Kazakistan, uzun süredir rakip güçlerle verimli ilişkiler sürdürerek stratejik özerkliğini korumak amacıyla çok vektörlü bir dış politika izlemektedir. Kazakistan’ın Avrasya’da giderek daha rekabetçi hâle gelen jeopolitik ortamda hareket etmesiyle birlikte bu strateji özellikle önem kazanmıştır. Birbiriyle rekabet eden teknolojik ekosistemlerin ortaya çıkışı ise bu model açısından yeni bir meydan okuma oluşturmaktadır. Yapay zekâ gelişimi, kritik minerallere, enerjiye, veri merkezlerine, yarı iletkenlere ve güvenli tedarik zincirlerine giderek daha fazla bağımlı hâle gelmektedir. Bu yüzden yapay zeka, söz konusu dönüşümde özel bir öneme sahiptir. ABD ve Çin’in gelişmekte olan bu teknolojik ekosistemleri şekillendirmeye çalıştığı bir ortamda Kazakistan, sahip olduğu kaynak tabanı ve coğrafi konumu nedeniyle özel bir önem kazanmıştır.
Bu nedenle Kazakistan, yapay zekâ alanında ortaya çıkan küresel rekabette sıra dışı bir ikilemle karşı karşıya kalmaktadır. Astana, 2026 yılında ABD öncülüğündeki Pax Silica girişimine[i] ve Çin destekli Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü’ne (WAICO)[ii] katılmıştır. Bu iki yapı, giderek birbiriyle rekabet eden teknolojik ekosistemlerle ilişkilendirilmektedir. Kazakistan, rakip Amerikan (Pax Silica) ve Çin (WAICO) yapay zekâ girişimlerinin her ikisinde de yer alan dünyadaki tek ülkedir.[iii] Bu durum Kazakistan’ı, yapay zekâyı uluslararası işbirliği alanından giderek jeopolitik rekabet sahasına dönüştüren bir mücadelenin kesişim noktasına yerleştirmektedir.
Astana’nın bu iki girişime eş zamanlı katılımı, çok vektörlü dış politikasının mantığını yansıtmaktadır. Kazakistan, Çin’in teknoloji, altyapı ve yatırım ekosistemine erişimini sürdürürken; ABD’den teknolojik yatırım çekmek ve gelişmiş tedarik zincirlerine erişim sağlamak için güçlü teşviklere sahiptir. Pax Silica’ya katılım, Batılı teknoloji ve kritik mineral ağlarıyla işbirliğini güçlendirme fırsatları sunarken; WAICO, Kazakistan’a Çin ve diğer Batı dışı devletlerle etkileşim kurabileceği kurumsal bir platform sağlamaktadır. Astana açısından eş zamanlı katılım, taraflardan herhangi biriyle resmî olarak hizalanmadan rakip teknolojik ekosistemlere erişimi azami düzeye çıkarmasına olanak tanımaktadır.
Ancak ABD ile Çin arasında giderek yoğunlaşan yapay zekâ rekabeti bu modeli zorlamaktadır. Zira teknolojik işbirliğini stratejik hizalanmadan ayırmak giderek güçleşmektedir. Yapay zekâ; ulusal güvenlik, yarı iletkenler, kritik mineraller, veri altyapısı ve tedarik zinciri güvenliğiyle giderek daha fazla bağlantılı hâle gelmektedir. Bu alanlar stratejik açıdan daha hassas hâle geldikçe büyük teknolojik güçlerden biriyle gerçekleştirilen işbirliği, diğer güçle yürütülen işbirliği açısından giderek daha fazla risk oluşturan bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Bu ihtimal, Ağustos 2026 tarihinde Washington’ın ortak ülkeleri Amerikan ve Çin yapay zekâ girişimleri arasında seçim yapmaya zorlamak istediğinin bildirilmesiyle özellikle önem kazanmıştır. Habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak bir mektupta, Pax Silica’ya katılımın rakip Çin yapay zekâ girişimlerine üyelikle bağdaşmadığı ileri sürülmüş ve her iki tarafla da ilişkilerini sürdüren ülkelerin gelecekte ABD’yle işbirliğinden dışlanabileceği konusunda uyarıda bulunulmuştur.[iv] Böyle bir tutum, Kazakistan’ı çok vektörlü diplomasisinin geliştiği ortamdan temelden farklı bir stratejik çevreyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Dolayısıyla ABD’nin doğrudan münhasır işbirliği talebinde bulunması Astana açısından zor bir tercih yaratmaktadır. Böyle bir talebin kabul edilmesi, Kazakistan’ın dış ortaklıklarının kapsamını daraltarak dış politikasının temel ilkelerinden birini zayıflatabilir. Buna karşılık talebin reddedilmesi, Kazakistan’ın Washington’la ilişkilerinde maliyetler doğurabilir ve Batılı teknoloji ve yatırım ağlarına erişimini potansiyel olarak azaltabilir. Dolayısıyla söz konusu ikilem, eşit derecede cazip iki alternatif arasında değil, farklı bağımlılık biçimleri ve farklı fırsat maliyetleri arasında şekillenmektedir.
Bu nedenle Kazakistan’ın açık biçimde taraflardan birini seçerek karşılık vermesi olası görünmemektedir. Kazakistan’ın seçeneklerini geri döndürülemez biçimde sınırlandıracak taahhütlerden kaçınırken her iki büyük güçle ilişkilerini korumaya yetecek ölçüde işbirliği sunması muhtemeldir. Daha olası bir yöntem; stratejik belirsizliktir. Astana, Çin’i açıkça dışlayan taahhütlerden kaçınırken; Washington’a teknolojik işbirliğine yönelik ilgisi konusunda güvence vermeye devam edebilir. Aynı zamanda Çin öncülüğündeki girişimlere katılımını, Pekin’le jeopolitik hizalanmanın değil; uluslararası işbirliği, teknolojik kalkınma veya yapay zekâ yönetişiminin araçları olarak sunarak sürdürebilir. Bu yaklaşım, Kazakistan’ın geri döndürülemez bir kararı ertelemesine ve teknolojik rekabetin gelişimine bağlı olarak konumunu yeniden ayarlama imkânını korumasına olanak sağlayacaktır.
Rakip büyük güçler arasında konumlanan bir orta güç açısından stratejik belirsizlik, stratejik özerkliğin bilinçli bir aracı olabilir. Kazakistan, ABD-Çin rekabetinin yapısını belirleyecek ölçüde güce sahip değildir; ancak bu rekabetin kendi dış politika tercihlerinin tamamını belirlemesini engellemeye çalışabilir. Astana, her iki tarafla ilişkilerini sürdürerek alternatiflerini koruyabilir ve daha avantajlı koşullar için müzakere kapasitesini artırabilir.
İkilemin Çin boyutu bu bağlamda özellikle önemlidir. Pekin’in Kazakistan’ı açık bir tercihe zorlaması gerekmemektedir. Çin’in etkisi, resmî siyasi baskı olmaksızın dahi ilişkilerin sonlandırılmasını zorlaştıran yerleşik ekonomik, teknolojik ve altyapısal ilişkiler üzerinden işlemektedir. Çin yatırımları, teknoloji şirketleri, dijital altyapı ve ticari ağlar uzun vadeli bağımlılık biçimleri yaratmaktadır. Bu ilişkiler derinleştikçe Kazakistan’ın Çin’i teknolojik kalkınmasının dışında tutmasının maliyeti giderek artmaktadır.
Bu durum, iki baskı biçimi arasında önemli bir farklılık ortaya çıkarmaktadır. ABD, güvenilir teknoloji ağlarına erişim ve Çin girişimleriyle işbirliğine getirilen kısıtlamalar aracılığıyla Kazakistan’ın tercihlerini giderek daha fazla şekillendirmeye çalışabilir. Çin ise mevcut ekonomik ve teknolojik varlığının derinliğine daha fazla dayanabilir. Dolayısıyla Kazakistan hem bir tercih yapmaya yönelik dış baskıyı hem de böyle bir tercihin beraberinde getireceği iç maliyetleri yönetmek durumundadır.
Öte yandan bu ikilem Kazakistan açısından bazı fırsatlar da yaratmaktadır. Washington ve Pekin, Orta Asya’daki nüfuzlarını korumak istediği sürece Astana, iki güç arasındaki rekabetten yatırım, teknoloji, altyapı ve siyasi destek elde etmek amacıyla yararlanabilir. Kritik mineral kaynakları, coğrafi konumu ve genişleyen dijital hedefleri Kazakistan’ı her iki teknolojik ekosistem açısından da önemli kılmaktadır. Dolayısıyla çok vektörlülük yalnızca bağımlılıktan kaçınmanın bir mekanizması olarak değil, aynı zamanda bir pazarlık gücü kaynağı olarak da işlev görebilir.
Ancak bu pazarlık gücü ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin mevcut düzeyde devam etmesine de bağlıdır. ABD ve Çin’in Kazakistan’dan giderek daha fazla münhasır teknolojik hizalanma talep etmesi hâlinde Astana’nın iki güç arasındaki rekabetten yararlanma imkânı azalmaktadir. Yapay zekânın stratejik tedarik zincirleri, ulusal güvenlik ve kritik altyapıyla daha fazla bütünleşmesi, Kazakistan’ın siyasi açıdan anlamlı bir tercihte bulunmadan her iki tarafla ilişkilerini aynı anda sürdürmesini giderek zorlaştırmaktadır.
Kazakistan’ın geleneksel çok vektörlü diş politikası tam da bu noktada yeni bir aşamaya girebilir. Çok vektörlülük ortadan kalkmak yerine sınırlanmış çok vektörlülüğe dönüşebilir. Astana birden fazla büyük güçle ilişki kurmaya devam edecektir; ancak bu ilişkileri eş zamanlı olarak sürdürmenin maliyeti artacaktır. Bu durumda amaç, artık yalnızca Kazakistan’ın dış ortaklıklarını çeşitlendirmek değil, söz konusu ortaklıkların çatışmaya başladığı noktaları yönetmek ve herhangi bir ortağın Kazakistan’ın teknolojik gelişimi üzerinde belirleyici bir nüfuz elde etmesini engellemek olacaktır.
Bu durumun sonuçları Kazakistan’ın ötesine de uzanmaktadır. Yapay zekâ, dijital altyapı, kritik mineraller ve ileri teknolojilerin büyük güç rekabetine giderek daha fazla dâhil olmasıyla diğer Orta Asya devletleri de benzer baskılarla karşılaşabilir. Bölge hükümetlerinin, çeşitlendirmenin hem ekonomik fırsatlar hem de daha fazla siyasi özerklik sağlaması nedeniyle münhasır hizalanmadan kaçınmaya yönelik güçlü teşviklerini korumaları muhtemeldir. Bununla birlikte büyük güçlerin giderek daha fazla münhasır teknolojik ortaklıklar talep etmesi hâlinde Orta Asya devletleri daha gelişmiş stratejik belirsizlik ve konu bazlı dengeleme biçimleri geliştirmek zorunda kalabilir.
Dolayısıyla temel mesele yalnızca Kazakistan’ın Washington’ı mı yoksa Pekin’i mi seçeceği değildir. Daha önemli soru, Washington ve Pekin’in Kazakistan’ın bir tercih yapmaktan kaçınmasına ne ölçüde izin vermeye devam edeceğidir. Her iki tarafın da örtüşen ilişkileri kabul etmeyi sürdürmesi hâlinde Astana çok vektörlü stratejisini koruyabilir ve büyük güç rekabetinden kendi konumunu güçlendirmek amacıyla yararlanabilir. Ancak teknolojik rekabetin katı bloklaşmaya dönüşmesi hâlinde Kazakistan’ın manevra alanı önemli ölçüde daralacaktır.
Sonuç olarak Kazakistan’ın Pax Silica ve WAICO’ya eş zamanlı katılımı, yoğunlaşan teknolojik rekabet çağında çok vektörlülüğün daha geniş kapsamlı bir sınavını temsil etmektedir. Astana’nın ortaya çıkan yapay zekâ düzenindeki temel meydan okuması, münhasır hizalanmadan kaçınarak stratejik özerkliğini korumaktır. Aynı zamanda rakip teknolojik güçlerle yürüttüğü işbirliğinin taraflardan herhangi birine bağımlılığa dönüşmesini engellemesi gerekmektedir.
[i] “Kazakhstan Joins the Pax Silica Initiative to Develop AI Infrastructure and High-Tech Manufacturing”. Gov.kz, https://www.gov.kz/memleket/entities/maidd/press/news/details/1248924?lang=en, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).
[ii] “Kazakhstan became one of the founders of the World Organization for Cooperation on Artificial Intelligence”, Gov.kz, https://www.gov.kz/memleket/entities/maidd/press/news/details/1259704?lang=ru,(Erişim Tarihi: 20.08.2026).
[iii] “Xi pitches China as leader of new global AI order, challenging US dominance”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/chinas-xi-promotes-chinas-commitment-ai-access-speech-shanghai-conference-2026-07-17/, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).
[iv] “US to tell partners they must pick sides in AI race with China”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/us-tell-partners-they-must-pick-sides-ai-race-with-china-2026-08-14/, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).
