Friedrich Merz, Şubat 2025 tarihinde göreve geldikten yaklaşık on ay sonra ilk Çin ziyaretini gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmenin yanı sıra küresel güç dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde Avrupa’nın stratejik özerklik arayışını da simgelemektedir. Çin kaynaklarında belirttiği üzere ziyaret 25-26 Şubat 2026 tarihlerinde yapılacak olup odak noktası ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesidir.[i]
Çin tarafı, son yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 200 milyar doları aştığını, karşılıklı yatırımların 65 milyar doları geçtiğini ve bunun Çin-AB ekonomik ilişkilerinin yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu vurgulayarak “kazan-kazan” bir ortaklık söylemini öne çıkarmaktadır. Ancak bu iyimser tablo, Batılı kaynaklarda “China shock” olarak adlandırılan yapısal bir dengesizlikle çelişmektedir: 2025 yılında Almanya’nın Çin’le ticaret açığı yaklaşık 90 milyar avroya ulaşmış, ithalatı 170 milyar avroyu aşarken ihracatı ise 81 milyar avro civarında kalmıştır.[ii]
Alman-Çin ekonomik ilişkileri, 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Bu süreç, ilk olarak ticaret anlaşmalarıyla başlamış, 20. yüzyılın ilk yarısında askeri ve teknolojik işbirliğine dönüşmüş, İkinci Dünya Savaşı sonrası normalleşmeyle yeniden canlanmış ve 1978 Çin reformlarından sonra büyük bir ivme kazanmıştır. İlk dönemde Prusya ile Çin arasındaki ticari antlaşmalar, Siemens ve BASF gibi Alman firmalarının erken yatırımlarını mümkün kılmıştır. İki dünya savaşı arası dönemde Alman askeri danışmanların Kuomintang Ordusu’na verdiği destek, teknoloji transferinin jeopolitik önemini açıkça ortaya koymuştur. Savaş sonrası 1972 yılında diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla Alman sanayii Çin pazarına sistematik olarak girmeye başlamış; özellikle 1980’lerde Volkswagen’in Şanghay’daki ilk ortak girişimi, Alman otomotiv teknolojisinin Çin’in sanayileşme sürecinde kilit rol oynamasını sağlamıştır.[iii]
Bu dönemde Alman makineleri, kimyasalları ve mühendislik bilgisi, Çin’in “dünya fabrikası” konumuna yükselmesinde önemli rol oynamıştır. İki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılık, “Wandel durch Handel” yani “ticaret yoluyla değişim” doktriniyle meşrulaştırılmıştır. 2000’li yıllarda Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılması, Alman ihracatında büyük bir sıçramaya neden olmuştur. Alman şirketlerinin Çin’deki iştirakleri üzerinden yaptıkları satışlar, doğrudan ihracatı geride bırakacak düzeye ulaşmıştır. Ancak 2010’lu yılların sonlarından itibaren Çin’in elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve dijital teknolojiler gibi yüksek katma değerli sektörlerde hızla yükselmesi, bu ilişkinin simetrik görünümünü bozmuştur.[iv]
2020’li yılların ortalarına gelindiğinde Alman otomotiv devlerinin Çin’deki kârlılığı hızla düşerken, Çinli rakipler ucuz elektrikli araçlarla Avrupa pazarına girmeye başlamıştır. Nadir toprak elementleri gibi kritik hammaddelerin büyük ölçüde Çin’den gelmesi, Alman sanayisinin tedarik zincirlerini kırılgan hale getirmiştir. Bu tarihsel süreç, politikacıların ve şirket yöneticilerinin kararlarının ötesinde makine aletleri, bataryalar ve nadir elementler gibi maddi nesnelerin nasıl güçlü ağlar oluşturduğunu ve uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Merz’in Çin ziyareti, Almanya’nın “stratejik özerklik” arayışıyla Trump yönetiminin yarattığı belirsizlik arasında kalan bir konumlanmayı yansıtmaktadır. Çin kaynaklarına göre ziyaret, “serbest ticaretin ve çok taraflı sistemin korunması” çerçevesinde değerlendirmekte ve Merz heyetinin otomotiv, kimya, biyofarmasötik, makine ile döngüsel ekonomi sektörlerinden gelen 30 üst düzey yöneticiyle gelmesini “pratik işbirliğinin derinleşmesi” olarak sunmaktadır. Ancak Batılı kaynaklar farklı bir tablo çizmektedir: Almanya’nın Çin’le ticaret açığı rekor seviyeye ulaşmış durumdadır. Makine ihracatındaki %8,5’lik düşüşe karşılık ithalattaki %12,5’lik artış, Alman sanayisinin devlet sübvansiyonlu “zombi şirketler” karşısında rekabet edemediğini göstermektedir.[v]
Merz, Münih Güvenlik Konferansı’nda Çin’in “kendi kurallarına göre yeni birçok taraflı düzen kurma iddiası” konusunda “hiçbir yanılsamaya kapılınmaması” gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca Ukrayna Krizi’nde Çin’in Rusya’ya dolaylı desteğini ziyaret sırasında gündeme getireceğini ifade etmiştir. Bu çelişki, politik kararların insan dışı unsurlar tarafından nasıl kısıtlandığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Örneğin Merz’in Mercedes-Benz tesisini ziyaret etmesi, Alman otomotiv sektörünün Çin pazarına olan derin bağımlılığını somutlaştıran bir “nesne” olarak öne çıkmaktadır. Öte yandan Hangzhou’daki Unitree Robotics ve Alibaba ziyaretleri, cisimleşmiş yapay zekâ (embodied AI) ve platform ekonomisinin Alman şirketlerini geride bırakan yeni ve güçlü aktörler haline geldiğini hatırlatmaktadır.[vi]
Çin Dışişleri Sözcüsü Mao Ning’in “Ukrayna Krizi, Çin ile Avrupa arasındaki bir mesele olmamalı” açıklaması, jeopolitik görüş ayrılıklarının ekonomik pragmatizmle örtbas edilmeye çalışıldığını göstermektedir. Ancak Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamaların Alman fabrikalarını durdurabildiği gerçek, maddi nesnelerin politik iradeyi nasıl geride bıraktığını açıkça kanıtlamaktadır. Eleştirel bir bakış açısıyla bakıldığında, Çin’in sıkça vurguladığı “kazan-kazan” söylemi, ilişkinin asimetrik ve dengesiz doğasını gizlemektedir. Almanya, Çin pazarına erişebilmek için teknolojik bilgi ve know-how transferini sürdürmekte; Çin’in devlet destekli şirketleri Avrupa’da hızla pazar payı kazanmakta ve bu süreçte Almanya’da her ay yaklaşık 10 bin civarında iş kaybına yol açmaktadır.[vii]
Yeni Materyalizm ve Aktör-Network Teori (ANT)[viii] çerçevesinde analiz edildiğinde, Merz ziyareti salt diplomatik bir olay olmaktan çıkıp, insan ve insan-dışı aktörlerin heterojen bir ağ içinde birbirini şekillendirdiği dinamik bir montaj haline gelmektedir. Latour’un ANT’ına göre, “aktör” insanlarla sınırlı değildir; bir elektrikli araç bataryası, nadir toprak elementi veya algoritmik ticaret platformu da eşit derecede ajandır. Bu ziyarette Çin’in önerdiği “temiz enerji, gömülü uzmanlık, biyoteknoloji ve endüstriyel dijitalleşme” alanları, tam da bu insan-dışı aktörlerin ön plana çıktığı sahalardır.[ix]
Embodied AI, örneğin Unitree Robotics’in robotları, teknolojik bir ürün değil, Alman sanayiinin geleneksel emek-yoğun modelini bozan ve yeni tedarik zinciri konfigürasyonları dayatan bir aktördür. Nadir toprak elementleri “canlı” bir maddesellik taşımaktadır: Çin’in ihracat kısıtlamaları, bu elementlerin “ajansı” sayesinde Alman EV (elektrikli araçlar) üretim hatlarını durdurabilmekte, dolayısıyla Merz’in müzakere masasındaki konumunu belirlemektedir. Tedarik zincirleri ise bir “ağ” olarak işlemektedir; Alman kimya devi BASF’ın Çin’deki yatırımları ile Siemens Energy’nin tesisleri, insan kararlarını aşan bir momentum kazanmıştır.
Ziyaret sırasında imzalanması muhtemel anlaşmalar (örneğin Çin-Almanya Ekonomik Danışma Komitesi toplantısı) kâğıt üzerindeki metinler değil, lojistik nesneler (uçaklar, konferans salonlarındaki mikrofonlar), dijital imzalar ve veri akışlarıyla birlikte bir değişim sürecidir. Alman firmaları, Çin’de üretim yaparken teknoloji sızdırırken, Çinli rakipler aynı teknolojileri daha ucuz ve devlet destekli olarak Avrupa’ya ihraç etmekte; böylece ağ, Alman sanayiini “de-risking” söylemine rağmen daha da bağımlı kılmaktadır. Ağ içindeki aktörler (Alibaba’nın e-ticaret algoritmaları, Çin’in 5G/6G altyapısı) insan iradesinden bağımsız olarak kendi “programlarını” dayatmaktadır. Bu çerçevede ziyaret, bir güç gösterisi olmaktan ziyade maddi dünyanın politikayı nasıl yaptığının laboratuvarı niteliğindedir.[x]
Daha derinlemesine ANT uygulandığında, ziyaret sırasında planlanan Mercedes-Benz tesisi turu, otomotiv nesnesinin ajansını somutlaştırmıştır. Alman EV’lerin Çin’de “çok pahalı” bulunması ve Çinli rakiplerin (BYD, NIO) batarya teknolojisindeki üstünlüğü, Latour’un “actant” kavramıyla açıklanabilir: Batarya kimyası (lityum, kobalt, nadir topraklar), insan CEO’larının kararlarını aşan bir güçle pazar dinamiklerini yeniden yazmaktadır. Bu nesneler, Alman otomotiv istihdamını eritirken, Çin’in döngüsel ekonomi vurgusunu (pil geri dönüşümü) bir karşı-strateji olarak konumlandırmaktadır.
Benzer şekilde biyoteknoloji ve endüstriyel dijitalleşme alanları, algoritmik aktörlerin (AI tabanlı üretim optimizasyonu) devreye girdiği ağlardır; bu aktörler, Alman firmalarının “know-how”ını Çin’de lokalize ederek orijinal sahibini marjinalleştirmektedir. Tersi durumda, Çin’in sübvansiyonlu nesneleri ağı domine edecektir. Tarihsel-politik sentezde, 19. yüzyıldan beri süren ilişkinin evrimi, ANT açısından bir “değişim” zinciridir. Güncel politikada Merz’in “transatlantikçi” duruşu ile Trump’ın belirsizliği, Çin’i “güvenilir partner” olarak sunmaktadır.
Merz’in Çin ziyareti, Yeni Materyalizm ve ANT lensiyle incelendiğinde, kısa vadeli ekonomik anlaşmaların ötesinde uzun erimli bir ağ yeniden yapılanmasının habercisidir. Önümüzdeki 5-10 yılda, AI ve endüstriyel dijitalleşme gibi insan-dışı aktörler, Sino-Alman ilişkisini belirleyecek; Alman sanayii ya bu teknolojileri içselleştirerek ağda daha eşit bir konum kazanacak ya da Çin’in ürettiği nesnelerin (ucuz robotlar, optimize edilmiş tedarik zincirleri) hegemonyası altında marjinalleşecektir. Ukrayna Krizi bağlamında Çin’in Rusya’ya dolaylı desteği devam ederse, nadir toprak ve kritik mineral ağları Alman savunma sanayiini vuracak; bu da Merz sonrası hükümetleri daha radikal de-risking durumuna itebilir. Ancak ANT’ye göre tam ayrışma imkânsızdır: Ağlar, parçalanmaz, yeniden bağlanır. Sonuç olarak ziyaret “kazan-kazan” anlatısından ziyade ağ yeniden müzakeresidir; başarısı, insan iradesinden çok, yeni nesil tüketim nesnelerinin direncine ve esnekliğine bağlı olacaktır.
[i] “Merz’s China visit: Economic cooperation in focus”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-02-24/Merz-s-China-visit-Economic-cooperation-in-focus-1L1ICBjC9lC/p.html, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] “Sino-German Relations in the Era of Global Interdependence”, CSIS, https://www.csis.org/blogs/new-perspectives-asia/sino-german-relations-era-global-interdependence. (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[iv] Aynı yer.
[v] “Trade, Ukraine and new world order are top concerns on German leader’s visit to China”, AP News, https://apnews.com/article/china-germany-chancellor-merz-visit-beijing-xi-d362fe1d9681f91bb457e16e60e244b0, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[vi] “China says it seeks to deepen cooperation with Germany ahead of Merz visit”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-02-24/China-seeks-to-deepen-cooperation-with-Germany-ahead-of-Merz-visit-1L1BU5P4zqU/p.html, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[vii] “Merz heads to Beijing as Germany Inc. reels from ‘China shock’”, Politico, https://www.politico.eu/article/friedrich-merz-china-beijing-germany-inc-reels-from-shock/, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[viii] “Aktör-Ağ Teorisi: Toplum ve Bilim Nasıl Birbirine Bağlanır?”, Evrim Ağacı, https://evrimagaci.org/aktorag-teorisi-toplum-ve-bilim-nasil-birbirine-baglanir-18628, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[ix] “How Germany fell out of love with China”, The Economist, https://www.economist.com/europe/2026/02/19/how-germany-fell-out-of-love-with-china, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
[x] “German Chancellor Merz heads to China seeking openings as global pressure builds”, Reuters, https://www.reuters.com/business/autos-transportation/german-chancellor-merz-heads-china-seeking-openings-global-pressure-builds-2026-02-24/, (Erişim Tarihi: 24.02.2026).
