Analiz

Karadeniz ve Hürmüz’deki Deniz Güvenliği Tehditlerinin Karşılaştırmalı Analizi

İki bölgedeki saldırıların farkları ele alındığında ise Hürmüz’ün Karadeniz’den daha sistemik bir etkiye sahip olduğu söylenebilir.
İnsansız sistemler artık deniz güvenliği tehdidinin niteliğini değiştirmiştir.
Her iki bölgedeki saldırı ve saldırı tehdidinin artması, deniz taşımacılığına ilişkin risk algısını yükseltirken, gemilerin geçişten kaçınmasına neden olmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Karadeniz ve Hürmüz Boğazı, farklı jeopolitik bağlamlara sahip olmakla birlikte 2026 yılında deniz güvenliği, enerji arzı ve ticari gemilerin korunması açısından giderek daha fazla benzerlik gösteren iki kritik deniz alanı hâline gelmiştir. Karadeniz’de tehditler, Rusya-Ukrayna Savaşı çerçevesinde insansız hava ve deniz araçları (İHA-İDA) ve füze saldırılarıyla savaş gemilerinden ticari gemilere ve limanlardan enerji altyapısına doğru genişlerken; Hürmüz’de temel tehdit, ticari gemilerin hedef alınması ve dünyanın en önemli enerji düğüm noktalarından[i] birinde taşımacılık güvenliğinin ciddi biçimde kısıtlanmasıdır.

Karadeniz’deki son gelişmeler, savaşın yalnızca askerî hedeflerle sınırlı kalmadığını, deniz taşımacılığı ve enerji altyapısının da çatışmanın önemli hedefleri hâline geldiğini gösterirken, özellikle son dönemde Ukrayna’nın Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki enerji ve liman altyapısına ve Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu iddia ettiği gemilere yönelik dron saldırıları yoğunlaşmıştır. Saldırıların en önemli örneklerinden biri, Kazak petrolünün Karadeniz üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasında kritik rol oynayan Novorossiysk yakınlarındaki Caspian Pipeline Consortium (CPC) Marine Terminali’ne yönelik saldırıdır. Temmuz 2026 tarihinde CPC Marine Terminali’nde petrol yükleyen Nelsa tankerinin dron saldırısına uğramasının ardından terminaldeki yükleme faaliyetleri geçici olarak durdurulmuş ve CPC üzerinden gerçekleştirilen petrol ihracatında önemli aksamalar meydana gelmiştir. Reuters’a göre; temmuz ayında CPC petrol yüklemeleri önceki seviyelere kıyasla yaklaşık %20 azalmıştır.[ii] Buna ek olarak 14 Ağustos 2026 tarihinde Novorossiysk’teki ayrı bir tesis olan Sheskharis Petrol Terminali’ne yönelik dron saldırısı sonrasında ham petrol yüklemeleri geçici olarak durdurulmuştur. Yaklaşık 700.000 varil/gün kapasiteye sahip Sheskharis Terminali, Rus petrolünün yanı sıra Kazakistan petrolünün de dünya piyasalarına ulaştırılmasında önemli bir merkezdir.[iii]

Terminallerle birlikte gemilere yönelik gerçekleştirilen dron saldırıları sonucunda çatışmayla hiç ilgisi olmayan gemi insanlarının ölümüne/yaralanmasına, güvenlik riski bulunan limanlara yapılan sefer iptallerine, seferlere devam eden şirketlerin filosundaki gemilerde çalışacak personel temininde sorun yaşanmasına ve sigorta/işletme maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Konuyla ilgili olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı, savaşın Karadeniz’e ve sivil gemilere giderek daha fazla yayıldığını belirterek seyrüsefer güvenliği için somut önlemler alınması çağrısında bulunmuştur.[iv] Novorossiysk gibi Rus limanlarının güvenlik zafiyeti, Novorossiysk çıkışlı Rus ve Kazak petrol taşımacılığındaki düşüşte önemli rol oynamış; ağustos ayının ilk yarısında Rusya’nın batı limanlarından petrol ihracatı, planlanan seviyenin yaklaşık %15 altında kalmıştır.[v]

Hürmüz Boğazı’nda da İran’a yönelik askerî operasyonlar ve İran’ın karşılık vermesi sonucunda tankerler ve diğer ticari gemiler; saldırı, mayın, füze, İHA/İDA ve geçiş engelleme riskleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Hürmüz Körfezi çevresindeki saldırıların gemi insanları ve ticari gemiler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtmiş; güvenli geçiş için gerekli koşulların ortadan kalktığına dikkat çekmiştir. 2026 yazında normal deniz trafiğinin savaş öncesine kıyasla dramatik biçimde azalması, tehdidin artık gemilere yönelik saldırıların ötesine geçerek enerji arzı ve küresel tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturmaktadır.

İki bölge benzer özellikler açısından karşılaştırıldığında, ilk olarak her iki bölgedeki saldırı ve saldırı tehdidinin artması, deniz taşımacılığına ilişkin risk algısını yükseltirken, gemilerin geçişten kaçınmasına neden olmaktadır. İkinci olarak, ticari gemilerin artık çatışmanın dolaylı mağdurları değil, deniz güvenliği krizinin temel unsurlarından biri haline geldiği söylenebilir. Karadeniz’de Türk sahipli gemilerin hedef alınması bu durumu Türkiye açısından somutlaştırırken, Hürmüz’deki tanker saldırıları küresel ölçekte ticari deniz taşımacılığını etkilemektedir. Son olarak insansız sistemler artık deniz güvenliği tehdidinin niteliğini değiştirmiştir. Karadeniz’de Ukrayna’nın uzun menzilli İHA/İDA ve füze kapasitesi, konvansiyonel olarak daha güçlü olan Rusya’nın savaş gemilerini, limanlarını ve enerji altyapısını tehdit etmesine olanak sağlarken, Hürmüz’de ise İran’ın İHA, USV, füze, hızlı saldırı botları ve mayın kapasitesi, ABD’nin konvansiyonel deniz üstünlüğüne rağmen deniz trafiğini tehdit edebilmektedir.

İki bölgedeki saldırıların farkları ele alındığında ise Hürmüz’ün Karadeniz’den daha sistemik bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Çünkü Hürmüz’de alternatif deniz güzergâhlarının kapasitesi sınırlıdır ve boğazın işlevinin ciddi biçimde aksaması, sınırlı alternatifler nedeniyle doğrudan küresel enerji piyasalarına yansımaktadır. Bir diğer fark ise Karadeniz’de tehdidin daha çok dağıtık bir “Denizlerin Reddi”[vi] niteliğindeyken, Hürmüz’de coğrafyanın etkisiyle “düğüm noktasının kullanımının engellenmesi (chokepoint denial)” niteliğindedir.  Karadeniz’deki bir saldırı belirli limanları, gemileri veya enerji terminallerini etkilerken, Hürmüz’deki güvenlik krizi çok daha geniş bir deniz ticareti ağını aynı anda etkileyebilmektedir. Bir diğer fark ise Karadeniz’deki İHA/İDA saldırılarının gemi ve mürettebat güvenliğini tehdit ederek liman ziyaretlerinin risk düzeyini ve buna bağlı olarak sigorta ve işletme maliyetlerini artırırken, Hürmüz’de ise saldırı ve saldırı tehdidinin yarattığı yüksek risk algısının deniz trafiğinin önemli ölçüde azalmasına yol açarak enerji arzı ile küresel tedarik zincirleri üzerinde daha geniş ölçekli sonuçlar doğurmasıdır.

Sonuç olarak, son dönemde yaşanan gelişmeler, Karadeniz’de deniz güvenliği kavramının savaş gemilerinin korunmasından ticari gemilerin, enerji terminallerinin ve uluslararası deniz ticareti koridorlarının korunmasına doğru genişlediğini göstermektedir. Karadeniz ve Hürmüz saldırıları birlikte değerlendirildiğinde, çağdaş deniz güvenliği tehditlerinin “gemiye saldırı” ile sınırlı olmadığı, saldırı tehdidinin liman güvenliği, enerji ihracatı, sigorta maliyetleri, sefer planlaması ve alternatif enerji koridorlarının güvenliği üzerinde zincirleme etkiler yarattığı görülmektedir.


[i] Choke point: Denizcilikte stratejik önemi olan, gemi trafiğinin yoğunlaştığı dar geçitler veya boğazlar.

[ii] “Drone attacks reduce July CPC oil loadings by a fifth, sources say”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/drone-attacks-reduce-july-cpc-oil-loadings-by-fifth-sources-say-2026-08-07/, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).

[iii] “Russia’s Black Sea’s Sheskharis terminal halts loadings after drone attack, sources say”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/russias-black-seas-sheskharis-terminal-halts-loadings-after-drone-attack-sources-2026-08-14/, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).

[iv] “No: 151, 4 August 2026, Regarding Attacks on Turkish-Owned Civilian Vessels in the Black Sea”, Republic of Türkiye MFA, https://www.mfa.gov.tr/no_-151_-karadeniz-de-turk-sahipli-sivil-gemilere-yonelik-saldirilar-hk.en.mfa, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).

[v] “Oil exports from Russia’s western ports drop 15% below plan, traders say”, Reuters, https://www.reuters.com/business/energy/oil-exports-russias-western-ports-drop-15-below-plan-traders-say-2026-08-19, (Erişim Tarihi: 20.08.2026).

[vi] Sea Denial: Zayıf bir donanmanın, mayın ve denizaltı silahı gibi asimetri yaratacak silahlar kullanarak çok güçlü bir donanmanın belli bir deniz alanını serbestçe kullanımına mani olması.

Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
1972 yılında Denizli’de doğdu. 1994 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu. Deniz Kuvvetleri’ndeki 24 yıllık kariyeri süresince değişik denizaltı gemileri ve karargahlarda görev yaptı. Karargâh görevleri arasında Bosna-Hersek AB Gücü Sivil-Asker İş Birliği Başkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı Plan Prensipler Başkanlığı, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargâhı (SHAPE) ve Çokuluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi bulunmaktadır. Sosyoloji alanında yüksek lisans ve Denizcilikte Emniyet, Güvenlik ve Çevre Yönetimi alanında doktora derecesine sahiptir. Milli hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. Araştırma ve çalışma alanları arasında deniz güvenliği, NATO ve AB savunma politikaları bulunmaktadır. İngilizce ve temel seviyede Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler