Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) gerçekleştirmesi beklenen ziyaretine geniş bir şirket yöneticileri heyetiyle katılmaya hazırlandığı bildirilmektedir. Şi’nin yurtdışı ziyaretlerine büyük bir iş heyetiyle katılması sık rastlanan bir uygulama değildir. Üstelik söz konusu hazırlık, Çinli şirketlerin ABD’de artan yatırım ve güvenlik incelemeleriyle karşı karşıya olduğu, Pekin’in ise son yıllarda özel sektör üzerindeki düzenleyici denetimini artırdığı bir dönemde gerçekleşmektedir. Heyetin amaçlarından birinin de Çin’in ABD’yle yatırım ve ticari bağları destekleme isteğini göstermek ve Washington’a potansiyel ekonomik kazanımlar sunmak olduğu söylenmektedir.[i] Bu nedenle şirketlerin yeniden lider diplomasisinin görünür bir parçası haline gelmesi, stratejik rekabet koşullarında şirketlerin devletlerarası ilişkilerde üstlenebileceği değişen işlevleri değerlendirmek açısından önem taşımaktadır.
Şi’nin benzer ölçekte bir iş dünyası heyetiyle gerçekleştirdiği son ABD ziyareti 2015 yılında olmuştur. Söz konusu ziyarete Alibaba’nın kurucusu Jack Ma ve Tencent’in kurucusu Pony Ma’nın yanı sıra Çinli bankaların ve kamu şirketlerinin yöneticileri katılmış; Çin, 300 Boeing uçağını kapsayan yaklaşık 38 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştı. Şi ayrıca Apple, Meta ve Amazon gibi Amerikan teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle görüşmüştü. 2026 yılında ise bu diplomatik araç farklı bir ekonomik ortamda kullanılmaktadır. Washington, Çinli elektrikli araçlara yüksek tarifeler uygulamakta; teknoloji, yatırım ve bazı Çinli şirketlerin ABD’deki faaliyetleri ulusal güvenlik çerçevesinde daha yoğun biçimde sınırlandırılmaktadır.[ii] Dolayısıyla 2015 yılında şirketlerin lider diplomasisindeki varlığı genişleyen ticaret ve yatırım ilişkileriyle birlikte değerlendirilirken 2026 yılında şirketlerin işlevi, stratejik rekabet içerisinde sürdürülebilecek ekonomik alanların korunması açısından daha fazla önem kazanmaktadır.
Bununla birlikte şirket yöneticilerinin lider ziyaretlerine katılması tek başına şirketlerin diplomatik süreçte etkili aktörler haline geldiği anlamına gelmemektedir. ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2026 tarihindeki Çin ziyaretine Nvidia Üst Yöneticisi Jensen Huang ve Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu 18 Amerikalı şirket yöneticisi eşlik etmiştir. Ancak Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden (CSIS) Scott Kennedy, kısa sürede oluşturulan Amerikan heyetindeki yöneticilerin süreçte sınırlı bir rol oynadığını belirtirken Çin tarafının yaklaşan ziyarette şirket yöneticilerinin rolünü daha bilinçli biçimde kurgulayabileceğini değerlendirmektedir.[iii] Bu ayrım, şirket diplomasisinin öneminin yalnızca liderlere eşlik eden şirketlerin sayısıyla değil, bu aktörlerin ekonomik gündemin oluşturulmasına ve somut sonuçların ortaya çıkmasına ne ölçüde katkıda bulunduğuyla değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Şirketlerin diplomatik görünürlüğü yalnızca lider ziyaretleriyle de sınırlı değildir. Eylül ayının başında Visa, Apple, Qualcomm ve Boeing gibi şirketlerin üst düzey yöneticilerinin yer aldığı ABD-Çin İş Konseyi (USCBC) heyeti Pekin’de Çinli yetkililerle görüşmüştür. USCBC bu temaslarda hükümet ile özel sektör arasında köprü görevi üstlenebileceğini ve siyasi diyaloğun somut ticari sonuçlara dönüştürülmesine katkı sağlayabileceğini belirtmiştir.[iv] Dolayısıyla şirketler, devletler arasındaki siyasi kararların sonuçlarından etkilenen ekonomik aktörler olmanın yanı sıra piyasa erişimi, yatırım ortamı ve düzenleyici engeller gibi sorunların hükümetler arasındaki diyaloğa aktarılmasına katkı sağlayabilecek tamamlayıcı kanallar olarak da öne çıkmaktadır.
Bu işlev, Washington’ın Pekin’le ekonomik ilişkilere yönelik mevcut yaklaşımıyla birlikte değerlendirildiğinde daha belirgin hale gelmektedir. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Washington’ın Pekin’le kapsamlı bir ticaret anlaşması aramadığını ve temel amacın ikili ilişkiyi yönetmek olduğunu belirtmiştir.[v] Bu doğrultuda iki ülke Mayıs 2026 tarihinde Board of Investment ve Board of Trade mekanizmalarını oluşturmuştur. Ancak Çin yatırımlarına yönelik ABD’deki ortam nedeniyle ilk mekanizmadan önemli sonuçlar elde edilmesine yönelik beklentiler sınırlı kalırken, ikincisi kapsamında taraflar yaklaşık on “hassas olmayan” ürün kategorisi üzerinde görüşmekte, ancak hangi ürünlerin bu kapsamda değerlendirileceği konusunda henüz uzlaşamamaktadır. Bu tablo, ABD-Çin ekonomik ilişkilerinin bütün sektörlerde aynı yönde ilerlemediğini göstermektedir. Elektrikli araçlar, teknoloji ve kritik mineraller gibi alanlarda ulusal güvenlik kaygıları ekonomik etkileşimi sınırlandırırken tarım ve stratejik açıdan hassas kabul edilmeyen belirli ürünlerde ticari temasın sürdürülmesine yönelik arayış devam etmektedir. Dolayısıyla mevcut eğilim, ekonomik bağların bütünüyle genişletilmesi veya koparılmasından ziyade hangi alanlarda sürdürülebileceğinin yeniden belirlenmesine işaret etmektedir.
Çin’de özel sektörün değişen konumu da şirketlerin bu süreçteki rolünü anlamak açısından önem taşımaktadır. Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren ve Çin’in özel ekonomiye yönelik ilk temel yasası olan Özel Sektörü Teşvik Yasası; adil rekabet, yatırım ve finansman, teknolojik inovasyon ve özel şirketlerin haklarının korunmasına ilişkin hukuki çerçeveyi güçlendirmiştir. Düzenleme aynı zamanda hükümet ile şirketler arasındaki iletişim mekanizmalarını geliştirmeyi amaçlamakta; özel şirketlerin yurtdışı faaliyetlerinin desteklenmesi ve bu faaliyetlere ilişkin hukuki hizmetlerin güçlendirilmesi de mevcut politika çerçevesinin bir parçasını oluşturmaktadır.[vi] Bu nedenle özel şirketlerin uluslararası ekonomik temaslardaki görünürlüğünün artmasını bu aktörlerin devletten bağımsızlaşması şeklinde değerlendirmek yanıltıcı olacaktır. Aksine şirketler kendi ticari çıkarlarını takip ederken aynı zamanda Çin’in ekonomik ve teknolojik hedeflerinin şekillendirdiği daha geniş politika ortamı içerisinde faaliyet göstermektedir.
Bu çerçevede şirketler, stratejik rekabet ortamında hükümetler arasındaki ekonomik temasları tamamlayan bir işlev üstlenebilir. Şirket yöneticilerinin lider ziyaretlerine katılması ticari bağların sürdürülmesine yönelik siyasi bir sinyal verirken piyasa erişimi, yatırım koşulları ve düzenleyici sorunların devletlerarası gündeme taşınmasına da katkı sağlayabilir. Nitekim yaklaşan Çin heyetinin amaçlarından birinin ABD’yle yatırım ve ticari bağların desteklenmesine yönelik iradeyi göstermek olduğu belirtilmektedir. Kapsamlı ekonomik anlaşmaların zorlaştığı mevcut ortamda şirketler, sınırlı ticari ve sektörel işbirliklerinin geliştirilmesinde de rol oynayabilir. Dolayısıyla şirket diplomasisinin önem kazanması, stratejik rekabetin zayıflamasından çok ekonomik uzlaşının giderek daha sınırlı alanlarda mümkün hale gelmesinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Şirketlerin artan diplomatik görünürlüğü, ABD-Çin ilişkilerinin yönünü bağımsız biçimde belirleyebilecekleri anlamına gelmemektedir. Teknoloji kontrolleri, tarifeler ve ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulanan yatırım kısıtlamaları, ekonomik faaliyetlerin sınırlarını belirlemeye devam etmektedir. Bu nedenle şirketler stratejik rekabetin dışında hareket eden aktörlerden ziyade devletlerin çizdiği sınırlar içerisinde ekonomik temasın sürdürülebileceği alanların korunmasına katkı sağlayan tamamlayıcı aktörler olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak Şi Cinping’in geniş bir şirket heyetiyle ABD’ye gitme hazırlığı, stratejik rekabetin şirketlerin diplomatik önemini ortadan kaldırmadığını, ancak bu rolün niteliğini değiştirdiğini göstermektedir. Mevcut koşullarda şirket diplomasisi, ekonomik entegrasyonu yeniden genişletmekten çok stratejik rekabet içerisinde ekonomik ayrışmanın sınırlarını yönetmeye ve sürdürülebilecek işbirliği alanlarını korumaya yönelik bir işlev kazanmaktadır. Bu durum aynı zamanda ABD-Çin ekonomik ilişkilerinin bütünüyle kopuş veya yeniden yakınlaşma üzerinden değil, stratejik açıdan hassas alanların sınırlandırıldığı daha seçici bir angajman çerçevesinde şekillenebileceğine işaret etmektedir. Şi’nin 24 Eylül 2026 tarihinde Washington’a gerçekleştirmesi beklenen ziyaretin sonuçları ise bu eğilimin yönünü daha açık biçimde ortaya koyabilir. Görüşmelerden çıkabilecek ekonomik sonuçların kapsamı, şirketlerin iki ülke arasındaki sınırlı işbirliği alanlarını genişletebilen aktörlere mi dönüşeceğini, yoksa varlıklarının ekonomik diyaloğun devam ettiğine yönelik siyasi bir sinyal olarak mı kalacağını değerlendirmek açısından önemli olacaktır.
[i] “China’s Şi to bring large CEO delegation on US visit, sources say”, Reuters, https://www.reuters.com/business/retail-consumer/exclusive-chinas-Şi-bring-large-ceo-delegation-us-visit-sources-say-2026-09-04/, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] Aynı yer.
[iv] “USCBC Annual Board Delegation Visit to China”, The US-China Business Council, https://www.uschina.org/news-releases/uscbc-annual-board-delegation-visit-to-china/, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).
[v] “Greer says agriculture, non-tariff barrier announcements likely during Şi visit”, Reuters, https://www.reuters.com/business/autos-transportation/greer-says-agriculture-non-tariff-barrier-announcements-likely-during-Şi-visit-2026-09-03/, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).
[vi] “Private sector promotion act to advance quality development”, Ministry of Justice of the People’s Republic of China, https://en.moj.gov.cn/2025-08/25/c_1118961.htm, (Erişim Tarihi: 04.09.2026).
