Yemen’in batı sahilinde son günlerde hız kazanan çatışmalar, Babülmendep Boğazı’nı yeniden bölgesel güvenlik gündeminin merkezine taşımıştır. Husilerin Mocha’nın ardından Dhubab ve Hanish Adaları’nda ilerlemesi ve Babülmendep’in içerisinde bulunan stratejik Perim (Mayyun) Adası’na ulaşması, Yemen’deki askeri dengelerin ötesinde sonuçlar doğurabilecek bir gelişmedir.[i] Babülmendep’in stratejik konumu nedeniyle bölgedeki istikrarsızlık, enerji akışlarını ve Avrupa-Asya deniz ticaretini doğrudan etkileyebilmektedir. Ancak mevcut gelişmeleri önceki Kızıldeniz krizlerinden ayıran temel unsur, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar nedeniyle alternatif enerji güzergâhlarının önem kazandığı bir dönemde ortaya çıkmalarıdır. Bu nedenle Babülmendep’te artan güvenlik riskleri, bölgesel bir çatışmanın küresel enerji ve ticaret sistemine ne ölçüde yansıyabileceği sorusunu gündeme getirmektedir.
Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemiler Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşırken bu güzergâhın kullanılamaması durumunda Ümit Burnu çevresinden daha uzun bir rota izlenmesi gerekmektedir. Nitekim 2023 yılının sonlarından itibaren Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar birçok denizcilik şirketinin rotalarını değiştirmesine, taşıma sürelerinin uzamasına ve maliyetlerin artmasına neden olmuştur.[ii] Son askeri ilerleyiş ise Husilerin boğazdaki deniz trafiği üzerinde baskı oluşturma kapasitelerini artırmaktadır.
Mevcut gelişmelerin daha geniş etkisini anlamak için Babülmendep ile Hürmüz Boğazı arasındaki bağlantıya bakmak gerekmektedir. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) verilerine göre 2025 yılının son çeyreğinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 21,6 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşınırken bu miktar 2026 yılının ikinci çeyreğinde 4,9 milyon varile gerilemiştir. Aynı dönemde Babülmendep’ten geçen petrol miktarı ise günlük 5,4 milyon varilden 8,1 milyon varile yükselmiştir.[iii] Bu değişimde Suudi Arabistan’ın Hürmüz’deki kesintiler karşısında petrol akışının bir bölümünü Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na yönlendirmesi önemli rol oynamıştır. Böylece Hürmüz’deki kırılganlığı azaltan alternatif güzergâhlardan biri olan Babülmendep’in kendisinin güvenlik baskısıyla karşı karşıya kalması, iki boğaz arasındaki ilişkiyi bir stratejik ikame ilişkisinden karşılıklı kırılganlık ilişkisine dönüştürmektedir. Orta Doğu açısından ortaya çıkan “çifte boğaz” kırılganlığının temelinde de iki boğazın aynı anda kapanması ihtimalinden çok, birindeki kesintiyi telafi edebilecek seçeneklerin diğerindeki istikrarsızlık nedeniyle daralması bulunmaktadır.
10 Eylül 2026 tarihinde Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari emtia gemilerinin sayısı yediye kadar gerilemiştir. Savaş öncesindeki günlük ortalamanın yaklaşık 125 seviyesinde olması, mevcut kırılganlığın boyutunu göstermektedir. Aynı dönemde Babülmendep’te deniz trafiği devam etmiş ve 11 Eylül tarihinde 26 emtia gemisinin boğazdan geçtiği kaydedilmiştir.[iv] Dolayısıyla mevcut aşamada Babülmendep’in kapanmasından söz etmek mümkün değildir. Asıl risk, Hürmüz’deki azalan geçişler nedeniyle önemi artan bir alternatif güzergâhın güvenliğinin aynı dönemde daha kırılgan hale gelmesidir. Nitekim bölgedeki arz ve deniz taşımacılığına ilişkin endişelerin etkisiyle Brent petrol fiyatları 11 Eylül itibarıyla varil başına 100 dolar seviyesinin üzerinde seyretmiştir.[v]
Bu tablo özellikle Suudi Arabistan açısından stratejik bir açmaz ortaya çıkarmaktadır. Doğu-Batı Boru Hattı ve Yanbu Limanı, Riyad’a Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan petrol ihraç edebilme kapasitesi sağlamaktadır. Ancak Kızıldeniz üzerinden uluslararası pazarlara yönelen sevkiyat açısından Babülmendep’in güvenliği de önem taşımaktadır. Bu nedenle Yemen’in batı sahilindeki gelişmeler, Suudi Arabistan açısından yalnızca komşu bir ülkedeki askeri dengelerle değil, Hürmüz’e alternatif enerji ihracat güzergâhlarının güvenliğiyle de bağlantılı hale gelmektedir. Bir geçiş noktasındaki riski azaltmak için geliştirilen alternatifin başka bir güvenlik sorunuyla karşılaşması, enerji arz güvenliğinin yalnızca üretim kapasitesine değil bu üretimi küresel pazarlara taşıyan güzergâhların dayanıklılığına da bağlı olduğunu göstermektedir.
İki boğazdaki risklerin eşzamanlı hale gelmesinin küresel bir krize dönüşüp dönüşmeyeceği ise yalnızca deniz geçişlerinin tamamen kesilip kesilmemesine bağlı değildir. Enerji arzındaki belirsizlik, sigorta ve navlun maliyetlerindeki artış, gemilerin daha uzun güzergâhlara yönelmesi ve teslimat sürelerinin uzaması da bölgesel güvenlik sorunlarının küresel ekonomiye aktarılmasına neden olabilir. Nitekim Avrupa Birliği’nin ticari gemileri korumak ve seyrüsefer serbestisini desteklemek amacıyla yürüttüğü EUNAVFOR Aspides operasyonunun görev süresinin Şubat 2027 tarihine kadar uzatılmış olması, Babülmendep ve çevresindeki deniz güvenliğinin uluslararası aktörler açısından süregelen önemini göstermektedir.[vi] Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD), son yıllarda Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı çevresindeki kesintilerin gemileri Ümit Burnu güzergâhına yönlendirdiğine ve bunun taşıma maliyetleri, gecikmeler ve tedarik zincirlerinin güvenilirliği üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekmektedir.[vii] Hürmüz ve Babülmendep’teki risklerin aynı anda devam etmesi durumunda ise küresel sistemin alternatif rotalar yoluyla bu kesintileri telafi etme kapasitesi daha fazla baskı altında kalabilir. Dolayısıyla bölgesel bir güvenlik krizinin küresel ekonomik etkiler üretme ihtimali yalnızca boğazların tamamen kapanması üzerinden değil, mevcut alternatiflerin giderek daralması ve daha maliyetli hale gelmesi üzerinden de değerlendirilebilir.
Babülmendep’in artan stratejik öneminin Yemen’deki barış süreci açısından sonuçları da göz ardı edilmemelidir. Yemen’de 2022 yılında Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından geniş çaplı çatışmaların görece azalması siyasi çözüm için önemli bir alan yaratmış olsa da kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşılamamıştır. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Ağustos 2026 tarihinde Yemen’in 2022 ateşkesinden bu yana geniş çaplı çatışmaya geri dönüş açısından en ciddi riskle karşı karşıya olduğunu belirtmiş; Hürmüz’deki kriz nedeniyle bölgesel ticaret ve enerji akışları zaten baskı altındayken Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki saldırıların Yemen’i daha geniş bölgesel gerilimlerle daha fazla ilişkilendirebileceği uyarısında bulunmuştur.[viii] 7 Eylül 2026 tarihinde yeniden yoğunlaşan çatışmaların ardından Grundberg, geniş çaplı çatışmaya dönüşün siyasi çözüme giden yolu daha da zorlaştıracağını vurgulamış ve taraflara mevcut askeri koordinasyon mekanizmalarını kullanma çağrısı yapmıştır.[ix]
Bu durum Yemen barış süreci açısından önemli bir ikilem yaratmaktadır. Babülmendep’in küresel enerji ve ticaret güvenliği açısından taşıdığı önemin artması, uluslararası aktörlerin Yemen’de istikrarın korunmasına yönelik çıkarlarını güçlendirebilir. Ancak aynı süreç, Yemen’deki yerel aktörlerin bölgesel güç dengeleri açısından önemini artırarak Yemen’deki çatışmanın bölgesel rekabetlerle daha fazla iç içe geçmesine neden olabilir. Dolayısıyla Yemen’in jeostratejik öneminin artması siyasi çözümü kendiliğinden kolaylaştırmamaktadır.Aksine Babülmendep’in güvenliğinin enerji akışları ve küresel deniz ticaretiyle daha fazla ilişkilendirilmesi, Yemen’de barışı daha gerekli hale getirirken bu barışın gerçekleşeceği siyasi ortamı daha karmaşık hale getirebilir.
Sonuç olarak Husilerin Yemen’in batı sahilindeki ilerleyişi, Babülmendep’in güvenliğini yeniden bölgesel ve küresel gündemin önemli başlıklarından biri haline getirmiştir. Mevcut koşullarda boğazdaki ticari trafiğin devam etmesi doğrudan bir küresel enerji veya ticaret krizinden söz etmeyi mümkün kılmamaktadır. Ancak Hürmüz’deki kırılganlığın alternatif enerji güzergâhlarına olan bağımlılığı artırdığı bir dönemde Babülmendep’in de güvenlik baskısıyla karşı karşıya kalması, Orta Doğu’daki kritik deniz geçiş noktalarının birbirinden bağımsız değerlendirilmesini giderek zorlaştırmaktadır. Önümüzdeki dönemde belirleyici olan yalnızca iki boğazdaki askeri gelişmeler değil, enerji ve ticaret sisteminin bu güzergâhlardan birinde yaşanabilecek yeni bir kesintiyi ne ölçüde telafi edebileceği olacaktır. Bu nedenle “çifte boğaz” kırılganlığının küresel bir krize dönüşme ihtimali, boğazların tamamen kapanmasından önce alternatif rotaların daralması, taşıma maliyetlerinin yükselmesi ve bölgesel çatışmanın Yemen’deki siyasi çözüm alanını daha fazla sınırlandırması üzerinden değerlendirilebilir.
[i] “Yemen’s Houthis reach strategic island at mouth of vital shipping lane”, Reuters, https://www.reuters.com/world/middle-east/yemens-houthis-reach-strategic-island-mouth-vital-shipping-lane-2026-09-11/, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[ii] Reuters, “Explainer-Why is the Bab el-Mandeb Strait so important?”, Investing.com, https://www.investing.com/news/commodities-news/explainerwhy-is-the-bab-elmandeb-strait-so-important-4896052, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[iii] “Short-Term Energy Outlook – Energy Security”, U.S. Energy Information Administration (EIA), https://www.eia.gov/outlooks/steo/report/energysecurity/article.php, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[iv] “Hormuz shipping traffic falls to single digits, data shows”, Reuters, https://www.reuters.com/world/middle-east/hormuz-shipping-traffic-falls-single-digits-data-shows-2026-09-11/, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[v] “Oil set for weekly gain of over 7% on supply disruptions; US diesel hits record high”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/oil-prices-set-end-week-over-100-first-time-nearly-4-months-2026-09-11/, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[vi] “Red Sea: Council extends the mandate of Operation ASPIDES to safeguard freedom of navigation”, Council of the European Union, https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2026/02/23/red-sea-council-extends-the-mandate-of-operation-aspides-to-safeguard-freedom-of-navigation/, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[vii] “At Maritime Summit, UNCTAD highlights impact of disruptions”, UNCTAD, https://unctad.org/news/maritime-summit-unctad-highlights-impact-disruptions, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[viii] “Briefing by the UN Special Envoy for Yemen, Hans Grundberg, to the Security Council”, Office of the Special Envoy of the Secretary-General for Yemen (OSESGY), https://osesgy.unmissions.org/en/node/136496, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
[ix] “Statement by the UN Special Envoy for Yemen on recent escalation”, OSESGY, https://osesgy.unmissions.org/en/node/136655, (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
