Yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi, yarı iletkenlere yönelik küresel talebi artırırken üretim kapasitesinin belirli coğrafyalarda yoğunlaşması ekonomik güvenlik tartışmalarının merkezinde yer almaktadır. Dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi “Tayvan Yarı İletken Üretim Şirketi”ne (TSMC) ev sahipliği yapan Tayvan, bu süreçte küresel yarı iletken tedarik zincirlerinin başlıca merkezlerinden biri olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) gibi aktörlerin üretim kapasitesini çeşitlendirme arayışları, Tayvanlı şirketlerin yurtdışı yatırımlarını giderek daha önemli hale getirmektedir. 2-4 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen SEMICON Taiwan etkinliğinde Foxconn Başkanı Young Liu’nun “Tayvan’da Üretilmiştir” yerine “Tayvan ile Üretilmiştir” yaklaşımını öne çıkarması da bu değişimin sektör içerisindeki yansımalarından biri olmuştur.[i] Bu gelişmeler, yarı iletken üretiminin küreselleşmesinin Tayvan’ın teknolojik gücünü azaltıp azaltmayacağı veya bu gücün uluslararası ilişkilerdeki kullanım biçimini değiştirip değiştirmeyeceği sorusunu gündeme getirmektedir.
Tayvan’ın yarı iletken sektöründeki konumu, uzun süredir “silikon kalkan” yaklaşımı üzerinden değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımın temelinde ileri yarı iletken üretiminin Tayvan’da yoğunlaşmasının küresel ekonomide yarattığı bağımlılığın Tayvan’a stratejik bir önem kazandırdığı düşüncesi bulunmaktadır. Ancak son yıllarda Covid-19 pandemisinin ortaya çıkardığı tedarik zinciri sorunları, ABD-Çin teknoloji rekabeti ve yapay zekâ sektöründeki hızlı büyüme, yarı iletken üretiminin coğrafi yoğunlaşmasını aynı zamanda ekonomik bir kırılganlık haline getirmiştir. Bu nedenle Tayvan’ın teknolojik merkeziyeti kendisi açısından stratejik bir avantaj oluştururken başlıca ekonomik ortakları açısından azaltılması gereken bir tedarik zinciri riski olarak da değerlendirilmektedir.
Bu ikilem en açık biçimde ABD’yle gelişen yarı iletken ilişkilerinde görülmektedir. TSMC’nin Arizona’daki toplam yatırım planı 265 milyar dolara ulaşırken Tayvanlı diğer teknoloji şirketlerinin ABD’de yaklaşık 20 milyar dolarlık ilave yatırım gerçekleştirmeyi planladıkları açıklanmıştır.[ii] Washington’ın yarı iletken üretimini kendi topraklarında artırma politikası, tedarik zincirlerinin dayanıklılığını güçlendirme ve gelişmiş çiplerde dışa bağımlılığı azaltma hedefleriyle bağlantılıdır. Tayvanlı şirketler açısından ise ABD’de üretim kapasitesi oluşturmak, yapay zekâ sektöründeki büyüyen talebe ve önemli müşterilere daha yakın olma imkânı sağlamaktadır. Dolayısıyla üretimin ABD’ye doğru genişlemesi; Tayvan’ın teknolojik kapasitesini başka bir ülkeye taşıdığı tek yönlü bir süreç olarak değil, Amerikan sanayi politikasıyla Tayvanlı şirketlerin ticari çıkarlarının kesiştiği bir alan olarak değerlendirilebilir.
Benzer bir eğilim Avrupa’yla ilişkilerde de ortaya çıkmaktadır. 31 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen ikinci Avrupa-Tayvan Yarı İletken Endüstrisi Diyaloğu’nda Avrupa Chips Act 2.0 önerisi, yapay zekâ çiplerine yönelik artan talep ve veri merkezi altyapıları iki taraf arasındaki sanayi işbirliğinin temel konuları arasında yer almıştır.[iii]TSMC’nin Almanya’daki yatırımı da Tayvan merkezli yarı iletken ekosisteminin Avrupa’ya doğru genişlemesinin önemli örneklerinden biridir. Tayvan Lideri Lai Ching-te ise Avrupa ülkeleriyle teknoloji ortaklıklarının geliştirilmesi için yatırım ve çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik anlaşmaların ilerletilmesi çağrısında bulunmuştur.[iv]Böylece yarı iletken yatırımları, şirketlerin üretim kararları olmaktan çıkarak daha geniş ekonomik ve teknolojik ilişkilerin geliştirilmesinde kullanılan araçlardan biri haline gelmektedir.
Bu noktada “Tayvan ile Üretilmiştir” yaklaşımı, Tayvanlı teknoloji şirketlerinin küreselleşme stratejisindeki değişimi anlamak açısından önem taşımaktadır. Foxconn bu yaklaşımı, Tayvan’ın üretim kapasitesinin yalnızca kendi sınırları içerisinde geliştirilmesi yerine küresel teknoloji ekosistemleriyle daha fazla bütünleşmesi üzerinden tanımlamaktadır. Tayvanlı şirketlerin sermaye, teknoloji, üretim bilgisi ve tedarik zinciri bağlantılarının farklı ülkelerde kurulan üretim ağlarında merkezi bir konum kazanması stratejik değer üretebilir. Dolayısıyla Tayvan’ın yarı iletken kapasitesi, ekonomik ortaklarla ilişkilerin derinleştirilmesinde kullanılan bir çip diplomasisi aracı olarak giderek daha fazla öne çıkmaktadır.
Ancak bu dönüşüm silikon kalkanın önemini tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Aksine Tayvan açısından temel sorun, küresel üretim ağlarının genişletilmesiyle teknolojik merkeziyetin korunması arasında bir denge kurulmasıdır. TSMC’nin özellikle ABD’de artan yatırımları Tayvan’da ileri yarı iletken kapasitesinin yurtdışına kayarak adanın teknolojik üstünlüğünü aşındırabileceğine yönelik endişeleri de beraberinde getirmiştir.[v] Bu endişeler karşısında Tayvan yönetimi, şirketlerin küresel genişlemesini desteklerken en ileri teknolojik kapasitenin ve kapsamlı yarı iletken ekosisteminin adadaki ağırlığını korumaya çalışmaktadır. Bu nedenle mevcut gelişmeler, yarı iletken üretiminin merkezinin Tayvan’dan tamamen uzaklaşmasından ziyade Tayvan merkezli teknolojik ekosistemin farklı coğrafyalara genişlemesine işaret etmektedir.
Bu süreç aynı zamanda çip diplomasisinin sınırlarını da göstermektedir. Tayvanlı şirketlerin yurtdışındaki yatırımları yalnızca siyasi veya diplomatik amaçlarla şekillenmemekte; pazar koşulları, müşteri talebi, üretim maliyetleri, devlet teşvikleri ve sanayi politikaları şirketlerin kararlarında belirleyici olmaya devam etmektedir. ABD ve Avrupa açısından Tayvanlı yatırımların çekilmesi ekonomik güvenlik ve üretim kapasitesinin çeşitlendirilmesi hedeflerine hizmet ederken Tayvan açısından aynı süreç teknolojik kapasitenin ekonomik ortaklıkları güçlendirecek biçimde kullanılması için yeni alanlar yaratmaktadır. Dolayısıyla çip diplomasisi tek taraflı bir etki aracı olmaktan ziyade devletlerin ekonomik güvenlik hedefleriyle şirketlerin ticari çıkarlarının kesiştiği karşılıklı bir ilişki biçimi olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak yarı iletken üretiminin küreselleşmesi, Tayvan’ın teknolojik öneminin ortadan kalkmasından çok bu önemin uluslararası ilişkilerdeki işlevinin çeşitlenmesine yol açabilir. Silikon kalkan yaklaşımında stratejik değer büyük ölçüde üretimin Tayvan’da yoğunlaşmasından kaynaklanırken “Tayvan ile Üretilmiştir” modeli teknolojik kapasitenin ortak ülkelerde kurulan yatırım ve üretim ağları üzerinden de değer üretmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle silikon kalkan ile çip diplomasisini birbirinin alternatifi olarak değerlendirmek yerine Tayvan’ın yarı iletken stratejisinin iki tamamlayıcı boyutu olarak ele almak mümkündür. Bu modelin sürdürülebilirliği ise Tayvanlı şirketlerin küresel üretim ağlarını genişletirken ileri üretim, araştırma-geliştirme ve teknolojik uzmanlık alanlarındaki merkezi konumlarını ne ölçüde koruyabileceklerine bağlı olacaktır.
[i] “Hon Hai Technology Group (Foxconn) Shares View On AI Strength And ‘Made With Taiwan’ At Semiconductor Tech Fests”, Hon Hai Technology Group (Foxconn), https://www.foxconn.com/en-us/press-center/press-releases/latest-news/2101, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).
[ii] “Taiwan flexes chip diplomacy muscles as it faces pressure to share AI wealth with allies”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/taiwan-flexes-chip-diplomacy-muscles-it-faces-pressure-share-ai-wealth-with-2026-09-07/, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).
[iii] “Second EU-Taiwan Semiconductor Industry Dialogue”, European Commission, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/news/second-eu-taiwan-semiconductor-industry-dialogue, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).
[iv] “Taiwan’s chip prowess is built on democracy and rule of law, president says”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/taiwans-chip-prowess-is-built-democracy-rule-law-president-says-2026-09-01/, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).
[v] “TSMC’s most advanced technology to remain in Taiwan: Cabinet”, Focus Taiwan, https://focustaiwan.tw/politics/202607170006, (Erişim Tarihi: 07.09.2026).
