya ve Batı arasındaki jeopolitik mücadele alanına dönüşmüştür. 1991-2018 arası Rusya’nın stratejik kontrolünde olan Ermenistan, Paşinyan’ın iktidara gelmesiyle dış politikasını çeşitlendirmeyi öncelemiştir. Kuşkusuz bu öncelik, Rusya ve Ermenistan arasındaki ilişkilere yansımış ve Moskova’nın bölgesel politikasını etkilemiştir.
2020’de Azerbaycan’ın elde ettiği Karabağ zaferi sonrası Ermenistan siyasetinde önemli değişimler yaşanmıştır. Karabağ zaferini hazmedemeyen ve rövanşist olarak adlandırılan fraksiyonlar parlamentoyu basarak Paşinyan’ın istifasını istemişlerdir. Ermenistan Ordusu da söz konusu rövanşistleri desteklemiştir. Bu durum, Paşinyan’a karşı askeri darbe söylentilerini de gündeme getirmiştir. Siyasi krizi önlemek için Paşinyan erken seçime gitmeye karar vermiştir. 20 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirilen seçim, Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi’nin zaferiyle sonuçlanmıştır.
Paşinyan, dış politikada dengeli bir strateji benimsediğini ileri sürmektedir. Bu stratejinin başlıca amacı, Rusya’ya olan bağımlılığı artırmak ve bölgesel işbirlikleri aracılığıyla yeni mekanizmalar üretmektir. Bu çerçevede Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran’la bölgesel işbirliği zemininin oluşturulması birincil öncelik olarak ele alınmaktadır. Paşinyan’a göre; 1990’ların ortalarından itibaren Ermenistan, yaklaşık 25 yıl boyunca “çıkmaz bir noktada” kalmıştı. Bu durum, “belirli ve sabit bir stratejik yaklaşımın” hakimiyetinden kaynaklanmaktaydı.
7 Haziran seçimlerinde sadece iç politika değil, aynı zamanda dış politika da oylanacaktır. Seçimlerde Paşinyan’ın partisinin karşısında Rusya destekli oligark Samvel Karapetyan tarafından oluşturulan “Güçlü Ermenistan” Bloğu, eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki “Ermenistan” Bloğu ve yerel oligark Gagik Tsarukyan’ın “Refah İçindeki Ermenistan” partisi yer almaktadır. Muhalefet partileri rövanşist bir ajanda ile hareket etmektedirler. Bu partiler Paşinyan’ı “Karabağ’a ihanet etmekle” suçlamaktadırlar. Bu çerçevede Paşinyan’ı “Türkiye ve Azerbaycan’ın hizmetkarı” olmakla itham etmektedirler.
Muhalefet partilerinin Paşinyan’a karşı koalisyon oluşturmaları da gündemdedir. Karapetyan’ın çifte vatandaş olması nedeniyle Başbakanlık koltuğuna oturması mümkün değildir. Bu bağlamda eski Cumhurbaşkanı Koçaryan muhalefetin ortak Başbakan adayı olarak ön plana çıkmaktadır. Ermenistan muhalefetinin Paşinyan karşıtı propagandasına Ermeni Kilisesi de destek vermektedir. Muhalefet, Paşinyan’ı “Ermenistan’ı jeopolitik çatışma alanına dönüştürmekle” itham etmektedir. Muhalefete göre bu durum Rusya ile ilişkilerde sorunlara yol açmaktadır.
Ermenistan, Azerbaycan topraklarını uzun süre işgal altında tutmuştu. Bu nedenle bölgesel projelerin dışında kalmış ve böylece ekonomik refaha kavuşamamıştır. Paşinyan’ın seçimlerdeki en büyük kozu bölgesel işbirliğini ve istikrarı ön plana çıkaran söylemlere sahip olmasıdır. Azerbaycan’la yürütülen barış görüşmelerine bölgesel ekonomik, ticari ve ulaşım işbirlikleri gibi kavramlar yön vermektedir. 4 Mayıs 2026 tarihinde Erivan’da düzenlenen 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi, Paşinyan liderliğindeki Ermenistan’ın dış politikadaki önceliklerini somut bir biçimde ortaya koymuştur. Zirve’de bölgesel normalleşmenin kalıcı bir düzene kavuşmasının önemi üzerinde durulmuştur. Paşinyan, Azerbaycan’la barışın tesisi konusunda yakın çalıştıklarını ve kalıcı barış için çaba göstereceklerini ifade etmiştir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’de Zirve’ye çevrimiçi katılmıştır. Aliyev konuşmasında barış vurgusu yapmış ve Azerbaycan’ın barış gündemine olan bağlılığını belirtmiştir. Zirve’de Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz temsil etmiştir. Türkiye ve Ermenistan arasında Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptı imzalanmıştır. Bu adım, bölgesel normalleşme açısından önem arz etmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı JD Vance’nin Erivan ziyareti ve yapılan anlaşmalar, Paşinyan’ın Brüksel’le ilişkilerini derinleştirme arzusu ve AB’nin Ukrayna Savaşı sonrası Rusya ile Güney Kafkasya’da rekabet koşullarını iyileştirme çabaları, bölgesel jeopolitiğin hızla değiştiğini gözler önüne sermektedir. Paşinyan seçim kampanyasında 8 Ağustos 2025 tarihinde Washington’da ABD arabuluculuğunda yapılan anlaşmayı etkin bir şekilde kullanmaya çalışmaktadır. Trump’un ev sahipliğinde yapılan anlaşma, Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu Koridoru’na atıfta bulunmaktadır. Aynı zamanda 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi de Paşinyan açısından etkin bir seçim enstrümanı olarak ele alınmaktadır. AB, Paşinyan’ın izlediği politikalarla Avrupa yolunu seçtiğini ve seçimlerin bir dönüm noktası olduğuna inanmaktadır. Özellikle Fransa’nın Ermenistan’ı Güney Kafkasya ve Hazar havzasına yönelik bir “nüfuz alanı” olarak gördüğünü söylemek mümkündür. AB, Aralık 2025 tarihinde Ermenistan’a Rusya kaynaklı hibrit tehditlerle mücadele için 12 milyon avro tahsis edeceğini duyurmuş ve ülkeye bir “hızlı müdahale grubu” göndereceğine söz vermişti.
Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılacak olan seçimlerde kararsız seçmenin yönelimi belirleyici olacaktır. Paşinyan’ın kararsız seçmenleri ikna etmesi açısından özellikle ekonomi, istikrar, güvenlik ve barış vurguları önem taşımaktadır. Bu kapsamda Paşinyan’ın “bizi seçin, yoksa savaş çıkacak” sloganı kararsızların oyunu etkileme potansiyeline sahiptir. Kararsızlar dağıtılmadan, Paşinyan’ın partisi parlamentoda mutlak değil, nispi bir çoğunluk elde edecektir. Bu çerçevede kararsızlara yönelik söylemler seçimin yönünü tayin edebilir. Eski Cumhurbaşkanı Koçaryan’ın toplumsal desteğinin kırılgan olduğuna dair ciddi işaretler vardır. Karapetyan ise “Rusya bağlantısı” nedeniyle eleştirilmektedir. Bununla birlikte Paşinyan’ı oldukça zor bir seçim süreci beklemektedir.
Karapetyan, Koçaryan ve Tsarukyan’ın ortak hareket etmesi durumunda “Gümrü senaryosunun” tekrarlanma ihtimali de söz konusu olabilir. 2025 yılında Gümrü’de yapılan yerel seçimlerin ardından muhalefet partileri birleşerek Paşinyan’ın partisinin orada iktidarı ele geçirmesine engel olmuşlardı. “Gümrü senaryosunun” gerçekleşmemesi için Paşinyan’ın barış ve istikrar vurgusu özel öneme sahiptir. Ermenistan yeni bir savaş için güce, kabiliyete, kapasiteye ve kaynağa sahip değildir. Muhalefetin rövanş içerikli söylemleri, Ermenistan’ı daha da geriye götürecektir. Bu nedenle Paşinyan’ın bölgesel barış ve istikrara vurgu yapan politikaları, Ermenistan’ın geleceği bağlamında önem taşımaktadır. Ermenistan, yapıcı ve barışsever komşuluk politikalarını benimseyerek bölgesel projelerde yer alabilir ve içine düştüğü ekonomik girdaptan bu şekilde çıkabilir. Bu kapsamda barış inşasına yönelik söylemlerin Ermenistan siyasetinde ciddi bir karşılık bulması gerekmektedir.
